Etiketler

, , ,

Ezgi Başaran1 milyon 89 bin 615. 10 Kasım Pazar günü Anıtkabir’e giden vatandaşların sayısı.

Rekor kabul edilen önceki yılın iki katından fazla.

Eyüp Can dünkü Radikal’de sordu: Ne oldu, ne değişti?

Ve şöyle cevap verdi: Atatürk bir devlet dayatması olmaktan çıktığı için bugün gerçekten halkın sevgilisi oldu, Anıtkabir’e yoğun ilginin sebebi bu. Ve sonra sordu: Sizce neden?

Eyüp’ün haklı olmasını çok isterdim fakat maalesef bana göre yoğun ilginin sebebi Atatürk’ün devlet katından inmesi, normalleşmesi filan değil. Yine onun sandığının aksine, bundan böyle Atatürk ve erken cumhuriyet dönemiyle ilgili sağduyulu, aklı başında tartışmalar yapılamayacak.

Çünkü olan şudur: Gövde gösterilerinin meydan muharebesi.

Yine iki taraf var. Biri, yıllardır kafasına büyük önder, varoluş sebebi diye kakılan yarı-Tanrı Atatürk’ten sıyrılmanın keyfini göstere göstere, biraz da görgüsüz bir temaşa ile yaşamak istiyor.

Diğeri, Atatürk’e yapılan her eleştiriyi hakaret, her hakareti şahsına, yaşam tarzına, karakterine yapılmış bir saldırı olarak görüyor, kendi çapında bir varoluş mücadelesi verdiğini düşünüyor. Samimiyetle köşeye sıkışmış hissediyor.

Tabelalardan T.C. ibaresinin, andımızın okullardan kaldırılması, devlet nişanından Atatürk siluetinin çıkarılması ulusalcıların, Kemalistlerin tansiyonunu çıkarmaya fazlasıyla yetmişti.

Fakat geçen hafta Başbakan’ın kızlı-erkekli tartışmasıyla ağzından dökülenler Kemalizmden beter bir paternalistik devlet önerirken, bu devletin kurallarını İslami değerleri referans alarak düzenlemekten söz ediyordu. İnsan haklarına aykırıydı, özel hayatı hiçe sayıyordu, baskıcıydı, kör topal da olsa dikilmiş laiklik direğini iyiden iyiye yamultuyordu.

İşte bu noktada “Van minut, van minuuuut” diyenler köhne ulusalcılığın çok ötesinde bir kalabalıktı. Vatandaş ve birey olarak haklarını, özel alanlarını, şahsi kararlarını korumak isteyen bu insanlar bir biçimde tepkilerini göstermek, “Varız” demek istediler. E fırsat da ayaklarına gelmişti: 10 Kasım’dı ve ‘karşı tarafın’ en alerjik bölgesine yani Atatürk’ün kabrine gidilebilirdi.

Anıtkabir ziyaretindeki olağanüstü rakamın bir sebebi buydu. Diğeri de, biraz önce sözünü ettiğim “Atatürk’ten adım adım kurtuluyoruz, yaşasın” temaşası.

9 Kasım akşamından itibaren Twitter’da bir hashtag oluşturuldu ve artık tanıdık hale gelen ‘ekip’lerin gayretiyle trend listesine girdi: “Sirenler Çalmasın Uyuyacağız.” Tahmin edeceğiniz üzere, bu sözün etrafında tartışma sabahlara kadar sürdü. Karşılığında “Ezanlar Okunmasın Uyuyacağız” hashtag’i yaratılarak filan. Tedirgin edici ve acıklı haller.

10 Kasım sabahı iktidara yakın bazı kimselerin sosyal medyada “Ay bu sirenlerden kafam şişti, n’oluyoruz canım” minvalindeki sözleri…

İslamcı bir derginin İslamcı bir gazeteye verdiği ‘Olmasaydı da Olurduk 1881-1938’ ilanı…

Yıllar yılı Kemalist hassasiyetlerle bazen dalga geçen, bazen ciddi ciddi eleştiren kişileri bile “Atamızı saygıyla anıyoruz” noktasına getirdi. Bu noktaya gelenlerin Ankara’da bulunanları da bir pazar günü üşenmeyip Anıtkabir’e gitti.

Olan budur.

Çok sevdiğim bir insanın çok sevdiğim bir sözü vardır: “Of Gazi Paşa Hazretleri, sen soktun sen çıkar bizi bu halden.” Hem Atatürk’ü Tanrı katına taşıyanlarla hem de memleketteki her tür melaneti ona bağlayanlarla dalga geçer. İki tarafa da bi nevi “Saçmalıyorsun, sakin ol şampiyon, güzel güzel konuşalım” der. Der de… Zordur bu işler.

Bu ülkede birçok kimsenin Atatürk sevgisi, bir kurucu lidere minnettarlık seviyesini aşıyor olabilir. Hastalıklı bulunabilir. Atatürk, birçok kimse için de devlet baskısının, endoktrinizasyonun veya asimilasyonun sembolü olabilir. Bir kısım insan Atatürk’e taparken bir kısım insan da ölümüne nefret edebilir. Kimse de niye böylesin diyemez.

Fakat Atatürk’e nefreti muzaffer bir He-Man edasıyla “Güç, bende artık!” gövde gösterisine dönüştürürseniz, hastalıklı bir hassasiyetin üstüne başka bir hastalıklı öç duygusuyla giderseniz ne Atatürk’ü ne de memleketi normalleştirebilirsiniz.

Elde edeceğiniz tek şey: “Bunlar bizi yaşatmayacak Gazi Paşa Hazretleri” feryadı olabilir. Huzurlu bir ülkede duyulacak bir feryat mı, bi düşünün. 

EZGİ BAŞARAN / RADİKAL

Reklamlar