Etiketler

, , , ,

Ertuğrul Özkök:

Ecevit, İspanya Meclisi´ni basan askerlerin önüne çıkan o meclis başkanı gibi. Meclis´i basan bir zihniyetin karşısına dikildi. Ecevit´in bu çıkışının ve orada yaptığı konuşmanın ne kadar tarihi bir öneme sahip olduğunu, o gece o konuşmanın Türkiye´de neleri önlediğini tarih yazacak. Merve Hanım´ın çocuklarını almak için gittiği okulda küçücük öğrencilerden aldığı dersler, bu haddini bildirme sürecinin ilk işaretleridir.

Enis Berberoğlu:

DSP´nin milliyetçi Meclis´te tek başına sergilediği tutum, bize göre de doğrudur: Türbanlı Merve dışarı!

Yalçın Bayer:

Erbakan´ın kuklası olarak, Nazlı Ilıcak´ın koruyucu kanatları altında Türkiye´yi geren Merve, Cumhurbaşkanı ile Genelkurmay Başkanı ve komutanlar yemin törenini izlerken salona girebilir miydi? Fazilet sıralarından başını kaldırıp Demirel ve Kıvrıkoğlu´nun yüzüne bakabilen oldu mu? Biliniz ki hayır.

Ferai Tınç:

TBMM´nin koşullarını hiçe sayarak, kendi doğrusunu zorla dayatmaya kalkıştı. TBMM´nin toplumsal uzlaşmayı yansıtan eğilim ve uygulamalarına omuz silkerek, milletin Meclis´ine sızmaya çalıştı.

Fatih Altaylı:

Şimdi Amerikan vatandaşlığından da atılırsa iyi olacak. Kala kala çok sevdiği ve onu çok seven İran vatandaşlığı kalacak. Gitsin Tahran´a canı çektiği gibi yaşasın. Yarın öbür gün İran da insani bir yönetime geçerse, oradan da Afganistan´a geçer. (´Hadi kızım İran´a!´)

Fatih Altaylı:

Kavakçı´nın Meclis´teki eyleminin, Türkiye Cumhuriyeti´ne bir meydan okuma olduğu açık. Benim anladığım kadarıyla Kavakçı suç işliyor. O zaman hakkında dava açılmalı.

Ne zaman adam oluruz? TBMM, Merve-Nazlı Ilıcak gibilerden temizlendiği zaman.

MERVE Kavakçı önceki gün Meclis´e girdi ve türbanıyla bir süre oturdu. 

Aferin. Boyu 3 santim büyümüş, başı göğe ermiştir.
Aslında Kavakçı´nın şovu bir önem taşımıyor da, bizim politikacılardan korkuyorum.
NE ZAMAN ADAM OLURUZ?
TBMM, Merve-Nazlı Ilıcak gibilerden temizlendiği zaman. (4 Mayıs 1999, Salı)

Hasan Cemal:

Merve Kavakçı, Fazilet milletvekili. Daha Meclis´in ilk gününde türbanıyla meydan okudu. Bunalım kışkırtıcılığı yaptı.

Fikret Bilâ:

Merve Kavakçı olayı, cumhuriyet kurulduğundan ve laik içerik kazandıktan bu yana süregelen rejim karşıtı akımın yansımasıdır.

Oktay EKŞİ

Sabotaj planının sahibi belli ki Necmettin Erbakan’dan başkası değil.
Nazlı Ilıcak‘la Merve Kavakçı da sabotaj planının uygulayıcıları. Görev bölümünü böyle yapmışlar. Ama Erbakan‘la Ilıcak açısından sorun yok. Çünkü bomba onların değil Kavakçı‘nın beline sarılı.
Dün Meclis´te yaşananlar işte bundan ibaret idi. (3 Mayıs 1999, Pazartesi)

