Etiketler

, , ,

Deniz Ülke ArıboğanFazıl Say’a verilen 10 ay hapis cezasına tepki gösterdim ve olumlu olumsuz bir çok tepki aldım. Konu bir boyutuyla ifade özgürlüğü meselesi.
Ömer Hayyam’a ait olduğu iddia edilen ama anlaşıldığı kadarıyla aslında olmayan bir şiirin RT yapılması ve ardından ” bütün yavşaklar Allahçı” türünden bir ifade nedeniyle Fazıl Say’a bu ceza verilmişti. Bunun bir ifade özgürlüğü meselesi olup olmadığı tartışılabilir. Ben Say’ın mesajının en azından oldukça kaba ve duyarsız olduğuna inanıyorum. Kaldı ki Fazıl Say’ın sadece İslamcılara karşı değil, hoşlanmadığı herkese karşı aynı ölçüde kaba olabildiği de bilinen bir gerçek. Yani tavrı bir sürpriz değil, üstelik kanımca bilinçli bir durum. 
Peki verilen ceza ne anlama geliyor? Sergilediği profile bakarak Fazıl Say’ın ceza almayı zaten beklediği ve durumdan çok da hoşnutsuz olmadığını söyleyebilirim. O’nun amacı Türkiye’de ne kadar toleranssız ve düşünce özgürlüğüne saygısız bir yönetim olduğunu dünya aleme göstermek. Dünya çapında bir sanatçı olduğu için de bu etki kapasitesine sahip. Dünya medyasındaki yansımalardan bunu başardığını söyleyebiliriz.
Ancak bir başka önemli husus daha var ki kanımca Türkiye açısından en büyük kayıp bu. Türkiye bir süredir uluslararası çapta girişimlerle “İslama hakareti nefret suçu saydırma” stratejisini geliştiriyor. Müslümanlığın toplumsal bir kimlik olduğu ve kimliklere yönelik aşağılama ve hakaretin nefret söylemi kapsamına alınması gerektiğini savunuyor. Bu Batı açısından da makul gerekçelendirilebilir bir şey, zira düşünce ifadesi adına yapılan hakaretler İslam dünyasında büyük tepki alıyor, Batılılara yönelik şiddet eylemlerine, can kayıplarına sebep oluyor. Bu bakımdan “inançlara hakaretin nefret suçu kapsamına alınması” meselesi Türkiye’nin dünya çapında yürüttüğü en önemli misyonlardan bir tanesi konumunda.
Fazıl Say’a verilen ceza ise bu projeyi çöpe atacak kadar etkili yansımalara sahip. Bütün dünyaya nefret suçu ile düşünce özgürlüğü arasındaki sınırın ne kadar ince olduğunu, Müslüman dünyasının herhangi bir düşünce ifadesini bile nefret suçu olarak algılayıp cezaya dönüştüreceğini gösteriyor. Batıdan bakıldığında olay o kadar net ve tehdit edici ki, “nefret suçu” projesinin rafa kalkması için yeterli bir veri olacağını şimdiden söyleyebiliriz. 
Türkiye’nin başarması halinde kanımca sadece Müslümanlar açısından değil, tüm insanlık açısından en önemli projelerinden birini bu 10 aylık cezayla çöpe attığımızı hala göremeyenlere iki çift laf edelim. “Aklı olmayanın geleceği de olmaz. Basit taktikler uğruna büyük stratejileri feda edenleri, tarih kaybeden olarak yazıyor.”
Reklamlar