Etiketler

, , , ,

Ahmet Ay_1PKK tarafından alıkonan vatandaşlarımızın geçtiğimiz Çarşamba günü serbest bırakılması sürece olan güveni arttırdı. Her ne kadar daha önce yazmış olsam da Sayın Beşir Atalay’ın ifadesiyle bu “jest” sürece ilişkin endişeyi azaltmıştır.

Anlaşılan o ki hükümet kararlılığını içi dolu projesiyle sürdürerek gösteriyor. Kandil’in de son açıklamasında Öcalan’ın kendileri için belirleyici olduğunu ifade etmesi daha çok umutvar olmamızı sağladı.

Geçen Çarşamba günü PKK’nin serbest bıraktığı kardeşlerimize sevincimi sosyal medyada da paylaştım. Büyük destek ve kalbi dualarla sevincime/sevinçlerini katanlar oldu. Öyle ki arayan kimi dostlar ‘arabalarla çıkıp sevinç turu atmaya hazırlandıklarını’ anlattılar. Beni en çok umutlandıran şey, aziz kent Diyarbekir’den serbest kalan kardeşlerimiz için sevinçlerin bu kadar belirgin olmasıydı. Hani PKK militanlarından birileri olsa sizler bunu zaten normal karşılarsınız. Ancak askerlerin serbest kalmasına, üstelik kimsenin organize etmediği ve kendiliğinden oluşan aziz şehir Diyarbekir’in bu sevinç gösterisi 5. Harem olmanın asaletiyle alakalı bir durumdu. Ne mutlu bizlere…

Halkımız 76 milyonun sevincine ortak olması kadar mutluluk verici bir şey olabilir mi? Bu süreç 76 milyonun sevincini yine ve yeniden ortak etmiştir.

Değil mi ki Kur’an’ımız, kıblemiz, dualarımız bir. Her şeyimiz ayrı olsa bile evlatlarımız öldürülürken annelerimizin figanı her iki dilde de oooyyy! değil mi? Evet halkımızın sevinçleri de, üzüntüleri de bir ve aynıdır, unuttuk mu sanki?

Ancak birileri bu sürecin sonundaki sevinci halkımıza çok görmekte, acılarımız üstünde sörf yapmayı arzulamaktadır. Bu jakoben anlayış bir asırdır kardeşliğimizi delik deşik ettiği halde şükürler olsun ki öldüremedi. Bu, Allah’ın bu aziz halka lütuf ve ihsanıdır.

Düşünebiliyor musunuz? Eğer bizim yaşadıklarımızın yüzde 5’i başka ülkelerde yaşanmış olsaydı o ülkede kardeşlikten değil, sadece düşmanlıktan, kin ve nefretten söz edilecekti.

Peki ya biz?

Bakın, Twitter’da yazdığım şu mentiona gelen cevaplara:

“Rabbimiz, bugün PKK’nın elinde bulunan askerlerimizin ailelerine dönmesi gibi dağda olan çocuklarımızın da ailelerine sağ salim dönmelerini nasip et” dediğimde % 80’i Türk olan yüzlerce ‘gözyaşlarıyla sarılmış âmin’ göklerin sahibinin kabulüne yükseldi.

Bütün bu güzel gelişmeler olurken insana “bu nasıl bir haleti ruhiye?” dedirten şeyler de olmuyor değil.

Mesela, PKK kardeşlerimizi serbest bıraktığı gün bütün vatandaşlarımız sevince gark olurken, kelime dağarcığı 150-160 sözcüğü bulan ve bunların da % 10-15’i hain ve türevi sözcüklerden oluşan MHP’nin genel başkanının bu tepkisini bilim adamları öğrencilere doktora tezi olarak vermeliler.

Ülkemiz her yönden sorunlarla ve bu soru işaretleriyle kuşatılmıştır. AKP iktidarı 10 yılda her alanda başarısız, her düzeyde yetersiz kalmıştır. Aldığı görevi layıkıyla yapamamış, millete hizmet etmenin hakkını verememiş, kendisine bağlanan umutları heba etmiştir. Türk milleti fuzuli işlerle meşgul edilmiştir.Bu sözlerin sahibi Bahçeli. Bahçeli mecliste grubu bulunan partinin genel başkanı ve ayrıca akademisyen bir kişi.  Ve bu konuşma çocuklarımızın PKK tarafından serbest bırakıldığı gün yapılıyor. İnsan bir sağına soluna bakar, insan bir empati yapar. İnsan bir tek kere de olsa annelerin yüreğine kulak verir. İnsan bir düşünür: Bu sözleri başkası söyleyince duyanlar bu sözlerin sahibine ne tepki verir… İnsan bunu akletmez mi?

Ama Bahçeli ne yapıyor? Çocuklarımızın serbest bırakıldığı gün:

”PKK’nın kaçırarak, aylardır elinde tuttuğu 8 kamu görevlimiz iğrenç bir pazarlığa konu edinmiştirlaflarını israf ediyor. Çocuklarımızı serbest bıraktı diye Bahçeli neredeyse “PKK ihanet etmiştir”der gibi… İnsan bir lafın gelişine, sonra gidişine, sonra lafın varacağı yere ve en sonra da döneceği yere bakar; ben ne diyorum? Bunları derken “hoş muyum, boş muyum, yoksa serhoş muyum” diye düşünmez mi insan? Neticede mecliste grubu bulunan bir siyasi partinin genel başkanı. Hani vatan-millet, hani halk?.. Halkın çocukları evlerine sağ salim dönmüş daha ne olsun..? Milliyetçiyim diyen parti milletin çocukları sağ salim evlerine döndü diye bar bar bağırıyor. Buna böyle mi tepki verilir? İnsan buna sevinmez mi? Hangi duyarlılığınız çocuklarımızın canından daha değerli? Bu ne biçim duyarlılık?

Cüneyt Özdemir ne kadar da haklı?

“Mesela şu günlerde bazılarının gözlerini öylesine büyük bir AK Parti, Başbakan Erdoğan ve Kürt düşmanlığıbürümüşki sürekli ortaya tedirgin edici bir korku atmosferini pompalıyor, endişe bulutlarınıher an hazır bekletiyor ve lafa sürekli amadiye başlıyorlar. Ama.. Ama.. Ama…” MHP’den kimse çıkıp “ama 30 yıl boyunca ‘vur öldür’le olmadı, yetmez mi” demiyor. Daha çok vur, daha daha çok vur, hep vur, hep öldür… Baylarımızın (Allah göstermesin ama) dağda vurulan kaç evladı var? Allah’tan korkun biraz Allah’tan.

Ahmet Ay / Milat

Reklamlar