OKTAY EKŞİ

Merve Kavakçı kızımızın marifetini kimi ‘‘bir din ve vicdan özgürlüğü sorunu’’ olarak görüyor. ‘‘Herkes istediği gibi giyinir. O nedenle canı isterse başını örter Meclis´e öyle gelir’’ diyor.
Kimi de bu olaydaki asıl amacın ‘‘cumhuriyetin temel değerlerini sabote etmek’’ olduğunu savunuyor.
Biz ikinci görüşü benimseyenlerdeniz.
Çünkü Merve Kavakçı olayında somutlaşan ‘‘başörtüsü’’ artık ‘‘bireysel tercih’’ ifade etmiyor. O ‘‘siyasal bir sembol’’ oldu.
Kaldı ki Merve Kavakçı´nın parlamentoya girip başörtüsüyle görev yapmaya kalkışmasını o kurumun değerleriyle de açıklamak mümkün değil. (5 Mayıs 1999, Çarşamba)

Oktay Ekşi:

Merve olayı, devlete yönelik bireysel bir başkaldırı teşebbüsü ile kendi temel felsefesinden ve kimliğinden fedakarlık yapmamaya kararlı olan Türkiye Cumhuriyeti Devleti arasındaki son raundu bekliyor. Merve kızımız, kiminle dans ettiğini o zaman öğrenecek. 

Bekir Coşkun

Bu komplo içinde Merve bir piyon…
Fazilet Partisi de…
Bundan sonra ya olaylar giderek çığırından çıkacak, ya da Merve gibiler kafalarını örtmek yerine, gözlerini açıp ülkelerine bu büyük kötülüğü yapmayacaklar… (6 Mayıs 1999, Perşembe)

Tufan Türenç

Erbakan, türban olayını Meclis´e taşımak için Merve Kavakçı adlı genç kadını seçtirdi.
Huzura, birliğe en çok gereksinim duyduğumuz bir dönemde huzur bozmak için son numarası da bu oldu….
Cuma gününden itibaren Meclis´te CHP´ye ait en ufak bir iz bile kalmadı.
Meclis´te şimdi artık Merve´ler var. (3 Mayıs 1999, Pazartesi)

Tufan Türenç:

Türban olayının bir tek amacı vardı, o da devlete meydan okumaktı. Ondan sonraki hedef ise laik ve demokratik cumhuriyeti yıkıp yerine bir İslam cumhuriyeti kurmaktı. 

Emin Çölaşan

Necmettin hocaefendi ve adamları, üzerimizden bir oyun oynuyorlar. Bir yasağı delip Meclis´e girecekler ve bir mevzi daha ele geçirecekler. Sonra mahkeme kürsüsüne türbanlı kadın yargıç çıkaracaklar. Adım adım gidecekler. (4 Mayıs 1999, Salı)

Emin Çölaşan:

Belli kesimler şimdi bir tantana yapıyor: ‘Merve milletvekili seçilmiş, mazbatasını almıştır. Yemin etmese bile milletvekilidir. Bütün özlük haklarından yararlanır, maaşını alır, sadece türbanıyla genel kurul ve komisyon çalışmalarına katılamaz.´ Hayır! Anayasa´nın 81. maddesi aynen şöyle başlıyor: ‘TBMM üyeleri göreve başlarken aşağıdaki şekilde ant içerler…´ Demek ki göreve başlaması için milletvekilinin ant içmesi gerekiyor. Yargıtay Ceza Genel Kurulu kararına göre Meclis önünde ant içmeyen Cumhurbaşkanı göreve başlamış sayılmayacak ama Merve isimli kadın, milletvekili olacak! Herkesi uyarıyorum. Bu oyuna gelinmesin.

Ertuğrul Özkök:

(Ecevit) İspanya Meclisi´ni basan askerlerin önüne çıkan o meclis başkanı gibi. Meclis´i basan bir zihniyetin karşısına dikildi. Ecevit´in bu çıkışının ve orada yaptığı konuşmanın ne kadar tarihi bir öneme sahip olduğunu, o gece o konuşmanın Türkiye´de neleri önlediğini tarih yazacak. Merve Hanım´ın çocuklarını almak için gittiği okulda küçücük öğrencilerden aldığı dersler, bu haddini bildirme sürecinin ilk işaretleridir.

