Etiketler

, , , ,

Ahmet Ay_1Toplumsal sünnetullah ve İsrail’in özrü -2-

Geçen yazımızı en çok sorulan şu soruyla bitirmiştik:

Nasıl oldu da İsrail bizden özür diledi? PKK neden silah bırakacak?

Bilmediğimiz bir şey mi var?

Evet, var. Bildikleriniz, bilmedikleriniz, bilip de gerekli kıymeti vermediğiniz…

Türkiye gibi muazzam potansiyele sahip bir ülkenin ‘miskinlik’ içinde yaşayan yöneticilerini başka memlekette bulamazdınız. Üstelik bu yöneticiler İsrail korkusunu, ‘ABD üzerinde bitmez tükenmez nüfuzunu’, kısacası’meskenet’i halka da empoze ettiler. Rahmetli Erbakan hocamız bu korkuyu silmek istediğinde, yerli işbirlikçilerin neler yaptığını bilmeyenimiz yok.

Bu durum Ak Parti iktidarına dek sürdü. Ak Parti kadrolarının halk tarafından iktidara getirilmesi, uyanışa geçen Ortadoğu halklarının uyanışını da hızlandırdı. Böylece bu büyük coğrafyaya sunulan ilahi ikram da (tarihi imkan) görülmüş oldu. Nasıl mı?

Bakınız;

Tarihin toplumlara yol göstericiliği/fırsat sunması, “toplumsal sünnetullah gereği” belirgindir. İrili ufaklı 50-100 yıl, bazen de 200 yılda bir görülebilecek olan bu fırsatın belirginliğini trafik ışıklarına benzetebiliriz. Bu “kozmik ışıklar” toplumların yükseliş/ilerleme, gerileme/durma zamanlarını haber verir. Hangi toplum olursa olsun bu ışıkların yol göstericiliğine uymalı, yoksa ciddi kazalarla karşı karşıya kalır. Tarihin kozmik ışığı yeşil iken durmakta ısrar eden toplumun kazaya uğraması kaçınılmazdır. İlahi ikramları göremeyen, görüp takdir edemeyen toplumlar bu kozmik ışıkları gereği gibi değerlendiremeyen toplumlardır.

Peki; yaşadığımız bu süreç nedir, bu süreci nasıl anlamalıyız?

Bu süreç, “Allah’ın, ikram ettiği ‘tarihi’ nimetlere bizler layık davranınca; ikramını, lütuf ve ihsanını arttırması olayı”dır. Bu yüzyılın başında da bizlere yüzyılda bir görülebilen tarihi fırsat, imkân/ikram sunuldu.

Dünya yeniden şekilleniyor, territoric değişikliklerin yanı sıra eski rejimler, köhne zihniyetler yerini  insani olan rejim ve dirayetli nesillere bırakıyor. ABD Avrupa-Rusya ve Çin ile; Çin Rusya ve ABD ile; Rusya hem Çin, hem Avrupa ve hem de ABD ile kıyasıya rekabet ve gizli bir kavga ve çekişme içinde. Bu durumu lehine çevirebilecek pozisyonu en iyi ülke Türkiye. Türkiye bunu doğru okumuş ve tarihin ayağına getirdiği bu fırsatı değerlendiriyorsa, bunu “acaba Türkiye bunun karşılığında şuna buna ne verdi de böyle oldu” diyerek basite indirgememeliyiz.  Biliyorum, yüzyılı aşkındır kaybedilen özgüveni bu sözlerimle geri getirmem mümkün değil.

Peki ama, kendimize ne zaman güveneceğiz? Zamanı gelmedi mi?

İsrail’in özründen birkaç gün önce ABD’den sayın Başbakan R. Tayyip Erdoğan’a gelen mektubu hatırlayın. Hani şu sayın başbakanın işgalci İsrail ile ilgili sözlerinden dolayı kongreden gelen “Başbakan özür dilesin” mektubu var ya, işte o mektuba hükümetin verdiği şu haysiyetli cevaba bakın:

İsrail’in bölgedeki yayılmacı politikalarına ve bu yayılmacı politikalara dayalı saldırgan tutumuna her zaman en gür sesle karşı çıktık, çıkmaya devam ederiz.” Yani, “git bak” demekti.

Siz buna ister konjonktür deyin, ister tarihin cilvesi deyin, ister bölgesel koşullar deyin, ne derseniz deyin, ben ‘Allah’ın Ortadoğu halkına lütuf ve ihsan’ dönemi diyorum. Hatta Balkan, Kafkas ve bizden medet uman diğer halklara lütuf ve İhsan dönemi.

