Etiketler

, , ,

CHP ve İş BankasıCHP’yi zora sokacak tutanaklar..!

İş Bankası Yönetim Kurulu Toplantı tutanakları yakın tarihe ışık tutuyor. Belgeler Tuncay Özkan’a yönelik soruşturma kapsamında savcılık tarafından bankadan alınmış. Ak Parti’ye karşı medya eleştirilerinin en yoğun olduğu dönemde, CHP kontenjanından yönetimde yer alan Deniz Baykal’ın avukatı Nail Gürman, bankanın kaynaklarının partisine yakın medyaya kullandırılması için baskı yapıyor. Sadece siyaset değil ekonomide, her alanda safların belirlenmesi gerektiğini söylüyor. O günkü Genel Müdür Ersin Özince direniyormuş gibi gözüküyor. Sonra onun da tavrı değişiyor.
Yer İş Bankası Kuleleri, tarih 28 Aralık 2005… Banka Yönetim Kurulu’na CHP kontenjanından giren CHP eski Genel Başkanı Deniz Baykal’ın avukatı Nail Gürman, Genel Müdür Ersin Özince’ye hesap soruyor. Ak Parti aleyhine keskin muhalefet yapan Tuncay Özkan’ın Kanaltürk adlı televizyonuna reklam verilmesi için baskı yapıyor. Banka Yönetim Kurulu’ndan itiraz sesleri yükseliyor: “Kanaltürk bizim aleyhimizde haberler yapıyor, vermeyelim.”
Sonuç değişmiyor, CHP’li üyenin dediği oluyor. Üç ay sonra banka reklam politikasını değiştiriyor ve bir süre sonra Ergenekon davasından dolayı hapse girecek olan Tuncay Özkan’ın Kanaltürk’üne İş Bankası reklam muslukları açılıyor. Konuşmalar ilerledikçe CHP’li Nail Gürman’ın sadece reklam değil hemen her alanda, hatta İş Bankası’nın çocuklar için yaptığı yayınlara kadar istediklerini yaptırdığı ortaya çıkıyor… Ve İş Bankası’nın olay Yönetim Kurulu toplantı tutanakları başlıyor…
Tarih: 28.12. 2005
Nail Gürman konuşuyor:
“Cumhuriyet gazetesi az tiraja sahip diye daha az reklam vermek doğru değildir, bunun gerekçesi yoktur. Bununla ilgili olarak bir başka konu şu. Banka geçmişte bazı yayın organları ve televizyon kanalları ile bir çekişmede olmuştur. Bunun bir sıkıntısı vardır. Biz yakın geçmişte bir gazeteyle bir grupla bu çekişmeyi yaşadık. Sonra sorunlar halledildi. Biz de reklamımızı veriyoruz, iş yürüyor. Eğer ölçü buysa, bu zararı veren gazeteyle de hiçbir zaman bir reklam ilişkisine girmemek lazım. Ama Kanaltürk televizyonunu ihmal etmek mümkün mü? Samanyolu televizyonuna reklam verirken Kanaltürk’ü nasıl ihmal edersiniz? Bunlar düzenlenmelidir, düzgün bir şekilde yapılmalıdır.
KANALTÜRK VE VATAN İŞ BANKASI’NA SALDIRDI
Ersin Özince cevap veriyor:
Vatan Grubu da Kanaltürk de bize 2005 yılı içinde çirkin şeklide saldırılarda bulunan iki yayın organı. (…) Bu yayın organlarının bunu iyi niyetle yaptıklarını ve bankada mevcut olan bir hatayı, yanlışlığı ortaya çıkartmak amacıyla yaptıklarını söylemek mümkün değil. Bunu kendileri bile söyleyemiyorlar. (…) Yalnız bazı ufak farklılıklar var. Bir tanesine açıklama gönderdik, derhal yayınladı (Vatan). Öbürüne mahkeme kararıyla zorlukla yayınlatabildik (Kanaltürk). Bir tanesi bankaya değil daha ziyade hissedarına sataştı. Öbürü her yönüyle bankaya ve iştiraklerine hakaret etti.
(…) Bunun reklam politikamızla ilgili yönü nedir? Aslında hangisine önceden reklam veriyorsak o reklam almaya devam etti. Çünkü onun bir tirajı vardı. Reklam vermeyle teknik yönden ilintisini hiçbir şekilde arkadaşlarıma kurmadım. Onlar tamamen belirledikleri ilkeler doğrultusunda, öteden beri olduğu gibi sürdürmeye devam etti. Onda da bütün çabam, bugün Nail Bey’in ifade ettiği gibi sonunda Samanyolu gibi yerlere reklam vermek değil. Reklamı verirken asla kişisel değerlendirmelerle hareket etmiyoruz. Tiraj vs. hususlar bu kararlarda etkili oluyor.
