Etiketler

, , , , , ,

Ahmet Ay_1Öcalan asılmalıydı…

İçinizden hayra çağıran, iyiliği emredip kötülükten men eden bir topluluk bulunsun. İşte kurtuluşa eren onlardır.” Al-i İmran/104

80 yıl boyunca çalışır çabalarsın,

930 yıl kardeş bir halkı ötekileştirir, yok sayarsın,

Yetmiyor binlerce vatan evladı öldürülür, buna önlem alacağına kanın akması için çabalarsın ve bununla mevzileri tek tek ele geçirirsin,

Sonra bütün bu kazanımlarını! İslamcı gelenekten gelen R. Tayyip Erdoğan tarafından yok edilmesine seyirci kalırsın…

Yok yok,

Bu Öcalan asılmalıydı vakti zamanında. Hani iktidar ortağı olduğunuz yıllarda Öcalan size teslim edilmişti ya, o zaman işte.

Şimdi treni kaçırdınız,

Öcalan derin güçlerin etkisinden kurtuldu ve bütün silahlı militanları sınır dışına gönderecek. Hatta dün akşam kimi grupların sınır dışına çıktıklarını da ilk benden duyun.

Evet, silahların ebediyen susacağını hazmedemeyenlere, çocuklarımızın kanını rakılarıyla ve kımız niyetine içmeye devam etmek isteyenlere sesleniyorum;

Öcalan’ı zamanında assaydınız bugün böyle zar-u figan etmezdiniz, hatayı! o zaman yaptınız.

Bildiğiniz gibi 21 Mart günü ülke genelinde Nevruz kutlamaları vardı. Buna Nevruz ya da Newroz dersiniz hiç önemli değil. Neticede “kardeşlik günü” olarak tarihin kayıtlarına geçen bu günde 30 yıllık kardeşkanının aktığı bir süreci geride bırakıyoruz. Artık yeni, güçlü ve ulvi hedefleri olan Türkiye’de Türkler, Kürtler, Araplar, Boşnaklar ve diğer kardeş halklar kavgasız, huzurlu yarınlara yelken açtı. Ve bir asırdır az kalsın yıkılan İslami kardeşliğin restorasyon dönemine girdik.

Nevruz günü dünyanın gözü Diyarbekir’deydi. Şehirler içinde müstesna yeri olan bu aziz şehir kardeşliğe hasretini tek bir olumsuz olaya geçit vermeyerek gösterdi. Milyonların aktığı bu kentte kardeşlik, beraberlik ve huzur sloganları atıldı. Dualar için sabahlara kadar eller havada kaldı.

Alanda milyonlar vardı, her Nevruz’da kaşları çatık, öfkeli, kalpleri kırık halk, bu Newroz’da güleç, umutlu ve geleceğin inşası için kollarını sıvayarak alana gelmişti.

Daha önceki Newrozlarda şiddet dışında bir şey düşünmeyen gençler gitmiş yerine Kur’an cüzleri dağıtan gençler gelmişti. Sordum o gençlere:

Bu cüzler neyin nesi?

–        Hatim indiriyoruz dediler,

Kime, dedim:

–        Bedir’de, Uhud’da, Malazgirt’te, Haçlılara karşı savaşlarda şehit düşenlere okuyoruz, Çanakkale’de yatan dedelerimize, Gazze’ye gönderiyoruz, çatışmalarda ölen bütün kardeşlerimize gönderiyoruz dualarımızla…

Düşündüm,

Allah “ol” der ve derhal oluverir, sadaqallahul azim dedim.

Daha düne kadar Molotof atan çocuklar Rahman’ın “dokunuşuyla” ne güzel hale gelmişler. Demek ki dedim, biz aslında hiç küs değildik. Biz hiç birbirimize kırgın ve kızgın değildik, bizi birbirimize kırdırtanlara olan öfkemizi Türklerle Kürtlerin birbirine öfkesi gibi gösterenlere inanmıştık ve çok can kaybetmiştik.

Bir annenin “oğlum dağda vuruldu, mezarına gittim ve ona artık Türk-Kürt kardeşlerin çatışmayacak, ölmeyecek diye müjde götürdüm” demesi Nevruz’u özetleyen cümleydi.

Ya, “Allah’ım, senin için makbul bir tek amelim varsa onun hatırına, Enbiyaların serveri hatırına çocuklarımız ölmesin, varsın bugünden sonra ömrüm son bulsun” diyen Ahmet dayıya ne demeli..?

Anladım ki, Allah kalplerimizi birbirimize ısındırmış,

Aramıza “ilaf”ı ve muhabbeti koymuş ki bunca olan bitene rağmen kardeşlik hala en çok kullandığımız sözcüktür. Değil mi ki O cc. dilerse düşman olanları dahi dost eyler, biz hem dinde, hem Adem’de kardeşiz…

Bakın,

Isparta’dan değerli dostum Av. Abbas Pirimoğlu’nun yazısındaki kardeşliği eminim her Türk kardeşimiz hissetmiştir. Sayın Pirimoğlu:

“…Metin önce Kürtçe okundu, güzel şeylerin söylendiği belliydi. Sonra Türkçe okundu, okundukça içim açıldı… Allah’ım sana hamdolsun, bana bu günleri gösterdin… ben de hemen kalkıp iki rekat şükür namazı kıldım…” diyerek kardeşlik duygularını halisane bir şekilde dile getiriyor. Allah Türk’ün Kürd’e, Kürd’ün Türk’e muhabbetini gönüllere nasıl nakşetmiş? Bunu yukarıda anlattığım dağda oğlu öldürülen anne ile Ahmet dayının sözleriyle beraber okuyalım. Okuyalım ki tarihimizin bizleri nasıl bir örgü ile sardığını görelim.

Sayın Tayyip Erdoğan ülke ve insan sevgisi ile dolu bir lider olduğunu bu süreçte dünya âleme gösterdi. Tarihin, Tayyip Erdoğan’ı sadece ülkesi için değil, Ortadoğu ve diğer mağdur halklar için vermiş olduğu mücadeleden dolayı nasıl yazacağını şimdiden tahmin edebiliyorum.

İsrail tarihinin ilk özrünü bizden diledi, Gazze kısıtlamalarını kaldırdı, hem de Newroz’dan bir gün sonra ve Şeyh Ahmet Yasin’in şehid edildiği günün yıldönümünde geldi bu özür.

Anlamayana Levent Kırca’nın esprileri bile az…

Tayyip Erdoğan böyle bir liderlik yapıyor, peki, ya Kılıçdaroğlu ile Bahçeli..?

Onlar da ‘alanda bana söylenen çok önemli bir bilgi’ Salı’ya kalsın…

Ahmet Ay

Reklamlar