Etiketler

, , ,

Ahmet AyGeçen yazımızda farklı refleksleri ‘baskın oran’ların çocuklarımızın kanını istediklerini yazmıştım. Bu yazımıza da operasyon uzmanı E. U’nun laflarıyla devam ediyoruz. MİT’in Öcalan’la görüşmesinde barış çıkacak diye ödü kopanların başında gelen E. U, (inandırıcılığını yitirse de) ‘görüşmelerin sonunda bölgenin KCK’ya verileceği’ni halka pompalıyor. Türklerin hassasiyetini iyi bilen operasyoncu Uslu’nun ‘uzman’lık tespitleri bakın nasılmış:

“…KCK sanıklarını bırakıp Oslo mutabakatında olduğu gibi, bölgeyi uzun vadede de olsa KCK’ya bırakma sözü verildi mi?..” Bu ne yani? Şimdi biri E. U’ya ‘sen bunları söylemek için Neocon ve MOSSAD’dan iyi eğitim almışsın’ derse uyar mı, e uyar tabi. E. U biliyor ki başbakan bu laflarda bahsettiği ‘bölgeyi uzun vadede’ kısmının yüzde 1’ni kabul etseydi yıllar önce PKK dağdan inerdi. Ne demek ‘bölgeyi KCK’ya bırakmak..?’ Dedik ya operasyon yazarı olmak böyle bir şey. E. U halkta kuşku uyandırmak için her yolu deniyor:

“Abdullah Öcalan’ın çatışmasızlık, çift yönlü ateşkes talebi karşılığında ne veriyoruz sorusuna hükümetten tatmin edici cevap gelmediği için Türk toplumu oldukça kuşkulu…” diyor opereyşıncı. Nerede bu ‘Türk toplumu ki bu kadar tedirgin? E.U’nun Türkiyelileri kast etmediği kesin, zira Türkiye’de kimse bu kuşku ve tedirginliği taşımıyor. İsrail halkıyla Türk toplumunu karıştırmış olmasın E. U!?! Türk toplumunda bazı Ulusalcı-ırkçı şoven kesim dışında kimse sürece karşı çıkmıyor. Tabi, dezenformasyon bununla bitmiyor, uzmanlığında öğrendiği bütün taktiklere başvuruyor. Hem de yarım değil, tam MOSSAD ağızlı bir yalanla:

“Sürece ilişkin kuşkuları arttıracak bir gelişme de Kuzey Irak’a giden BDP heyetinin içinde İran’a çalışan bir kişinin de olduğu bilgisi. Konulara yakın Kürt kaynakları BDP heyetiyle birlikte olan İran ajanını görünce çok rahatsız oldular ve sürece ilişkin umutlarını revize ettiler.” Kim kimi gördü, kimdi İran ajanı, kim tanıdı, kim umutlarını revize etti?.. yok böyle bir şey, ama bulandırmak için, dezenformasyon için böyle Makiyavel’i aratmaz opereyşincı Uslu.

“Umutlarını revize etti”ymiş!.. Söylesin de bilelim;

Bu İranlı ajan” dediği kim? Kim gördü de “umutlarını revize etti?” bilelim yalan değilse.

Ya şu operasyona ne denir?

“Bu zabıtların sızdırılması AKP’yi İmralı’ya mahkûm etmiştir. Bundan sonra AKP hükümeti PKK’nın hemen hemen her türlü talebine evet demek zorundadır…” diyerek halkı galeyana getirmeye çalışıyor. Bu halk cumhuriyet mitinglerini, danıştay baskınını, Dağlıca baskınını gördüğü halde bunların ‘ne derin operasyon’ olduğunu bildiği için provoke olmadı, bu yalanlarla mı provoke olacak?

Hayır, tam tersi, sızma Ak Parti’nin elini güçlendirmiştir. Bunu zeka sorunu yaşamayan, art niyetli olmayan herkes biliyor. Çünkü süreçte zayıf halkanın BDP olduğu ortaya çıkmıştır. BDP görüşme notlarıyla ilgili ‘koruma’ taahhüdünü yerine getir/e/memiştir. Ak Parti’nin eli güçlenmiştir.

Bu opereyşın kalem sahiplerinin uykusunun kaçtığını sizler de fark etmişsinizdir değil mi?

Neden peki?

Çünkü halk R. Tayyip Erdoğan’a inanıyor, güveniyor. Halk Tayyip Erdoğan’ın Samimiyetine, halkının refahına olan düşkünlüğüne inanıyor, bu yüzden halk başbakan Tayyip Erdoğan’ın çözümü başaracağından şüphe  duymuyor. Tayyip Erdoğan’a duyulan bu güven operasyoncuların işine gelmiyor. Zira derin dünyanın derin ortadoğu kanadı çok iyi biliyor ki barış içinde, kardeşçe yaşayan bir Türkiye’de kendilerinin menfaatlerinden ziyade halkın menfaatlerini gözetilecek. Derin Ortadoğu’nun uzantısı olan kalemler bu yüzden Türkiye’nin barış içinde yaşamasını istemiyor.

Alın size operasyoncunun kaleminden dökülen filozofik! cümleler:

“Daha önce yazdığım “Erdoğan’ı Öcalan’ın önünde diz çöktürecekler” tezim tam da buna işaret ediyordu. İmralı zabıtları sızdıktan sonra Erdoğan artık PKK’nın istediklerini vermezse PKK terörü başlatır. Terör başlayınca halk “siz Öcalan’a her türlü tavizi verdiniz, PKK’yı büyüttünüz ama terörü bitiremediniz, dolayısıyla sorumlusunuz” diye faturayı AKP’ye kesecektir… AKP’nin çöküşü hızlanacaktır.”

Ya! Demek ki halk böyle düşünecek öyle mi? Bütün dertleri son cümlecik:

“AKP’nin çöküşü…”

Olumsuz giderseymiş… Yerli olmayan kafanın böyle çeşidi de vardır.

Peki, Allah korusun süreç kesintiye uğrarsa her zaman sulhu esas alan, kadirşinas ve aziz halk ne diyecek? Halk, samimiyetine inandıkları Tayyip Erdoğan için:

“Başbakan Tayyip Erdoğan üzerine düşeni yaptı, Öcalan’ı da, Kandil’i de, BDP’yi de çözüm için devletin organlarıyla görüştürdü. Buna rağmen PKK çatışmalara başlarsa ‘kimse R. Tayyip Erdoğan’ı suçlayamaz’ çünkü o üzerine düşeni fazlasıyla yaptı” diyecek. Halkımızla opereyşincı gastecilerin farkı burada. Halk doğruyu, opereyşıncı gasteciler ise temennilerini dile getirirler.

Bu ülkenin aziz halkı kardeşlikten, sulhdan yana değil de operasyoncuların dediği gibi olsaydı yıllar önce birbirini boğazlardı. Bu aziz millet barışın -ş’sinin altındaki (.) ya canını verecek kadar asil bir millettir. Tayyip Erdoğan kardeşler arasında sulh olsun diye bedenini taşın, panzerlerin altına koyacak, ‘baldırdan zehri içerim’ diyecek, ama Allah korusun PKK silahlara sarılınca faturayı Tayyip Erdoğan’a kesecek ve Ak Parti’nin bitişi hızlanacak?

Dinleyecek olmasanız da biz hatırlatmak için söyleyelim:

İnnellahe la yuhibbul mufsidin/Allah (yeryüzünde) fesatlık yapanları sevmez.

Ahmet Ay / Milat

Reklamlar