Mümtaz Soysal:

Meclis´teki başörtüsü olayı, cumhuriyetin geçmişi ve geleceği bakımından düşündürücüdür.

Enis Berberoğlu:

DSP´nin milliyetçi Meclis´te tek başına sergilediği tutum, bize göre de doğrudur: Türbanlı Merve dışarı!

Enis Berberoğlu:

Merve Kavakçı yıllardır başörtüsü diye tanıdığımız türbana yüklediği siyasi anlamı zorla kabul ettirmek için hem yerleşik siyasi-hukuki düzenle, hem de icrayla kavga etti. (5 Mayıs 1999, Çarşamba)

Kurthan Fişek:

Meclis´te türban olayları olurken, sokakta 1,5 milyon genç insan varken, üst yönetim Meclis´i erkenden terketmeseydi, provokasyona bak, süngüye sarıl!

Şahin Alpay:

Devlet büyüklerimiz ya da TBMM´deki bir azınlık (DSP grubu) öyle istedi diye bir kadın milletvekilinin başını örtememesi demokrasiyle, hukuk devletiyle bağdaşır mı?

Güneri Civaoğlu:

Bir geceyarısı oldu bittiye getirilerek, Merve Kavakçı´nın Meclis kürsüsünde başörtüsüyle yemin etmesi sağlanırsa ne olur? Kimilerinin geceyarısı ne yapacağı belli olmaz.

Abbas Güçlü:

Yıllardır gençler neden Meclis´e girmiyor diye yakınıp duruyorduk. Nihayet biri girdi hem de bir girdi pir girdi. Adı da Merve Kavakçı. Sanki Türkiye´de gençlerin başka hiçbir sorunu yokmuş gibi türbanıyla ortalığı kastı kavurdu. 

Zeynep Göğüş:

Bilemediniz 30 yıla kalmaz, Merve Kavakçı´nın başörtüsünü hatırlayan kalmayacak. Onca provaya rağmen sahnede iyi değil Merve Kavakçı. Ankara Koleji´nin tiyatro kolunda başarısız, yoksa daha iyi oynardı hayatı. Oyunun senaryosu da iyi yazılmamış, yönetmen beceriksiz. Bu oyun, Cumhuriyet Festivali´nde ödül alacak gibi görünmüyor.

Rauf Tamer:

Merve Kavakçı, hangi kapıdan girdi? Hangisinden girerse girsin, kurallara aykırı bir kıyafetle geldiği savına göre güvenlik görevlilerince niçin engellenmedi?

Ruhat Mengi:

Türkiye, onların TBMM çatısı altında bulunmaya layık olmadıklarına inandı! Yemin töreninde mide bulandırıcı bir yalan havası hakimdi. Merve Kavakçı, fırsat bulsa ‘Demokratik ve laik cumhuriyete ve Atatürk ilke ve inkılaplarına bağlı kalacağına’ yemin ederek bir ikiyüzlülük örneği vermiş olacaktı. Türbanla yemin etmesine izin verilmediği için bunu yapamadı. Peki ya diğerleri?

Güngör Mengi:

Merve Kavakçı´ya okutulan metin, aslında hizmet yerine kavgayı seçmiş olan zihniyetin manifestosu niteliğindedir. Bu zihniyetin defterinde, tartışmaya açık bir uzlaşma niyeti yok. Oldu bittiye dayalı, hileci baskın taktikleri var.

Zülfü Livaneli:

Merve Kavakçı, kişisel özgürlükleri elde etme değil, siyasi bir huruç hareketi yapma misyonunu taşıyor. Buna sistem izin vermez.

Can Dündar:

Meclis, ´Geliyorum´ diye diye gelen kriz karşısında tam aciz bir görüntü verdi ve sorunun çözüm yeri olması beklenirken adeta kaynağı haline geldi.

