Etiketler

San'atçı bozuntularıİletişimsizlik girdabında Taksim Gezi Parkı iddiaları ve gerçekler…

Rotahaber yazarı ve kaleme aldığı İstanbul ile ilgili kitaplarıyla bir kent uzmanı olan Prof. Dr. Recep Bozlağan, Gezi Parkı ile ilgili iddiaları madde madde ortaya koyup cevapladı.
Taksim Gezi Parkı’ndan Abide-i Hürriyet Parkı’na nakledilen 12 ağaç ile kesilen 2 ağaca tepkiyle başlayan ve kısa zamanda on binlerce insanın katıldığı protesto gösterileri son birkaç gündür Türkiye gündemini meşgul etmekte.

Başlangıçta masumâne bir ağaç sevgisi olarak ortaya çıktığı varsayılan, ancak bir gün içinde bazı toplumsal kesimlerin, marjinal grupların, ana muhalefetin ve bunların çağrı ve yönlendirmesine kulak veren onbinlerce insanın katıldığı ve tuhaf bir şekilde diğer illere de yayılan protesto gösterileri, ülke içindeki toplumsal kesimler arasındaki iletişim sorununu da bütün çıplaklığıyla gün yüzüne çıkardı.

Gezi Parkı’ndaki protesto gösterilerinin, çıkış amacından kısa zamanda saparak istenmeyen bir mecraya yöneldiği, bir aktörün Twitter’dan yazdığı “mesele sadece Gezi Parkı değil arkadaş, sen hâlâ anlamadın mı? Hadi gel” mesajı ve buna benzer sayısız tweet, e-posta ve yalan haberle anlaşıldı.

Hayatında bir defa bile Taksim Gezi Parkı’na gitmemiş insanların dahi katıldığı, hatta başka şehirlerde yaşayan ve Taksim Gezi Parkı’nın adını daha önce hiç duymamış insanların bile iştirak ettiği gösteriler ve sonrasında yaşanan olaylar, hadisenin bazı çevreler tarafından provoke edilmekte olduğunu ve sürdürülmek istendiğini gösterse de; bu durum Türkiye’deki toplumsal kesimler arasındaki iletişimsizlik sorununun ulaştığı boyutun görmezden gelinmesine de sebep olmamalı.

Ülke içinde son zamanlarda tırmanan iletişimsizlik sorunu öylesi bir boyuta ulaştı ki, neredeyse hiç kimse bir diğerinin ne yapmak istediğini, neyi ifade etmek istediğini ne merak etmekte ne de dinlemekte.

İstanbul Büyükşehir Belediye Meclisi’nden muhalefetin de desteğiyle oy birliği ile geçen Taksim Meydanı Yayalaştırma Projesi’ne dair karar (Taksim Gezi Parkı’nı da içerdiği meclis kararında açıkça yazmakta), neredeyse hiç kimsenin eline alıp da okuma zahmetine katlanmadığı 4 sayfalık bir metin.

Üstelik hazırlanan proje İstanbul 2 Numaralı Kültür ve Tabiat Varlıklarını Koruma Bölge Kurulu’nca da onaylanmış.

Muhalefetin tam desteğiyle kabul edilen ve projesi ilgili kurul tarafından onaylanan bu projenin uygulama aşaması %90 oranında tamamlanmışken, onca insan niçin bu şekilde sokaklara döküldü? Bunu engellemek için daha iyi bir tanıtım ve bilgilendirme çalışması uygulanamaz mıydı?

Bir takım kaygıları olan toplumsal kesimlerin şüphe ve tereddütlerine, somut resmî sayısal verilere dayalı açıklamalar getirilemez miydi? Yapılan onca veri manipülasyonuna karşı etkili bir bilgilendirme ve aydınlatma mekanizması kurulamaz mıydı?

Oysa ileri sürülen iddialara karşı tatmin edici cevaplar içeren ve somut sayısal verilere dayalı resmî açıklamalar birçok kanaldan haftalar boyunca yapılabilirdi.

