Etiketler

, , , ,

ekonomiRant lobisi 28 Şubat’ta ne yapıyordu?

Rant lobisi Refahyol hükümeti döneminde kamu bankalarını istedikleri gibi hortumlayamadı. Eskiden kamu bankalarını kendi şirketlerinin kasası gibi kullanıyorlardı. Siyasilerin kartvizitleriyle krediler alınıyordu. Refahyol hükümeti öncesinde Bankalar Yeminli Murakıplar’ın hazırladığı raporları, siyasiler hasıraltı ediyordu. Refahyol döneminde rantiye baktı ki, ekonomi iyi gidiyor, bu hükümet uzun süre iktidarda kalacak ve gireceği ilk seçimde oylarını katlayacak, hemen çok hızlı bir şekilde harekete geçtiler. Önce Sağlık Bakanı Yıldırım Aktuna, Sanayi Ticaret Bakanı Yalım Erez, Turizm Bakanı Bahattin Yücel gibi isimler kabinedeki görevlerinden Nisan-Mayıs 1997 döneminde istifa ettiler. Buna rağmen Refahyol’un milletvekili sayısı yeterliydi. Bunun üzerine Olağanüstü Askeri Şura toplantısı ve Ankara’da 19 Mayıs mitingleri yapıldı.

10 Haziran 1997’de Genel Kurmay karargahında yargı mensuplarına, 11 Haziran’da iş dünyası STK’larıyla medyaya brifingler verildi.

Muhafazakar kesime yönelik korkutma kampanyası yapıldı

MÜSİAD üyelerine bu dönemde neler yapıldı?

Brifingler verilmeden birkaç gün önce 1997 Haziran başlarında Milliyet Gazetesi’nde ‘Ordu’dan MÜSİAD üyelerine ve irticai şirketlere ambargo’ başlıkları atıldı. Buradaki amaç MÜSİAD üyesi olan veya sahipleri dindar ve muhafazakar hayat tarzı olan şirketlere yönelik korkutma ürkütme kampanyası başlatıldı.

Ordu evlerine, kantinlere ve askeri ordu pazarlarına bu şirketlerin ürünlerinin alınmaması ve yine darbe gelecek korkusuyla bir çok firmaların bu şirketlerden alışveriş yapmamaları sağlanmaya çalışıldı. Özel bankaların bu şirketlere teminat mektubu vermemesi, bu şirketlerin özelleştirme ihalelerine, kamu ihalelerine girmemesi gibi her alanda yıkıcı psikolojik harekat programları uygulandı.

YÜKSEK CEZALAR KESİLDİ

Üzerinize gelindi mi?

Bu dönemde MÜSİAD üyelerine, vergi, Sigorta ve Sanayi Bakanlığı müfettişleri gönderildi. Haksız ve fahiş cezalar kesildi. İşyerinin rengi yeşil diye bir çok iş yeri sahibi tehdit edildi. Birçok firma irticacı diye işaretleniyor, baskı altında tutuluyordu. İşyerlerinde ‘Allah lafzı’, hat resimleri olanlara baskı uygulanıyordu. Ankara’da hiçbir bürokrat ve Bakan randevu vermiyordu, telefonlara çıkmıyordu, Bakanların yurtdışı gezilerine alınmıyorlardı. Bugüne diktatörlük diyebilecek kadar tuhaf düşünenlere dünkü Türkiye’yi hatırlatırım. Biz dünkü Türkiye’yi unutmadık.

5’Lİ ÇETE SİYASİ RANTINI ALDI

Dönemin sivil toplum kuruluşları süreçte nasıl rol aldı?

28 Şubat sürecinin en acı olaylarından biri de, iş dünyasının resmi alanda üst çatı örgütleri olan TOBB, TESK, Türk-İş, DİSK ve TİSK hükümete karşı birlikte çalıştılar. TİSK Başkanı Refik Baydur’un kendi ifadesiyle ve kendi yazdığı kitabın başlığı olarak 5’li çete kurdular. 1997 Mart ayından itibaren hükümetin istifa etmesi, çekilmesi ‘ortamı geriyor’. ‘irticai faaliyetlere göz yumuyor’ gibi suçlamalarla, 5’li çete sanki iş dünyasını ve bütün STK’ları temsil ediyormuş gibi Refahyol hükümetine karşı psikolojik kampanya yürüttü.

