Etiketler

, ,

Necdet Ocak“Mazlumların özgürlük newrozu kutlu olsun”

Sadece Diyarbakır, Siirt, Hakkâri değil bütün Ortadoğu ve Orta Asya’daki halkların uyanış, diriliş ve özgürlüğüne tercüman olmanız beni duygulandırdı pir’im.

Evet demokrasi, hoşgörü ve kardeşliğe bizim de ihtiyacımız var ve bunu başlatmak için tapındığınız “newroz” ateşine ihtiyacımız yoktu. Rabbimin “bütün müminler”  kardeştir emri bizim için yeterli idi.

Biz ülkemiz sınırları içinde barışı ararken, Zağros dağlarına bile ulaşan ideallerin, hala söylediğinizin farkında olmadığınız imajını doğurdu bende. Bu yüzden “kutsal Mezopotamya”  toprakları sözü, Pelin Batu kızımız gibi beni ağlatamadı. Çünkü ben sizin ateist olduğunuzu ve sizin için kutsal lafzının hiçbir anlam ifade etmediğini biliyordum.

Evet, “bu büyük medeniyet ve kardeş topluluklar”, Kürtçe yazılan metni bile doğru düzgün okuyamayan, okunanı anlayamayan ermeniden bozma Kürtlüğünüz sayesinde biri birine düşürülmüş,30 yıldır kanları akıtılmıştır.

Evet, haklısın son iki yüz yıldır Arabı, Türkü,  Kürdü muhteşem Osmanlıyı küçük devletçiklere bölmeye, suni problemlere gark etmeye çalışan batı tarafından kardeş kavgasına tutuşturulmuştur. Elimizde kalan son bakiyeyi Osmanlı olan Türkiye Cumhuriyeti de, sizlerin sayesinde bölünmenin eşiğine gelmiştir.

Pir’im; madem farkındasınız batının bu fitne oyununun, 30 yıldır bu anlamsız kardeşkanının dökülmesindeki payınızın muhasebesini yapacağınıza, Mezopotamya da emeli olanlara hala maşa olmaktasınız.

Yüreği “newroz” ateşi ile tutuşan değil, Allah aşkı ile tutuşan 74 milyon insana, meydanda toplanan bir veya iki milyon insanla birlik ve dirlikte buluşma mesajı vermeyi akıl etmemeniz ne acı.

Son Osmanlı bakiyesi olan bizler hiçbir zaman çaresiz, bilgisiz ve köle olmadık. Belki fakir olduk, belki üzerimize çullanan emperyalizmden bunaldık ama asla çaresiz olmadık, asla köle olmadık. Çanakkale de bunun destanını yazdık. Bunu Kürt de bilir, Türk de. Lakin siz bizden olmadığınız için bilmiyor ve batının size altın tepside sunduğu köleliğe adım atıyorsunuz.

Evet, haklısınız hiçbir zaman, hiçbir ırkı, dini, mezhebi hedef almadık. Tek hedefimiz oldu, dinimize saldıranlar ve ülkemizi bölmeye çalışanlar. Bu emperyalist emelleri taşıyanlarla mücadele edecek güce hala sahibiz. Çünkü biz şehit torunlarıyız.

Evet, onlarca yılı feda ettiniz. Kimliğinizi, aslınızı, özbenliğinizi kazandığınızı sandığınız mücadelede, sadece ve sadece “saygıdeğer Türkiye halkı” diye hitap ettiğiniz insanların nefretini kazandınız.”Bu kadim Anadolu’yu İslam bayrağı altında kardeşçe yaşayan Kürtler ve Türkler” çok iyi biliyorlar ki öldürerek kardeşlik olmaz.

“Kapitalist moderniteye dayalı “ baskı, imha, asimilasyon politikalarını bu ülke insanının tamamı reddeder. Meclis çatısı altında bunları dile getirseydiniz en az 75 milyonun desteğini alırdınız. Böyle bir mücadele dururken, Başbağlar’da kundaktaki bebenin, otobüste yakılan Serap’ın asimile politikaları ile ilgisini keşke “saygıdeğer Türkiye halkına” izah etseydiniz.

“Zamanın ihtilaf, çatışma” zamanı olmadığını yıllardır söylediğimiz halde,”BİZ” dediğimizde hepimizi kastettiğimizi,”TEK” dediğimizde tek bayrak altında emperyalizme karşı mücadelemizi anlattığımızı anlamamakta direnip, Zağros dağlarına uzanmak hangi akla hizmettir.

Misak-ı Milli’ye aykırı olarak parçalanmış” ülkemizi el birliği ile kalkındırmak ve sınırlarımıza ulaşmak için ” Milli Dayanışma ve Barış Konferansı ” na Türkmenleri, Arapları, Kürtleri davet etmek dururken, kardeşkanı akıtarak hangi Misak-ı Milli’den bahsettiğinizi anlamak mümkün değildir.

“ Zamanın ruhunu okuyamayanlar tarihin çöp sepetine giderler “ diyen bir insanın, Osmanlının semalarında dolaşan zamanın ruhunu anlamamış olması ne acıdır. İşte o ruh şimdi elimizde kalan son Osmanlı toprağını üzerinde dolaşmaktadır. Biz adına Türkiye Cumhuriyeti desek bile batı, bitiremediği son Osmanlı hesabını bitirmeye çalışmaktadır.

“Bu newroz ateşi hepimize yeni bir müjde” değildir. Bizim müjdemiz son peygamber Hazreti Muhammed ( SAV ) dir. Biz tanrımızın üzerinden atlamayız. Biz Allah’a tapar, O’na kulluk ve secde ederiz.

Madem “Zaman kucaklaşma ve helalleşme” zamanıdır, o üç renkli paçavra kucaklaşmamıza engeldir. Ay yıldızlı bayrağımızın altında her ırkı, her dini kucaklamak için yıllardır kollarımız açmış, beklediğimiz bilinmelidir. Bizim anladığımız kardeşlik budur, diğeri zamanın ruhunu anlamamaktır, akıbeti de “zamanın çöp sepetidir.”

Necdet C.OCAK

24 Mart 2013

 

Reklamlar