Etiketler

, , ,

Ahmet AyTürkiye Türklerin midir? 

Türkiye Türklerindir yazıyor amiral gemisinin logosunda. Simavi de buna inanmıyordu ama yaz(dır)mışlardı. Sebep çok basit, Türkiye’nin Türklere bırakılmadığını kamufle etmek.

Osmanlı sonrası Türkiye’yi inşa etmek isteyenlerin bu süreçte yaptıkları ‘Türklük’ vurgusunu sadece ulus devlet anlayışına bağlamanın yeterli bir tespit olmadığı kanaatindeyim. Cumhuriyetin kurucu aklının ‘Türk’lük vurgusu, ilerde yapacakları çirkinliklere kalkan olarak kullanmaları bilinçli bir tercihti. 1923’ten sonra her türlü defolarını ‘Türk/lük, Atatürk, irtica ve Cumhuriyetle’ sıvadılar. Bir sloganla 80 yıl avutulan başka bir millet varsa ne olayım!

MİT kontrterör dairesi eski başkanı Mehmet Eymür ‘1950’den bu yana 50 (elli) yıl boyunca (1950-2002 arasını kast ediyor, A. Ay) Türkiye’yi Türkler yönetmedi’demişti. Bunu neden ’50 yıl’la sınırlandığını biliyoruz, ama velev ki son ’50 yıl’ da olsa, kanlı kâbuslarla geçen korkunç bir elli yıl yaşamışız.

Vahameti içinde; ülke Osmanlı’nın dağılmasından sonra 90 (doksan) yıldır kurulmuş bir cumhuriyet ve adına Türkiye Cumhuriyeti dediğimiz bu ülkenin ‘1950’den sonraki elli yılını Türkler yönetmemiş’ti.

Sağlıklı bir analizde Türkiye’nin ‘elli yılını Türkler yönetmemiş’ ise ondan önceki (1923-1950) 27 (yirmi yedi) yılın ne kadarını Türkler yönetebilmiş sorularına da cevap bulmak mümkün.

Lozan’dan da öte Skay-Picot Antlaşması’yla yalnızca Türkiye’nin değil Mısır’ın, Suriye’nin, Irak’ın, Ürdün’ün… de geleceği şekilleniyordu. Bize cumhuriyet onlara krallık düşmüştü. Bu süreçte bizzat M. Kemal ‘halife hazretlerinin emirlerini yerine getirmek için’ çırpındığını söylüyordu. Yani cumhuriyet fikri, Mustafa Kemal’in üzerinde çalıştığı ve ‘ülkeye armağan ettiği’ bir düşünceden öte bir şeydir. Neyse konumuza geçebiliriz.

Mehmet Eymür “1950’den sonra 50 yıl boyunca ülkeyi Türkler yönetmedi” derken bu ülkede doğruları yazmak için bugün bile mangal gibi yürek gerektiğini de söylemiş oldu. Siz süreyi elli yıldan fazla tutarsanız İ. İnönü’yü de, Atatürk’ü de işin içine katmak zorunda kalırsınız. Biliyoruz ki masa başında, başta İngilizler ve Fransızlarla beraber ülkenin sınırları ve yönetimi belirlenmiş, sonra olmamış savaşlarla zaferler kazanılmış ve bir de İnönü’ler muzaffer komutan olarak ödüllendirilmişlerdi. İşte o günden beri bu ülkeyi ‘yerli’ler yönetemedi.

Bir yerin yerlisi ‘oranın halkının değerlerini değeri bilen, acısını acısı kabul eden, sevincine sevinen, halkının geleceğine kendisini adayan’dır. Halkına yabancı kalamayacağı gibi, bir arada yaşayan halkların birbirine yabancılaşmasına da asla razı olamaz ‘yerli’ yönetici. Kişi ülkesinin menfaatlerini koltuğu için feda ediyorsa asla yerli olamaz. O ülke onların beldesi/ülkesi olmaktan çıkar.

Yerliden kastımızın etnik ve territoric olmadığını biliyorsunuz; düşüncesiyle, pratiğiyle halkından olandır yerli. Halkının inancını ‘kriminalize’ eden kafa asla yerli olamaz.

Doğrusu ülkenin hiçbir zaman ‘tekin olmadığını’ ve tekin yönetilmediğini biliyorduk, ama eğer Eymür’ün tarihlerini baz alırsak, bu geçmişte yaşanılan ‘elli yılı’ ‘Türk’ olmayan yöneticiler yüzünden çok büyük acılarla, huzursuzluklarla geçirmişiz demektir.

Şimdi elimizi vicdanımıza koyalım, ülkemiz ‘Türkler’ tarafından yönetilseydi ülke bu hale gelir miydi?

CHP’nin Batılı/yabancı aklı ve yöneticileri 23 yılda kesintisiz olarak Türkiye’yi kendisine, değerlerine, inancına, köklerine yabancılaştırmak için çalıştı, çabaladı. Bu halkın değer ve inancını bir kısmıyla erozyona uğrattıysa da şükür ki bunda da tam olarak başarıya ulaşamadı. Çünkü halk ‘yerliliğini’ hiçbir şeye değişmedi. Nesiller değişti, halk CHP’nin 23 yıllık kesintisiz asimilasyonuna yenilmediği gibi, 80 yıllık ‘yerli olmayan’ vesayetçi, kökü ve beyni dışarıda bürokrasinin de oyununa gelmedi.

Şimdi ise CHP’nin halkın değerlerini 23 yıl kesintisiz iğfal operasyonundan sonra, Ak Parti de “23 yıl, 2001-2023” kesintisiz onarım/kendine dönüş mücadelesine hazırlanmış.

‘Birileri’nin de bildiği gibi ‘hedef 2023’ projesi Türkiye’yi Türkiyelileştiren, Türkiyelilerin yöneteceği bir ülke kılmaya yönelik bir projedir. İşte bugün evlatlarının ölümüne sevineceklerinden kuşku duymadığımız derin mahfiller bu projenin gerçekleşmemesi için her türlü engelle/mele/rle defans uyguluyorlar. Öyle ki terör, suikast, sabotaj, trafik kazası süsü verilen öldürmeler… bu engelleme yöntemlerinden sadece bir kaçı. Oysa Türkiye ve Türkiye’yi yönetenler (son birkaç yıl hariç) 1923’ten bugüne kadar hiçbir zaman ‘Türk(iyeli)’ olmamıştı.

Son yıllarda da (1990-2003) derin yapılanmaların ‘algısal tehdit’leri suikastlara, kitlesel ölümlere varacak kadar ‘kirli bir Türkiye’ oluşturdu. Bütün bunlar on yıllardır Türkiye’yi yönetenlerin tam olarak ‘Türkiyeli’ olmamalarından kaynaklıdır.

Devam edecek…

Ahmet AY

Reklamlar