Burada baktığımızda bu 5’li çeteden DİSK Başkanı Rıdvan Budak katıldığı 18 Nisan 1999 seçiminde DSP’den milletvekili oldu. TESK Başkanı Derviş Günday, 2 dönemdir CHP’den Çorum milletvekili oldu. Türk-İş Başkanı Bayram Meral de CHP’den 2002’de milletvekili olarak Meclis’e girdi. Milli iradenin emanet edildiği meşru hükümeti yıkmaya teşebbüs edip çalışan bu kişiler, daha sonra siyasetten diyetlerini aldılar.

DEMİREL’DEN ALİ CENGİZ OYUNU

Baskılara karşı hükümet değişikliğine gidildi. Bu neden gerçekleşmedi?

Refahyol hükümeti 18 Haziran 1997’de 282 milletvekilinin imzalı mektubuyla Cumhurbaşkanı Süleyman Demirel’e istifasını sundu. Amaç kaptan değişikliğiydi. Sayın Tansu Çiller Başbakan, Sayın Erbakan ve belki de BBP lideri Muhsin Yazıcıoğlu’nun Başbakan Yardımcısı olacağı yeni bir hükümet kurulacaktı. Ancak dönemin Cumhurbaşkanı Süleyman Demirel her zamanki gibi Ali Cengiz oyunuyla hükümet kurma görevini ANAP Başkanı Mesut Yılmaz’a verdi. 15 günlük hükümet kurma sürecinde 40’tan fazla DYP milletvekili tehdit, şantaj ve transferlerle istifa ettirildi ve Hüsamettin Cindoruk başkanlığında yeni bir parti kuruldu. Böylece Mesut Yılmaz başbakanlığında Bülent Ecevit ve Hüsamettin Cindoruk’un da içinde yer aldığı Anasol-D hükümeti kuruldu. Bu hükümet 1998 Aralık ayına kadar gitti. Sonra Ecevit başkanlığında bir azınlık hükümeti kuruldu ve 18 Nisan 1999 tarihinde genel seçimle yerel seçimler birleştirildi. Seçimden sonra Anasol-M hükümeti DSP Genel Başkanı Ecevit Başbakanlığında kuruldu.

MİLLET HALA PARAYI ÖDEMEYE DEVAM EDİYOR

Rant lobisi istediğini aldı yani…

28 Şubat’ta Refahyol hükümetini deviren sermaye çevrelerinin diyet talebi vardı. ‘Bu hükümeti biz kurduk, seni pijamayla bir karşıladık, bizim dediklerimizi yapacaksın’ denildi. Anasol-D hükümetinden ilk istedikleri de İmam Hatipler’in orta kısmıyla Kur’an kurslarının kapanması oldu. Ardından Refahyol’u sermaye-medya koalisyonu, kamu bankalarından ballı krediler istedi. 4 kamu bankasının içi soyuldu, 21 milyar dolar açık verildi. Bunlar görev zararı olarak yazıldı. 22 tane özel bankanın içi soyuldu batırıldı. TMSF’ye devredildi. Yaklaşık 31,5 milyar dolar da onların zararı oldu. Toplam 53 milyar dolar Hazine ve vatandaş zararı meydana geldi. Bu parayı Hazine, Merkez Bankası’na para bastırarak aldı. Bu bankaların içine koydu, Hazine, Merkez Bankası’ndan aldığı bu paraların faizini hala 12 yıldır ödemeye devam ediyor. Millet bu paraları ödemeye devam ediyor. O tarihten beri Türkiye’de bütçemizin yıllık faiz harcamaları 50-55 milyar TL arasında gidip geliyor. Ama 2002’deki 53 milyar TL faiz ödemesi, o zamanki bütçe harcamalarının yüzde 45’ini oluşturuyordu. Bu gün 50 milyar liralık faiz harcaması bütçemizin

yüzde 13’ünü oluşturuyor.

Reklamlar