SAMANYOLU’NA REKLAM YARARLI DEĞİL
Tarih: 30 Mart 2006
Nail Gürman:
2006 bütçesi görüşülürken bazı basın yayın organlarına reklam ve ilan verilmesinin yararlı olmadığını ifade etmiştim. Bunun tersine bazı organlara da neden verilmediği konusunda zihnimde bir soru belirmişti . (… ) Samanyolu televizyonuna 150 milyar lira (150 Bin) reklam bedeli veriyoruz. Bu doğru değildir, bu uygulamadan kesinlikte vazgeçilmesi lazımdır. Kanal Türk televizyonuna Akbank, Yapı Kredi, Oyakbank gibi bankalar reklam veriyor da biz hangi gerekçeyle vermiyoruz? O konuda bir gelişme var mı bilmiyorum, onun için ezbere konuşmuş olmayayım. Çünkü Sayın Özince’nin bakacağız, inceleyeceğiz diye bir beyanı vardı, öyle anımsıyorum. Oyle bir hazırlık varsa mesele yok. Ama yoksa da bu hazırlığın süratle yapılmasını ve gündeme taşınmasını uygun gördüğümü ifade edeyim. … Bana göre yapılan yanlışların ve eksiklerin artık süratle sonunun alınması lazımdır.”
ERSİN ÖZİNCE REKLAM POLİTİKASINI DEĞİŞTİRİYOR
Ersin Özince:
Reklam işini daha önce de bilgi verdiğim gibi çok istatistiki ve aritmetik değerlere dayamıştık. Burada yapılan konuşmalar, tartışmalar doğrucusunda bu işi yeniden sorguladık ve mantık değil de sektör uygulamaları nasıl diye baktık. (…) Esasen biz bugüne kadar kitabi davranmayıp bunların bir şekilde reklam gelirleriyle desteklenmesi yoluna gitseydik belki tam tersine destekleyip lehimize lobi yapabilirlerdi.
(…) Burada herkesin beklentisi aynı, herkes İş Bankası icrasından para bekliyor. Biz bu konuda sadece istatistiklere bakarak değerlendirme yapmayacağız. Kanaltürk’e, Haber Türk’e veya diğerlerine, öbür bankalar nasıl reklam veriyorsa biz de o kadar bulunalım düşüncesindeyiz.”
Nail Gürman: Bu uygulama ne zaman başlayacak?
Ersin Özince: Hemen. Bugün basında bizim bilanço ilanlarımız yayınlanacak, onlarla başlayabilir.
Caner Çimenbicer (Yönetim Kurulu Başkanı): Bize hakaret eden, bize kin kusan kurumlara, yayın organlanna reklam verilmesine karşıyım. Kanaltürk de bunlardan birisi ve kişisel olarak reddediyorum ve muhalifim.
Nail Gürman: Hiç kuşkusuz bir basın organının İş Bankası hakkında yaptığı yalan ve yanlış yayınları desteklemek olanak dışıdır ve bu hiç kimsenin içine sinmez. Ancak benim içerideki dosyamda var, bunu aramızdaki bir fikir alışverişinin kanıtı olarak söylemek istemiyorum, ama bunun en taze örneğini Vatan’da yaşadık. Niye Vatan’a reklam vermeye devam ediyoruz? Basisen, Tiryakioğlu, İş Bankası, Evcil diye karmakarışık yayınlar olunca biz Vatan’ın reklamlarını kestik
Ersin Özince: “Kesmedik, onlar kestiğimizi iddia ettiler.”
BEDAVA DA BASSA ZAMAN’DA ÇIKAN İLANIN ÖNEMİ YOK
Nail Gürman:
Ben bu tür haberleri dosyamda biriktiriyorum. Fatih Ataylı’nın Hürriyet gazetesindeyken, ‘Bankalar Birliği Başkanı Ersin Özince’nin bu görevde ne kadar kalacağını merak ediyorum’ mealinde, bundan yaklaşık bir sene evvel yayınlanmış bir yazısı var. O zaman niye Hürriyet’e, Milliyet’e reklam veriyoruz? Bunun sonu gelmez. Diğer taraftan nasıl büyük ortak için yalan yanlış haber yazıldıysa Cumhuriyet Halk Partisi için de basında pek çok yalan haberler çıkıyor. Eğer öyle bakarsak, CHP de bu bankanın bir parçası. Ben size daha evvel kişisel konuşmalarımızda da o görüşümü aktarmıştım, dediklerinizin hepsine katılıyorum. Kolay iş değildir. Konuşmalarınızda belirtiniz, Cumhuriyet gazetesinin geçmişten itibaren Cumhuriyet Halk Partisi’nin bir yayın organı gibi davranmadığı tam tersine zaman zaman alıp yere vurduğu da bir gerçektir. Durum böyleyken bedava da bassa, bir kuruşa da bassa, Zaman’da, Yeni Şafak’ta bizim bankanın bilançosunun ilan edilmesinin onu okuyanlar tarafından hiçbir kıymeti olmadığı kanısındayım.