Can Ataklı:

Gerçekten bir ajan provokatör olan Merve Kavakçı, Meclis´teki tüm partilerin gafletinden yararlanarak, çağdaş ve laik Türkiye´yi yaralayan eylemini gerçekleştirdi. Meclis Genel Kurulu´na girmesi, yemin ettirilmese bile uzun süre oturması rezalettir, skandaldır. Buna neden olan tüm siyasi partileri kınamak gerek. Hüseyin Gülerce: Sayın Erbakan´ın baskılarıyla Sayın Merve Kavakçı seçilecek yerden aday gösterilmeseydi, Meclis daha ilk gününde 28 Şubat´ı çağrıştıran bir gerilimin ve krizin içine girmeyecekti.

İsmet Berkan:

Bundan önceki durum farklıydı. Tartışılan yer, üniversite sınırlarıydı ve Türkiye Cumhuriyeti´nin en temel organlarından biri olan Anayasa Mahkemesi, üniversitelerin kamu alanı olduğuna hükmetmişti. Bu kararı beğenmesek, insan haklarına aykırı bulsak bile ona uymak zorundayız.

Ali Bulaç:

Bülent Ecevit´in gösterdiği tepki beni fazlasıyla şaşırttı. Sayın Ecevit gibi çok sayıda insanın bilinçaltında yatan gerçek niyet ve düşüncelerin böylelikle açığa çıkmış olması önemlidir.

Nuh Gönültaş:

Merve Kavakçı´nın Meclis´e gelip demokratik ve laik düzeni yıkmaya teşebbüs ettikten ve kahraman DSP grubu tarafından düşman kendi sınırlarına geriletildikten sonra Mars´ın en yüksek tepesinden, 864 veya bin 150 rakımlı tepeden (bu rakam orada oturan kişiye göre değişiyor) yapılan açıklama, ideolojik yapılanmaların sevmedikleri insanları yıpratmak için kullandıkları argümanları hatırlatıyordu: ´Bu kişi ajan provokatör.´

Etyen Mahçupyan:

Her şey o kadar süfliydi ki o geceden geriye sadece utanç kaldı.

Ahmet Kekeç:

Ağzı bozuk efradından bir yazar arkadaşımız, kılık kıyafet hakkındaki yasayı hatırlatarak, örtülerin fora edilmesi gerektiğini savunuyordu. Sanki milletvekilleri 657´ye tabiymiş, kılık kıyafeti düzenleyen yasa, Meclis İç Tüzüğü´nü bağlarmış gibi… Başörtülü bir milletvekili Meclis Genel Kurulu´na girerse, kendilerince bir mevzi kaybetmiş olacaklar. Bunun hırçınlığı ve öfkesiyle milletvekillerini götürüp 657 sayılı yasaya tabi memurin bordrosuna dahil ediveriyorlar. Ve hiç utanmıyorlar. Başörtülü Meclis´e girilemezmiş… Kim diyor? Nerede yazılı? Onlar milletin vekilidir, millete hesap verirler.

Taha Kıvanç:

Yeni dönemin açılışı ve yemin töreni için toplanan Millet Meclisi´ne basın locasından bakınca, ´Ne garip´ diye düşünmeden edemedim, ´Rejimin yıkılması veya devamı, 30 yasındaki bir genç kadının sırtına emanet edilmiş görünüyor…´ İstanbul´dan milletvekili seçilen Merve Kavakçı başını açarsa rejim devam edebilecek, aksi halde, yani başörtülü geldiği takdirde bazılarına göre rejim yıkılabilir… Üff, bir genç kadın için ne kadar zor bir durum..

Toktamış Ateş:

Ben bu tutumu, özgürlüklerime yönelmiş bir tehdit olarak görüyor ve değerlendiriyorum. Sokaktaki insanın başörtüsünden rahatsız olmasam bile TBMM´deki başörtüsü beni endişelendiriyor.

Reklamlar