Etiketler

, , , ,

Gezi Parkı eylemlerinde medyaya reklam şantajı

Gezi Parkı eylemlerinin medyaya yeteri kadar yansımaması konusunda eleştiriler gelirken Uluslararası reklam planlama ajanslarının Türkiye temsilcileri, Taksim olayları başlar başlamaz gazete ve televizyonlara verdikleri ilanları durdurması da tepki çekti.

Uluslararası reklam planlama ajanslarının Türkiye temsilcileri, Taksim olayları başlar başlamaz gazete ve televizyonlara verdikleri ilanları durdurdu. Ajanslar, ‘Eylemler imajımızı zedeler’ gerekçesini öne sürerken iptaller siyasi operasyon görüntüsü verdi.

Taksim Gezi Parkı olayları sırasında sosyal medyada hükümet karşıtı gruplar tarafından hedef gösterilen gazete ve televizyonlar, bir yandan uluslararası reklam kuruluşlarının Taksim olaylarını destekleyici yayın yapmaları için reklam şantajıyla karşı karşıya kaldı.

İMAJ BAHANESİYLE

Mindshareworld, Maxus, Mec, Mediacom, O.M.D, Carat, Vizeum, Starcom, Mediawest ve Universal Mccann gibi uluslararası reklam ajanslarının Türkiye temsilcilikleri, reklam planlamasını yürüttükleri Beko, Aygaz, Ford, Koçtaş, Arçelik, İklimSa, Lassa, Carrefoursa, Vodafone, Algida, Unilever, Visa, Ikea, Pegasus, Finansbank ve ING Bank’ın hafta sonu yayınlanacak milyonlarca liralık reklamlarını ‘imaj’ bahanesiyle kesti. Ajanslar, önümüzdeki dönemlerdeki anlaşmalarını da gözden geçirecekleri imasında bulundu.

Başbakan Erdoğan da bu baskıya dikkat çekerek, reklam verenlerin aracı kurumları aradan çıkarmasını istedi. Yerli ajanslar ise gösterilerin reklam politikalarını etkileyecek çapta olmadığını söyleyerek rutin uygulamalarını sürdürdü.

15-20 İPTAL BİRDEN

Toplumsal hassasiyetlerin tavan yaptığı altı günlük süreçte toplu reklam iptallerinin geldiğini belirten televizyon ve medya kuruluşlarının reklam yöneticileri şu ifadeleri kullandı: ‘Bu tip olağanüstü hallerde reklam iptalleri mutlaka olur. Ancak hiçbir zaman bu denli yansıması olmamıştı. Daha önceki olaylarda 1-2 reklam iptalleriyle karşılaşırken 15-20 iptal birden geldi. Reyhanlı gibi çok daha sıkıntılı durumlarda bile benzer hassasiyete rastlamadık.’

Amaç medyayı baskı altına almak

Uluslararası reklam ajanslarının reklam gelirlerini keserek basını baskı altına almaya çalışmasının altında ise alkol lobisinin olduğu belirtiliyor. Alkolle ilgili olarak TBMM’de kabul edilen düzenlemenin alkol ilanlarını engelleyecek olmasının alkollü içeceklerle ilgili reklam pastasını elinde bulunduran ajanslar ile reklam gelirini kaybetmek istemeyen medya kuruluşlarını oldukça endişelendirdiği kaydediliyor. Ajansların Türkiye’deki sorumlu genel müdürleri özel görüşmelerde kaybedecekleri geliri itiraf ederken, konuyla ilgili ciddi lobi çalışmalarının yapıldığı vurgulanıyor. Yasanın önümüzdeki günlerde Cumhurbaşkanı Abdullah Gül tarafından onaylanacak olması da Taksim’deki olayların desteklenmesinin altındaki en önemli sebeplerden biri olarak gösteriliyor.

Doğan medyası, 28 Şubat startını verdi
Erdoğan, olayların başlamasından sonra iki günde dört kez kamuoyu önüne çıkıp konuştu. Erdoğan’ın bu konuşmalarda söylediği en önemli şey, Topçu Kışlası’nın mutlaka yapılacağını söylemesi hatta, Taksim’e cami inşa edileceğini söylemesi de değildi. Ama 28 Şubat süreci başlatıldı.

ROTAHABER / ANALİZ – Birileri, Taksim Gezi Parkı’nda yaşananları hâlâ üç beş ağacın yerinin değiştirilmesi ve bunlara gösterilen masum tepkiden ibaret sanıyorsa, artık o dönemin artık çoooooook gerilerde kaldığını size hatırlatmak zorunda kaldığımızı belirtmek zorundayız.

Şimdi malum mihraklar, ağaçların arkasına sığınılarak yapılan eylemlerin oluşturduğu  ivmeden yeni bir 28 Şubat süreci çıkarmaya koyuldu.

Beceriksiz yerel yöneticilerin yürütemediği süreç, dezenformasyon mekanizmasının acımasızca işletilmesine zemin hazırladı. Yıllar içinde oluşturduğu medyatik figürler ortaya çıktı ve bu bilgiler geniş kitlelere pompalandı.