ARTIK EKONOMİDE, SİYASETTE TAVIR BELİRLEME ZAMANI
Onun için Türkiye ekonomide, siyasette, her yerde yeniden kesin tavırların, fikirlerin belirlenmesi düzeni içine girmiştir. Biz de bunun tarafıyız. Onun için benim de hepsine birden kızdığım noktalar var. Ona bakarsanız hepimiz ona göre davranalım.
Ersin Özince: Biz aşırı tutucu veya cumhuriyet aleyhtarları yayın organlanna neden reklam veriyoruz, ne kadar veriyoruz? Mesela bugün bilanço ilanımız çıkacak. 1 milyar TL’ye (Bin TL) alırsa Yeni Şafak gazetesinde de çıksın düşüncesindeyiz. Çünkü Türkiye Cumhuriyeti’nin en büyük bilançosunu görsünler istiyoruz. Fakat katiyen ne televizyonlarına ne gazetelerine verdiğimiz rakamlar ciddi tutarlara varmıyor.
ONLARA REKLAM VERMEYE BEN DE RAZI DEĞİLİM
Arkadaşlanmdan aldığım bilgiler 6 milyar TL (6 bin) civarında olduğu şeklinde. İsterseniz bu rakamları bir dahaki toplantıda kime kaç para vermişiz açıklarım. Benim kesinlikle bunlara bu tutarlarda iş verilmesine bir rızam yok, böyle bir bilgi de yok. Bütün aleyhtarlığına rağmen Zaman’da yeri geldiğinde iki cins ilan çıkabiliyor. Çünkü Zaman’ın belli bir tirajı var. Böyle olduğu için firma destekli Maximum Kart ilanları çıkıyor. Örneğin İstikbal Kanepe’nin reklamları olabiliyor ve zaten bunun önemli bir bölümünü İstikbal sağlıyor. Bizim müşteriye şu gazetede çıksın, bu gazetede çıksın şeklinde yönlendirmemiz olamayacağı için bu tür reklamları mazur görmek lazım. Sadece İş Bankası olarak verdiğimiz reklamlar ise son dereca mahduttur ve diğerlerine vermemiz söz konusudur.
Ersin Özince: Hümanistim
Tuncay Özkan: Ben vururum
ERSİN ÖZİNCE: Kanaltürk, gibi kanallara öteden beri sempatiyle baktık. Fakat Tuncay Özkan Bey’in, bu kanalı kurmadan önce Akşam gazetesinin yayın grubunun başındayken, Bankamız aleyhine doğrudan yaptırdığı yayınlar olmuştu ve ben bunu astlarıyla da üstleriyle de, kendisiyle de konuştum. Zaten kendisi de doğruluyor ve “Hayat böyle Sayın Özince, hayat bir mücadele” diyor. Ben hümanistim dediğimde, “Ben insanların hümanistliğine, iyiliğine inanmam. Ben size vururum, siz kendinizi korursunuz.. Benim sorunum İş Bankası’yla değil, yönetimiyle. İş Bankası yönetimi değişmelidir” diyor. Bunu bazı kişilerle paylaşıyor. Söylediğine göre İş Bankası Genel Müdürü’nü değiştirecekmiş. Geçen genel kurulda olmamış, bu genel kurulda değiştireceğini söyleyebiliyor. Direkt bu ifadeyi değil ama buna benzer ifadeleri benim yüzüme karşı da söyledi. Ben de kendisine, hayatta sizin gibi kimselerden yoruldum, size başarılar dilerim dedim. Bu konuşmalar gayet nezaket içinde geçti ve sonunda tokalaşıp ayrıldık. Ama hakikaten böyle insanların, bu makamlarda, böyle yerlerde oturan insanların ve bu tür siyasetin beni çok yorduğunu ifade etmek isterim…
NAİL GÜRMAN, İş Bankası’nın Atatürk’ten kalan yüzde 28’lik hissesini temsilen yönetim kuruluna giren üyelerden sadece biri. Ancak banka yönetim kurulu adeta ona hizmet için toplanıyor. Genel Müdür ve Yönetim Kurulu Üyesi Ersin Özince sürekli olarak Gürman’a hesap veriyor. Bankanın Yönetim Kurulu Başkanı Caner Çimenbiçer ise sessiz. Toplantıda neredeyse bütün üyeler Gürman’a biat eder gibi…

