Etiketler

, , , ,

İlk 15 Ağustos 1984′te başladı yürekler yanmaya…Zayıf koalisyonlar,istikrarsız hükümetlerle birlikte yanan yürekler kangrene döndü,her gün bir parça koparıp aldı bizden.

1995 yılına kadar geçen 11 yıllık süre, terörle mücadelenin en etkin bir şekilde yürütüldüğü yıllar oldu. Sadece’Ha bitti ha bitecek’ denilen bu 11 yılda 5 bin sivil ve 4 bin 204 güvenlik görevlisi şehit düşerken, 11 bin 314 PKK’lı öldü. Soğuk rakamlara vurduğumuzda tam 16 bin 573 can gitti. 16 bin ocağa acı düştü,16 bin annenin yüreği yandı. Sadece anneler mi, sevgiler,sevgililer,umutlar ve hayaller de yitirildi.

3-5 çapulcu denilen PKK ise ödürmekle bitmedi… Pkk’yı bitirmek isteyen, Kürt sorununu çözmek isteyen Özal’ı dahi, Eşref Bitlis ve Adnan Kahveci ile birlikte bu uğurda kurban verdik…

Aradan birkaç yıl geçti, MGK’da birinci tehdit olarak ele alınan PKK’nın yerini, daha tehlikeli görülmüş olacak ki dindar insanlar aldı, irtica ilk tehdit oldu.

Sonrası malum; Öcalan 15 şubat 1999′da Türkiye’ye teslim edildi. Ecevit bu sayede Başbakan yapıldı ve idam cezası kaldırılarak da diyeti ödendi. Tabi ödenen diyet sadece bu değildi.

2004′e kadar düşük yoğunluklda devam eden çatışma ortamı, 2003 yılında ABD’nin Irak’ı işgaliyle yeni bir boyut kazandı, terör azdı, acılar arttı, umutlar biraz daha azaldı.

4 temmuz 2003 yılında Süleymaniye’de yaşanan ve hafızalardan hala silinmeyen, dolaylı olarak PKK ile ilişkilendirilen çuval olayı ise Türkiye’nin itibarını yerle bir etti.

2003 yılındaki bu olaylara neden olarak da ABD tezkeresinin Meclis’ten geçmemesi gösterildi. Dozu her geçen gün artan terör olaylarıyla Türkiye adeta cezalandırıldı.

Sürekli ‘terörle mücadele’ dedik ama bu 29 yıllık süre zarfında ABD’den istediğimiz 3 saldırı helikopterini dahi tam 20 yıl sonra 2012′de alabildik. Son 5 yıla kadar insansız hava uçağımız (İHA) dahi yoktu. Sınırdaki karakolların içler acısı halini anlatmaya bile gerek yok. Hepsi kaçakçılık için derme çatma kulübelerden oluşan karakollar, askerlerimiz için toplu mezar oldu. Nedense 2009′a kadar sağlam karakollar inşa etmek kimsenin aklına gelmedi.

Gelemezdi çünkü,binlerce can alan terör yerine öncelikli tehdidimiz irticaydı. Çünkü namaz kılan insanlar PKK’lı teröristlerden daha tehlikeliydi.

Günümüze gelecek olursak;

Terörle mücadelenin ve asıl çözüm sürecinin başladığı yıl oldu 2009.Bu tarihten itibaren,onlarca yıl yasaklı olan Kürtçe özgürlüğüne kavuştu. Kürtçe TV,Kürtçe kitap,gazete,radyo,tv, kaset,müzik,film ve klipler peş peşe geldi.’Kürtçe şarkı söyleyeceğim’dediği için linç edilen ve kaçtığı Paris’te ölen Ahmet Kaya ise öldüğüyle kaldı.

Devamında Kürtçe kurslar açıldı, Kürtçe savunma hakkı verildi, cezaevlerinde Kürtçe görüş hakkı tanındı.Onlarca yıl ülke bölünecek deyip bizi korkuttukları her şey gerçekleşti.Ama bölünmüş beyinlere inat bu ülke bölünmedi.

Çünkü aslında gerçekleşmesi zor olmayan ve insanların doğuştan elde ettiği ve etmesi gereken haklardı bunlar.Çünkü açılım demokratikleşmenin bir diğer adıydı.

Sonuç olarak,kardeşi kardeşe kırdırarak yaşanan acılardan önce tüm hükümetler,sonra da biz,hepimiz sorumluyuz.

Bundan sonraki süreçte ”AÇILIMIN” bize getirdikleriyle ve daha fazla demokrasiyle tüm sorunların çözüldüğünü inşallah hep birlikte göreceğiz.

Prangalı beyinlere inat, halklar arasındaki prangaları çözeceğiz…

Hep birlikte, kardesce…

*Bugün 25 mart 2009′da şüpheli bir kaza daha doğrusu suikast sonucu hayatını kaybeden Muhsin Yazıcıoğlunu’nun da ölüm yıl dönümü. Kendisini rahmetle anıyor ve bu olayın da en kısa zamanda aydınlanmasını bekliyoruz…

Semra Twitter;semracabrero

Share this:

 “İfade istifade içindir” der Dücane Cündioğlu; ve “Körler dünyasında görüyor olmak bir hastalıktır” diyordu Cenap Şehabettin! Görmeyen gözlere ışık, istifadeye açık beyinlere gıda değerinde mükemmel bir hatırlatma. Allah gözünüze fer, kaleminize tükenmezlik nasip etsin. Daim olsun yazılar ve var olun… Selam ve duayla…
Reklamlar