Etiketler

, ,

Ahmet Ay_1Açıkça söylüyorum, Geziciler elini çabuk tutmalı, 30 Mart 2014’ten önce başbakan Erdoğan gitti gitti, bu tarihe kadar başbakan Tayyip Erdoğan gitmediyse biliniz ki 2023’e onun riyasetinde girilecek.

Tayyip Erdoğan tehlikesi hakikaten ciddi boyutlarda!

BM’e ayar veriyor, AB’ni hakkaniyete davet ediyor, küresel sermayeyi yerin dibine batırıyor. Ama ben bu tehlikeden söz etmiyorum, bu asıl tehlikenin! yanında hiç kalır!

Bir de duyarlısınız!

Bu kadar Gezi’niyorunuz ama tehlikeyi! fark etmiyorsunuz,

Siz Mısır’da darbenin neden yapıldığını bilmediğiniz gibi, bu darbenin bize ne yararlar sağladığını! da bilmiyorsunuz. Ama duayenlerin piri Güngör Mengi bu yaşına rağmen olan biteni kavradı da bu “Y” kuşağı (ne menem şeyse) yine de anlamadı: “Mısır’daki olaylar, bize uyku hâlinde kabul ettirilen din temelli değişiklikleri fark etmemizi sağladığı için yararlı olmuştur.” diyor G Mengi siz yine anlamıyorsunuz.

Peki, Mısır’da ne olmuştu da ‘din temelli değişiklikleri fark etmemizi sağladı’ dersiniz?

Ama önce Türkiye’de ne olmuş bakalım mı?

Bakalım ve bu ‘din temelli değişiklikleri‘n ne olduğunu bulalım.

İçki düzenlemesi gibi bütün ‘din dışı’ dünyanın halklarının sağlığı için yaptıkları düzenlemeleri bizim ülkemiz de insanını korumak için yapınca, daha önceki uygulamada sabilere bile içki verilirken tek kelime etmeyen Mengi’ye göre ‘din temelli değişiklik’ oluyor.

Mengi’ye nispet Mısır’da olan biteni bir de Orhan Pamuk’un darbe ve sonrasındaki zulümler için söylediklerinden dinleyelim:

Orhan Pamuk “Demokrasi, insan hakları vs gibi idealleri olan Batılı değerler ya vardır ya da siyasi veya ekonomik hesaplara boyun eğildiği için yoktur” diyerek Batı ülkelerini, ‘Mısır’daki darbe konusunda kendi değerlerine ihanet etmek’le suçladı. Bir  Güngör Mengi’ye, bir de Orhan Pamuk’a bakın, sonra bu ikisinin de bu ülkede yaşadıklarına inanın bakalım, çok zor.

Mengilerin neden bu yola başvurduklarını tahmin ediyorsunuz.

Daha önce de yazmıştım, Çetin Altan’nın oğullarının nevri ‘din’ denince dönüyor. Kürtlere ve sorunlarına duyarlı, demokrat ve liberal, özgürlükçü ve hukukun üstünlüğüne vurguları oldukça kalın, ama İslam ve dindarlık dendi miydi, kedinin tepsiyi fırlatıp farenin peşine düşmesi gibi bütün “evrensel” değerlerini bir şişe rakıyla yuvarlıyorlar. İşte Güngör Mengi de bu silsilenin en geri kalmış sürümü.

Bu yüzden Geziciler ellerini çabuk tutsunlar,

Bakın Aysel Tuğluk’un sürecin devamıyla ilgili olumlu açıklamalarından sonra İmralı’ya giden BDP heyetinin verdiği habere göre Öcalan PKK içinde süreci kesmek isteyenlerin sesini kesti.

Bir de insanlarımızın kardeşliğini, haklarını, eşitlik ve hakkaniyet esaslı beraberliklerini pekiştirecek demokratik paket açıklansın o zaman görün kaos nöbeti geçirenleri.

Yeni demokrasi paketi henüz açıklanmamışsa da biz her kesimiyle insanlarımızın, ama öncelikle dindarlar, Kürtler, Aleviler, Romanlar ve diğer ‘ötekileştirilmişlerin’ mağduriyetlerini gidermeyi esas alan bir paket olduğunu biliyoruz.

Bu şu demek,

Gezi’de tarih boyunca düşmanı oldukları Kürtleri (BDP’li olanlarını) bağrına basan! Ulusalcı-solcu faşistlerle İhsan Eliaçık, artık Kürtlere burun kıvıracak, kendilerini yalnız bıraktıkları için Kürt gençleri Cemil Bayık’a şikâyet edecek ve rahat eylem yapamayacak.

Düşünebiliyor musunuz?

9 aydır yeni kan haberleri, şehit tabutları, annelerin gözyaşları gündemimize girmedi. Gelin görün ki Gezi’den beri bu ülkenin evladı ölmüyor diye yas tutanların sesi daha gür çıkıyor. Çıksın, kimsenin artık bu ‘çapulcu’lara iltifat edeceği yok. Herkes biliyor ki Gezi olayları PKK sınır dışına çekilmeyi kabul ettiği için başladı. Bu oyunu tezgâhlayanların bilmesi gereken bir şey vardı:

Biz bu delikten çok ısırıldık,

Oysa aynı delikten iki kere ısırılmamamız gerekiyordu.

Neyse,

Bizler yıllardır hasret kaldığımız ebedi kardeşlik ve daimi barışı bu densizlerin kaos planları yüzünden bozacak değiliz. Türkiye artık birilerinin oyun alanı olmaktan çıkıyor, halk bilinçli.

Tayyip Erdoğan “baldıran zehri içme”yi göze alacak, ama onu seçenler “eh, oyumuzu verdik ne yapalım” diyecek öyle mi?

Hayır,

Nerden mi biliyorum?

Son bir haftada çok değerli misafirlerimle Diyarbakır’da 3 ilçe, 7 köy gezdik.

Söylenen şu:

“Teyyiv Erdoğan camére, vî îşî dibe serî, ki bibe sevevé şer, emé bi cané xwe alîkarîyé serok wezîrbin. Em wi béxwedî nahélin/Tayyip Erdoğan adamdır-ER/kektir, bu işi çözer, kim kavgaya sebep olursa biz canımızla başbakana yardım edeceğiz. Biz onu sahipsiz bırakmayacağız” *

Çermik’ın bir köyünde sevgili Esra sormaz mı:

“Amcacığım, ya birileri çözümü baltalar, Tayyip bey de ‘bana ne biterse bitsin’ derse diye sormaz mı? Amca çok acımasız ve sertti:

“De here işe xwe lééé/Git işine lééé” **

Geziciler ellerini çabuk tutmalı,

Mart seçimlerine kadar Başbakan Erdoğan gitti gitti, gitmedi,

De gidin işinize loooo.

Twitter: @ahmetay_   18.09.2013

 

*Kurmancideki hatalar halkın telafuzuyla alakalıdır.

**Lé, Kurmanci’de erkeklere kullanılan “lo” yerine bayan siğası olarak kullanılır. Hani “lolo-lélé” vardı ya, işte o 🙂

Reklamlar