Etiketler

, ,

Adem YavuzÖnce iyi haberle başlayalım…

Her ne kadar PKK, 8 Mayıs’tan itibaren çekilmeye başlayacağını ilan etse de duyumlar küçük grupların çekildiği yönünde. 

Özellikle sınıra yakın bölgelerde 10-15’li grupların silahlarıyla birlikte Kuzey Irak’a geçtikleri yönünde bilgiler var.

Diğer bir iyi haber ise ‘giriş’ olmaması. Çünkü yılın bu mevsimlerinde çok sayıda PKK’lı ağır silahlarıyla Türkiye’ye gelirdi. 

Bu yönde de bir hareket yok ki, bu da iyiye işaret.

İyi mi kötü mü olduğuysa bulunduğunuz yere göre değişen bir diğer haber de şöyle:Örgütün şehir yapılanmaları son günlerde alarm vaziyette.

Sokak sokak hatta ev ev örgütlenme üzerinde çalışılıyor.

Hatta daha önce Türkiye’ye giriş yaptıkları tespit edilen ‘vergilendirme memurları‘ şehirmerkezlerinde icraata başladılar.

Bu durum yani sokak sokak örgütlenme ‘günün birinde tekrar devrimci halk savaşı ya da Kürt baharı başlatmaya hazırlık amaçlı değilse’ iyi bir şey.

Sonuçta işin içinde silah olmadığı sürece sokak sokak örgütlenmeniz örgütlü toplum adına tavsiye de edilebilir.

Ayrıca unutmamak lazım AK Parti iktidarını da doğuran Milli Görüş geleneği bu yöntemle seçim kazanmıştı.

Kötü habere gelince…

Çözüm sürecinin PR’ında yani halkla ilişkilerinde sorun var.

Şöyle ki; sürecin şu ana kadar olan bölümünde ister istemez BDP ve PKK yöneticileri ön plandaydı. Adaya gidiş gelişler, sonrasında yapılan açıklamalar, mektuplaşmalar ve nihayetinde Kandil’den yapılan açıklamalarda aynı isimler ekranlardaydı.

PKK/BDP/DTK yöneticileri bu süre zarfında gerek tabanı diri tutabilme gerek pazarlık çıtasını yükselterek hükümeti baskı altına alabilmek için sürecin ruhuna uymayan açıklamalar yaptılar.

Hatta bir kısmı hayli talihsizdi denebilir.

Hükümet cephesiyse sessiz kalmayı tercih etti.

Hatta Başbakan Erdoğan’ın ‘baldıran zehri içme’ hassasiyetine tüm parti teşkilatları, milletvekilleri de uydu.

Ancak aynı şeyi PKK cephesi için söylemek mümkün değil.

Son dönemdeki PKK/BDP/KCK yöneticilerinin demeçlerine, açık hava toplantılarına ya da basına verdikleri röportajlara bakın.

Ortada çok ciddi bir sorun olduğu açık.

Denebilir ki: “Örgüt silah bırakıyor, tabanı ikna etmek için öyle konuşuyorlar. Önemli olan sonuçtur, süreçte yaşananlar bir süre sonra unutulur.

Başka şeyler için bu kural geçerli olabilir.

Mesela bir futbol maçında 90 dakika kötü oynamış ve son saniyede attığınız penaltıyla maçı kazanmış olabilirsiniz. Tarihe sizin maçı kazandığınız geçer, taraftarlarınız da maçtaki kötü oyununuzu hatırlamaz.
Ancak PKK gibi aktörü ve faktörü bol bir problemde, 30 yıllık acı bir süreçte edinilmiş çok kötü tecrübeler var.

Bu ülkenin her yerinde Türk bayraklı mezarlar, çocuklarının yolunu gözleyen anneler var.

Düşüncesizce edilen bir söz belki kendi taraftarlarınızı motive edebilir, geçici bir zafer sarhoşluğu da yapabilir ancak çok yaraları kanatır, vicdanları acıtır.

Süreç de önemlidir sonuç da 

O yüzden, BDP/PKK yöneticilerinin bilhassa çok dikkatli olması gerekiyor.

Tabanı motive etmek için söyledikleri sözler sürece katkı sağlamıyor. Maalesef olumsuz örnekleri sıralasak, sayfalar boyu tutar.

Unutmamak gerekir ki, bu konuda sonuç kadar süreç de önemlidir. Çünkü işin psikolojik faktörleri kadar sandık ve oy hesabı gibi matematik boyutları da var. Çünkü çözümün kalıcı adımları yasal ve anayasal düzenlemelerle atılacak.

Ancak toplumu tahrik edici, bir yanda beklentiyi öbür tarafta endişeyi yükseltici demeçleri hesapsızca verirseniz dünyanın en demokratik yasalarını da hazırlasanız sandıktan çıkamayabilirsiniz.

Meclis aritmetiği ortada. Birtakım adımlar ancak anayasal düzenlemelerle olacak. İster istemez bir referandum faslı da ufukta görünüyor.

Bir diğer sorumsuz yaklaşım da medyada var.

Aslı olmayan ‘Asker çekiliyor, telsiz susuyor, Heron görmeyecek’ gibi haberler ya da ‘PKK değil asker çekiliyor’ tarzı provokatif yaklaşımlar, en az PKK yöneticilerinin sorumsuz demeçleri kadar tehlikeli. 

Özetle siyaset kurumu çözümde kararlı. Ancak sürecin sağ salim bitirilebilmesi için herkesin diline sahip olması gerekiyor.

Adem Yavuz ARSLAN

Reklamlar