Bu sebeple, Taksim Meydanı Yayalaştırma Projesi, Taksim Gezi Parkı ve Topçu Kışlası hakkında gündeme getirilen iddialara yönelik olarak bilimsel ve resmî kaynaklara dayalı bazı açıklamaların yapılmasında, bugün bile büyük yarar olduğu görülmekte. Ortaya atılan bazı iddialar ve bunlara dair açıklamalara aşağıda yer verilmiştir:

İDDİA: Taksim Gezi Parkı 38 bin m² büyüklüğü ile Beyoğlu İlçesi’ndeki yeşil alanların %30’unu oluşturmaktadır. Dolayısıyla Beyoğlu İlçesi’ndeki yeşil alanların neredeyse üçte biri göz göre göre katledilmektedir.

AÇIKLAMA: Beyoğlu Belediyesi kayıtlarına göre ilçedeki aktif yeşil alanların toplam büyüklüğü 600 bin m²’dir. Taksim Gezi Parkı Beyoğlu İlçesi’ndeki aktif yeşil alanların %6,3’ünü oluşturmaktadır.

İDDİA: Gezi Parkı bölgenin elde kalmış tek yeşil alanıdır.

AÇIKLAMA: Bölgede 156 bin m² büyüklüğe sahip Maçka Parkı bulunmaktadır. Bu park Taksim Gezi Parkı’ndan yaklaşık 5 kat daha büyüktür.

İDDİA: Gezi Parkı’ndaki ağaçlar “tescilli anıtsal ağaçlar”dır.

AÇIKLAMA: Gezi Parkı 1993 yılında İstanbul 2 Numaralı Kültür ve Tabiat Varlıklarını Koruma Bölge Kurulu tarafından “kentsel sit alanı” ilân edilmiştir. Ancak, ağaçların hiç biri “anıtsal ağaç” olarak tescil edilmemiştir. Diğer bir ifade ile Gezi Parkı’nda “anıtsal ağaç” bulunmamaktadır.

İDDİA: Gezi Parkı’nda 70 yıllık ağaçlar kesilmektedir.

AÇIKLAMA: Gezi Parkı’nda ağaçların kesilmesi değil, başka bir yere nakledilmesine çalışılmıştır ki bu ağaçlar da iddia edildiği gibi 60-70 yaşında değildir. Yaklaşık 15 yıl önce İstanbul Büyükşehir Belediyesi tarafından Askerocağı Caddesi’ne paralel dikilen 10 adet ağaç özel yöntemlerle sökülerek Abide-i Hürriyet Parkı’na nakledilmiş; 2 adet ağacın nakil işlemi ise yarım kalmıştır. Parkın bu mevkiindeki duvarı yıkarak yaya kaldırımını genişletmeye çalışan yüklenici firmanın görevlileri “pitos porum” olarak adlandırılan ve boyları 4-5 metreye kadar uzayabilen 2 adet bodur ağaca zarar vermiştir. Bu ağaçlar da İstanbul Büyükşehir Belediyesi tarafından yaklaşık 15 sene önce dikilmiştir.

İDDİA: Topçu Kışlası’nın yeniden inşa edilmesiyle birlikte Taksim Gezi Parkı tamamen yok olacaktır.

AÇIKLAMA: Topçu Kışlası’nın toplam oturumu 30 bin m²’dir. Bunun yaklaşık 11 bin m²’si bina, 19 bin m²’si ise avludur. Kışlanın avlusu yeşil alan olarak varlığını devam ettirecektir. Dolayısıyla, kışlanın inşa edilmesi sonrasında, Taksim Gezi Parkı’nın 27 bin m²’si (yani 71’i) ayakta kalacaktır. Topçu Kışlası’nın güney ve batı tarafında oluşturulacak yeşil alanların yanı sıra Taksim Meydanı’nda düzenlenecek yeni yeşil alanlar ile birlikte, bölgede eskisine göre daha geniş bir yeşil doku oluşacaktır.

İDDİA: Topçu Kışlası Cumhuriyet Dönemi’nin “modernist mimarî yaklaşımı”na karşı “Neo Osmanlıcı” bir cevaptır.

