Etiketler

Deniz Ülke ArıboğanHerkese yeni Türkiye’den merhaba. Artık ben de Türkiye gazetesi ailesinin bir ferdiyim. Uzun yıllardır izlediğim, okuduğum bir gazetenin taze köşe yazarı olarak ilk yazımı yazmanın heyecanı içerisindeyim. Yenilenen gazetemiz on yılların birikimi ve değerlerinden vazgeçmeden, çevremizi saran müthiş değişim dalgasının ürettiği yeni düşünceleri, birikimleri ve iddiaları ortaya koyma arayışında olacak. Eski ile yeniyi harmanlayarak yeni Türkiye’nin tüm seslerini yansıtan bir karışım oluşturmaya çalışacağız. Ben de bu sentezin bir parçası olmaktan büyük mutluluk duyuyorum.

Değişim, yeni uygarlık düzeninin vazgeçilmez dinamiği. İnsanın çevresiyle, doğayla, toplumla ve bilgi ile arasındaki ilişkisi yeniden tanımlanırken, bizler de olan biteni yeni bir gözle görmeye çalışmak zorundayız. Eski değerlerimizle, eski kalıplarımızla ve dünya görüşümüzle bugünün sorunlarını çözmeye çalışmak, sorunları kördüğüm haline getirmekten başka bir şeye yaramıyor. Bireylerin beklentileri, ilgileri, endişeleri artık bambaşka.
Kimlik, güvenlik, özgürlük, adalet, hak gibi kavramlar etrafında oluşan yeni taleplerimiz devletle ve çevremizle olan ilişkimizde esas belirleyici bundan böyle. “İtaat et”, “hizmet et”, “canını ver” gibi komutları duyduğumuzda artık nedenlerinin de ortaya konmasını istiyoruz. Bireysel davranışlarımız kadar, devletin tutumunun da yasal ve meşru olmasını bekliyoruz.
Yeni korkularımız ve yeni umutlarımız var. Teknolojideki devrimsel sıçrama yaşam formlarımızı yeni bir şekle sokmuş durumda. Alternatif bilgiye erişim imkânlarımız her birimize yeni perspektifler sunuyor. Farklı doğrular arasından kendimize en yakın doğruyu seçebileceğimiz bir çeşitlilik var önümüzde.
Dünya, küçücük bir bilgisayar ekranından evimize taşınabiliyor şu sıralar. Binlerce kilometre ötedeki insanların dertleriyle dertleniyor, korkularıyla ürperiyor, sevinçleriyle coşabiliyoruz. Herkesin diğerinden haberdar olabileceği bir açıklık ortamındayız. Arkasına saklanıp, gizleneceğimiz bir duvar yok. Ne oluyorsa herkesin gözlerinin önünde cereyan ediyor.
Halkına zulmeden bir devlet adamının, yatırımcıları yanıltan bir borsa simsarı ya da çevreye zararlı atık salarak üretim yapan bir sanayicinin de ömrünü hesap vermeden tamamlaması imkânsız. Siyasetçilerin, iş adamlarının, medya mensuplarının, akademisyenlerin ya da sanatçıların muaf oldukları bir düzen değil bu. Sır diye bir şey yok artık. İyilikler de kötülükler de bir bir ortalığa saçılıyor zamanı geldiğinde.
Bunca alternatifin ve açıklığın ortasında medyanın da yolu çeşitleniyor doğal olarak. Herkesin her şeyi zaten bildiği bir düzende geleneksel medyanın da hedefi, bildirmekten çok düşündürmek ve eleştirmek olmalı diye düşünüyorum. Aynı gerçekliğin farklı gözlerde farklı yansıdığını bilerek adım atmalıyız. Ve kanımca verilebilecek en değerli hizmet de “farklı bir bakıştan ibaret”. Zira William Blake’in dizelerinde ifade ettiği gibi: “Değişen göz, her şeyi değiştiriyor.”

 

Deniz Ülke Arıboğan
denizulke.aribogan@tg.com.tr
17.09.2013

Reklamlar