Kimi ağaç kurtarma, kimileri “ülkeyi Tayyip’ten kurtarma” kimileri de “Başbakan Erdoğan’a bir ders verme” aşkıyla meydanlara aktı. Geniş kitlelerin sokağa indiğini görenler ise daha önce 1 Mayıs’ta yapamadığını ağaç gölgesinde yapmak için kolları sıvadı.

Başbakan Erdoğan‘ın bildik üslubunu değiştirmemesi ise pek çok kesimi şaşkına çevirdi. Kimi Başbakan’ın yaşananları algılayamadığını, kimileri önemsemediğini, kimileri de başka bir hesabının olduğuna hükmetti.

Başbakan Erdoğan, Pazar günü öğleden sonra Fatih Altaylı‘nın Teketek programına çıkıp söylediklerinden sonra birileri için kendini gizleme ve sütre gerisinden ateş etme döneminin sonuna gelindiğine karar verildi.

ERDOĞAN’IN İLK KEZ GÜNDEMİNE ALDIĞI KONU

Erdoğan, olayların başlamasından sonra iki günde dört kez kamuoyu önüne çıkıp konuştu.

Erdoğan‘ın bu konuşmalarda söylediği en önemli şey, Topçu Kışlası’nın mutlaka yapılacağını söylemesi hatta,  Taksim’e cami inşa edileceğini söylemesi de değildi.

Başbakan Erdoğan, Teketek’te Koç Üniversitesi’nin inşa edilirken on binlerce ağacın katledilmesine sessiz kalanların Taksim’de üç beş ağaca isyan ediyor görünenlerin kimseyi inandıramadığını söyledikten sonra çok önemli bir noktaya girdi. Bu girdiği alan, bugüne kadar hiç adım atmadığı bir yer idi.

Reklam sektöründe dönen dolapları paylaştı. Orada birilerinin nasıl reklamları manivela gibi kullandığını söyledi.

Evet. Erdoğan bugüne kadar bu alana hiç girmedi. Siz deyin o kesimlerle uzlaşma içindeydi, biz diyelim henüz zamanının gelmediğini düşünüyordu. Türkiye’yi medya şekillendiriyorsa, medyayı şekillendiren de tek bir araç vardı REKLAMLAR.

Reklam sektöründe suyun başını tutanlar ise istedikleri mecrayı ihya, istedikleri medyayı imha ediyorlardı. Bugüne kadar öyle olageldi. Tuncay Özkan‘ın Kanaltürk’ünün daha kurulmadan nasıl üç aylık rezervasyonunun yapılmış olduğunu bilirseniz, bu sektörde iplerin kimin olduğunu hatırlatmaya gerek var mıdır sizce?

DOĞAN GRUBUNUN BİR GÜNDE DEĞİŞEN YAYIN POLİTİKASI

İşte, Erdoğan‘ın Koç Üniversitesi’nin yapımında katledilen ağaçları anlattıktan sonra reklam sektörünü gündeme getirmesi ile her şeyin rengi değişti.

Bugüne kadar sütre gerisinden ateş etmeye çalışan Doğan medyası ve onun hempaları, “ekonomik Ergenekon”a yönelik harekete geçileceğini düşünerek topyekün taarruza geçtiler.

Pazar akşamına kadar nispeten itidalli bir yayın yapan Doğan medyası ve şürekası, 28 Şubat frekansından yayına geçtiler.

İstanbul’un belli yerlerini  beş gündür harabeye çevirenler eylemciler, birer cici çocuk olarak karşımıza çıkarılmaya çalışıldı.

Yakılıp yıkılan binalar, iskelete dönmüş arabalar, harabeye dönmüş meydanları bu hale getirenler bu eylemciler değilmiş gibi sunuldu. Eylemlerin içinde kalmış bir kaç iyi niyetli gencin hiçbir yaraya merhem olmayan girişimleriyle harap olmuş onca şeyin üstü örtülmeye çalışıldı.

KanalD‘sinden Hürriyet’ine, CNN Türk‘ünden Radikal‘ine kadar ve onlarla aynı kulvarda yayın yapan Milliyet ve Vatan gazeteleri , 28 Şubat yayıncılığını bir günde yeniden ihya ettiler.

28 Şubat’ta başörtülü oldukları gerekçesiyle içeri alınmadığı için kapı önünde bekleyen öğrencileri birer cani gibi göstermeyi başaran Doğan medyası, şehri harabeye çevirenleri masum gençler gibi gösterme yolunda inanılmaz bir çabaya girdi.

Polisin sıktığı biber gazını, Saddam’ın kullandığı kimyasal silahlardan daha tehlikesi gösterme yolunda büyük mesafe alan Doğan medyası şimdi topyekün 28 Şubat programı uygulamaya başladı.

Doğan medyası ve onların ağababalarının bilemediği bir şey var. Artık o günler geride kaldı. Onların oyununu bozacak, her adımını deşifre edecek Rotahaber var.

Reklamlar