Etiketler

, ,

Salih TunaEspriyi biliyorsunuz: Pesimist (kötümser) bardak yarısına kadar boş der, optimist (iyimser) yarısına kadar dolu; Kemalist de Atatürk olmasaydı o bardak olmazdı der.

Peki, Yılmaz Özdil insanı ne der?

Şunu: ‘AKP doldurduysa o bardağı yerim de o suyu içmem…’

Zira…

‘Marmaray’ serlevhalı yazısında şöyle demişti: ‘Yüzerek geçerim, kapısında muska dağıtsalar, gene de bunların yaptığı tüpten geçmem kardeşim…’ (30 Ekim 2013, Hürriyet)

Gelgelelim…

Yılmaz Özdil sözünün eri olsa evine bile gidemez!

AK Parti döneminde yapılan yollardan muhakkak geçmek zorunda çünkü.

Sözünün eri olsa, evinin yolunu bulmasından geçtim, yolda bile yürüyemez!

CHP’li Belediye Başkanı Nurettin Sözen’in her sokak başında önümüze diktiği o çöp dağlarını Sayın Erdoğan İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanı olunca kaldırmadı mı?

Sözünün eri olsa su içemez, bildiğiniz su!

CHP döneminde su akmıyordu. ‘Bunlar’ tesmiye ettiklerinin, dağları delerek kaç bin kilometre yoldan İstanbul’a su getirdiğinden haberi var mı?!

Sözünün eri olsa nefes bile alamaz.

Kirli hava bir kabus gibi çökmüştü İstanbul’un üstüne. Nefes almakta güçlük çekiyorduk. Bu korkunç hava kirliliğini yok etmek için İstanbul’a bir uçtan bir uca doğalgaz döşeyen kimdi? Yılmaz Özdil’in ifadesiyle ‘bunlar’ değil miydi?

O değil de, geçen gün bizim Selahattin H. Kayar aradı; ‘Abi’ dedi, ‘biraz önce Yılmaz Özdil’i Marmaray’da gördüm…’

Yenikapı istasyonundan arıyordu. Biraz önce Marmaray’dan ‘inmişti.’

‘Bir yanlışın olmasın oğlum… Hayatta binmem diye yazı yazıp kendini bağladı adamcağız, niye binsin?..’

‘Orasını bilmem abi, gözlerimle gördüm. Biraz düşünceliydi. Hatta dikkatlice bakınca yüzünü çevirdi…’

‘Oğlum insanlar çift yaratılmış derler. Birine benzetmiş olmayasın…’

‘Kime benzeteceğim abi?..’

‘Ne bileyim, Murat Soydan olabilir, Coşkun Sabah olabilir, Hikmet Sami Türk olabilir…’

‘Hikmet Sami Türk???’

‘Lafın gelişi yani…’

‘O adam bıyıklı değil miydi abi?’

‘Ne olmuş bıyıklıysa. Kesemez mi bıyıklarını. Yaşı başı şemaili benzedi de bir tek bıyıkları mı kaldı?! Ayrıntılarda boğulma oğlum…’

Ayrıntı dedim de aklıma geldi şimdi; CHP’li Şafak Pavey nasıl bir ayrıntı düşkünüdür arkadaş?!

Hani Meclis konuşmasında, ‘Çamlıca parkında sevgilisiyle öpüşen çiçekli başörtülü dar pantolonlu kızlar özgürlüğünü Atatürk’e borçlu…’ dedi ya, onu diyorum.

‘Çiçekli başörtüsü’ ne ya?! Bu ne tuhaf bir tecessüs, bu ne ayıp bir ayrıntı düşkünlüğüdür.

Kenar mahalle ‘kozalaklarının’, bilmem neresinde ben vardı yollu ‘betimlemesi’nden ne farkı var bunun?

Şafak Pavey gibi şirin, tatlı, hatta şeker bir hanımefendiye bu ‘vurgulama’ hiç yakışıyor mu?

O başörtüsünün çiçeğini gördüğün kadar başörtülülerin ikna odalarından nasıl geçirildiğini, okullarından nasıl atıldıklarını, hayatlarının, sevinçlerinin, umutlarının nasıl çalındığını yıllar yılı bir kez olsun neden görmedin?

Bir de, AK Partili başörtülü milletvekillerine, ‘Ülkemizin kadın hakları konusunda neden 120’nci olduğunu anlatmalarını bekliyorum…’ diyorsun.

Ne kadar ayıp!

Kimden ‘açıklama’ bekliyorsun? Mağdur edenden mi mağdur edilenden mi?

Yıllar yılı hayatın dışına itilen, adeta hayattan dışlanan kadınlardan neyin hesabını soruyorsun?

Hesap vermesi gerekenler, başörtülü kadınların hayatın dışına atılmasını isteyerek kadın haklarını ihlal eden Süheyl Batum veya Kamer Genç veya Canan Arıtman’lar değil mi?

Marmaray hakkında Şafak Pavey ne düşünüyor, doğrusu bilmiyorum.

Lakin…

Yılmaz Özdil gibi ‘bunların yaptığı tüpten geçmem’ diyeceğini hiç sanmam. En fazla, Zülfi Livaneli gibi, ‘Marmara’nın üstünden işgal gemileri geldikleri gibi gönderilmeseydi bugün altından o tünel geçirilemezdi…’ diyebilir.

Gördüğünüz gibi Livaneli de ‘bardak olmazdı’ diyenlerden.

Hayır yani, sanki dersin işgal gemilerini kovan o askerler, o tüneli denizin altından geçirenlerin atası değil.

O değil de, Şafak Hanım umarım, ‘Londra’daki Thames Tüneli 1843 de yapıldı; bizim Marmaray neden 2013’e kadar beklemek zorunda kaldı, bunun açıklamasını AKP’li başörtülü milletvekillerinden bekliyorum’ demez.

Şayet böyle açıklama bekliyorsa Yılmaz Özdil’e baksın. Her şeyden evvel Kemalist ezbere çok uygun olur bu.

Üstelik…

Nedensellikleri çok farklı olsa da, ‘Matbaayı istemezuk’ten ‘Marmaray’a binmezuk’e analojik bir köprü kurmakta hiç de güçlük çekmez.

 SALİH TUNA / YENİŞAFAK
Reklamlar