İşte Oğuz Karamuk’un yazısının ilgili bölümü;

“…. Cumhuriyet gazetesi meselesi ile ilgili şunları söylemek isterim. Bu banka geçmişte basından çok çekti. Sabah’tan, Vatan’dan vs. Sayın Genel Müdür haklı olarak POAŞ konusunu söylüyor, doğrudur, Cumhuriyet yanlış değerlendirmiş olabilir. Benzer şekilde geçen sene yaşadığımız, Vatan’ın İş Bankası hakkında yaptığı yayınlarla ilgili kupürler yanımda. Sonuçta ne oldu? Basınla kavga edilmez diyerek anlaşıldı, şimdi reklam almaya devam ediyor. Sayın Genel Müdür’ün, Fethullah Gülen dolayısıyla anlattığı örnekten de anlaşılıyor ki, çok sevmelerine rağmen Cumhuriyet gazetesine biraz kızmışlar. Bu işler kızgınlıkla olmaz. Kaldı ki Türkiye’deki Gericilik Hareketleri isimli o kitap benim kütüphanemde de var. Sayın Bülent Ecevit’in Fethullah Gülen’i, Süleyman Demirel nezdindeki Cumhurbaşkanlığı toplantısında mütedeyyin bir Müslüman olarak nitelendirip koruduğunu bütün Türkiye biliyor. Yazmışsa bunu yazmıştır, yalan da yazmamıştır. Öte yandan Cumhuriyet gazetesinin bir yazarının bir hata yapması, düzeltilecek bir meseledir. POAŞ birleşmesindeki olayları Sabah gazetesi de başkaları da yazıyor.

O ZAMAN TURGAY CİNER’İN KREDİLERİNİ KAT EDELİM

Cumhuriyet gazetesine reklam vermememiz, Turgay Ciner’in hegemonyasında olduğu gerekçesine dayanıyorsa o zaman Turgay Ciner’in bütün kredilerini kat edelim. Biz de ona kredi verdik, veriyoruz, değil mi? Ne alâkası var? Kaldı ki, Turgay Ciner’in oradaki temsilcisi eski Esenyurt Belediye Başkanı Gürbüz Çapan’ın temsil ettiği bir köşedir. Ayrıca bilgileriniz mi eksik bilmiyorum ama, Cumhuriyet’in 12 Eylül’den sonra güç duruma düşmesi ve bölünmesi de İş Bankası’na yayın yaptığı için olmamıştır. O bölünmenin sebepleri de başkadır.

Ben niye Cumhuriyet gazetesi üzerinde duruyorum ya da geçen seferlerde niye Kanal Türk üzerinde durdum? Bütün gazeteler İş Bankası ile ilgili ileri geri yayın yaptılar. Hepsine de reklam veriyoruz. Her aşamada bulunduğumuz yerden biraz daha yukarıya doğru yükselip, meseleye kuş bakışı bakmak zorundayız. Bayındır Hastanesinin Ankara’daki binasında evvelsi……”

KAYNAK: TARAF
Reklamlar