Allah cc. geçmişte olduğu gibi bugün yine mağdur ve mazlumlara tarihi ikram ile lütufta bulunmuştur. Başta Başbakan Tayyip Erdoğan olmak üzere bu iktidar, bu ilahi imkâna-ikrama uygun düşen hizmetlerle layık olma çabasında olup, bunun için zalimlere karşı“ esas duruş değil, ESSAH duruş, ASİL duruş sergilemiştir.” Artık Türkiye’nin siyasi ve bölgesel gücüne inanmalıyız. Bu söylediklerim ‘düşmanı denize döktük” hamasetinden daha doğrudur.

İsrail’in, ABD’nin, Avrupa’nın Türkiye ile iyi geçinmesi bu bağlamda değerlendirilirse yıllar yılı abarttığımız ABD ve İsrail korkusunu da yıkmış oluruz. Rasul Tosun’un dediği gibi:

Şu da artık bir gerçektir ki, Türkiye Filistin konusunda İsrail’i sürekli denetim altında tutan bir güç konumuna yükselmiştir. İlişkilerin normalleşmesi de tamamen İsrail’e bağlıdır, iyi davranırsa lehine kötü davranırsa aleyhine olacaktır.” Gerisini İsrail düşünsün.

Bu tespitlerimi ABD de, İsrail de daha önceden biliyorlardı. Lakin, Türkiye’nin bu gidişatına engel olamadılar. Çünkü ‘toplumların tarihteki yükselişini/ileri yürüyüşünü’ kimse uzun süreli engelleyemez. Türkiye için olan budur ve ‘ilahi toplumsal yasalar’ gereği oluşan bu ‘sosyopolitik güç’e karşı durulamayacağını anlayanlar Türkiye ile iyi geçinmenin yollarına başvurdular. Son dönem olaylarını bu minvalde değerlendirmezsek kendimizi komplo teorilerine teslim etmiş olacağız ki, o zaman da asla biz biz olarak düşünüp karar veren olmayacağız. Yani, öz güven kaybıyla zelil olarak yaşamaya devam  etmek zorunda kalacağız.

Bu sebeple Türkiye zifirîkaranlık bir asırdan aydınlık bir geleceğe uzanmanın son sancılarını çekiyor! Kürt Meselesinin çözümü büyük eşik olacak diyen değerli gazeteci yazar Hüseyin Yılmaz’a hak vermemek mümkün değil. Hakikaten sulh rüzgarlarının eseceği ülkemizde, asırlara hükmedecek ‘aydınlık’ bir asır başlayacak inşaallah.

İşte; İsrail’in özür dilemesi de, Kürt-Türk kardeşliğinin yeniden inşa çabası da, bu ilahi lütuf ve bunun gereği oluşan tarihi imkanla değerlendirmek lazım, komplo ve paranoyalarla değil. Bakın Sayın başbakan son konuşmasında “askerimiz, polisimiz, evlatlarımız ölmesin diye SER’imizden geçeriz” diyor. Bu inanç ve ihlasa “acaba”larla yaklaşmak bizim inancımızla-değerlerimizle bağdaşır mı?

Bu Tayyip Erdoğan’a güvenmeli, inanmalı ve destek vermeliyiz.

Ve Kudüs’ün; bu yazıyı okuyan pek çok kişinin içinde namaz kılacağı günün yakın olduğu aziz Kudüs’ün, Filistin’in başkenti olmasına ne kaldı ki..?

Biz Türk’ü-Kürd’ü ile bu yüzyıl için yazılacak olan tarih kitabının dipnotu değil; o kitabın ana başlığı, kapağı olmak istiyorsak, bu süreci başarıyla hitama erdirmemiz lazım. Bunu inşaallah muhalefet adı altında düşmanlık üretenlerin yalan ve iftiralarına rağmen başaracağız.

Aziz halkımızın dua ve destekleriyle bizler Türk-Kürt kardeşliğini yeniden inşa edersek önümüzdeki asır ve asırlarda islam dünyasında ve büyük coğrafyamızda adil ve hakkaniyete dayalı birliktelikler sağlayacağız. Bugünün mağdur halkaları bu aziz halka dualar edecek, yoksa torunlarımız ve tarih buna engel olanlara lanet yağdıracak.

Öyleyse,

Fe iza fereğte fenseb, we ila Rabbike ferğeb…

Twitter: @ahmetay_

Ahmet Ay / Milat

Reklamlar