AÇIKLAMA: Cumhuriyet dönemi bitmemiştir ve günümüzde de devam etmektedir. Bugün ülkede yapılan bütün yatırımlar Cumhuriyet döneminin eserleri niteliğindedir. Mimarî akımlar zaman içinde gelişerek değişir. Günümüzde dünyanın hiçbir ülkesinde 1940’lı yılların mimarî akımları uygulanmamaktadır. Her devlet, tarihî mimarlık mirasını korumak, yıkılanları yeniden inşa etmek için onyıllara yayılan büyük projeler yürütmektedir. Çin’in Nanjing şehrinde yapılan sur restorasyonu, neredeyse tamamı yıkılmış olan Bursa Hisarı’nın yeniden inşası ve Beyrut’ta iç savaş sırasında tamamen yıkılmış olan tarihî binaların yeniden inşa edilmesi bu konuda akla gelen ilk örneklerdir. Bir devletin kendi tarih ve kültür mirasına sahip çıkmasından daha doğal ve normal bir şey olamaz. Zamanın İstanbul’unun en zarif kışlası olan Topçu Kışlası’nın yeniden inşa edilmesinin değil, 1939 yılında yıktırılmasının protesto edilmesi gerekirdi. Kışlanın yeniden inşa edilmesi Neo Osmanlıcılık değil, bir devletin kendi tarihine sahip çıkması olarak algılanmalı.

İDDİA: Taksim Meydanı yayalaştırma projesinin asıl amacı Taksim’i insansızlaştırmaktır. Çünkü yayaların meydana nasıl ulaşacağı bir muammadır.

AÇIKLAMA: Taksim Meydanı’nın yayalaştırılması “meydanın insansızlaştırılması” değildir. Yayaların Meydan’a nasıl ulaşacağı konusunda hiçbir sorun yaşanmayacaktır. Çünkü Taksim Metro İstasyonu günlük ortalama 170 bin insanı, Kabataş-Taksim Füniküleri günlük ortalama 30 bin insanı, Taksim bağlantılı en az 38 adet otobüs hattı günlük en az 50 bin insanı, Tünel-Taksim Nostaljik Tramvayı günlük en az 5.000 insanı Taksim’e taşımaktadır. Ayrıca Elmadağ, Gümüşsuyu, Sıraselviler, Cihangir, Maçka, Nişantaşı, Dolapdere, Tarlabaşı, Pangaltı gibi semtlerde oturanlar Meydan’a yürüyerek ortalama 10-15 dakika içinde ulaşabilmektedir. Her gün İstiklal Caddesi’ni kullanan onbinlerce kişi de Taksim Meydanı’na kesintisiz bir şekilde ulaşabilmektedir. Dolayısıyla, yaya akışının siyasî iktidarın kontrolü altına alınarak Meydan’ın insansızlaştırılması diye bir şey söz konusu değildir.

İDDİA: Taksim Meydanı Yayalaştırma Projesi ile meydan, The Marmara Oteli’nin önünde daracık bir alana sıkıştırılmaktadır. Diğer bir ifade ile meydan iyice küçülmektedir. Böylece, toplumsal kutlamalara ve gösterilere daha fazla insanın katılımı engellenmeye çalışılmaktadır.

AÇIKLAMA: Mevcut durumda yaklaşık 30 bin m² olan Taksim Meydanı, proje tamamlandığında 100 bin m² büyüklüğe ulaşmış olacaktır. Diğer bir ifade ile meydan yaklaşık 3,5 kat genişleyecektir.

Sonuç olarak, toplumsal gerilimi tırmandırmak hiç kimseye yaramaz. Aklıselim ile hareket ederek birbirini anlamaya çalışmak herkes için en kazançlı yol olacaktır.

Unutulmamalı ki öfke ile kalkan zararla oturur.

Taksim Gezi Parkı gösterileri Türk toplumunun ne ölçüde kutuplaştırıldığını göstermiştir. İktidar ve muhalefet partileri yaşanan olayların sosyal ve siyasî boyutunu, sebep ve sonuçlarıyla birlikte objektif bir şekilde yorumlamalı.

Her iki tarafın liderleri yanlarında iltifatçıları değil, doğruları ve gerçekleri söyleyen aklı başında insanları tutmalı.

Çünkü Şeyh Edebâli’nin dediği gibi “bereket ulularla beraberdir”.

 Prof.Dr. Recep BOZLAĞAN / Rotahaber

Twitter: @recepbozlagan
recepbozlagan@gmail.com

Reklamlar