Etiketler

, , ,

ihsan-dagiÖcalan: Pimi çekilmiş el bombası.

Kimilerine göre konuşulabilecek ‘en makul’ isim, kimilerine göre Kürt sorununun çözümü için ‘en milli, en yerli’ kişi. Abdullah Öcalan’dan söz ediyorum…

Dün Milliyet’te yayımlanan Öcalan’ın görüşme zabıtlarını okuyunca doğrusu kafam karıştı. Barış için ‘son umut’ olduğu söylenen adam buysa herkesin işi zor, başta da ‘İmralı sürecini’ yürüten hükümetin. Karşımızda ‘komplo’larla düşünen, her şeyi kendisine bağlayan megaloman bir ‘lider’ var. Sözleri çok iddialı, hatta hayal ürünü. ‘AKP’yi 10 yıldır ayakta tutan benim… Biz AKP’yi çıkartan gücüz’, diyor Öcalan ve devam ediyor; ‘İslamcıların 40 yıllık rüyasıydı, rüyalarını gerçekleştirdik. Biz AKP’ye iktidarı altın tepside sunduk’. Öcalan’ın AK Parti’ye yaptığı ‘iyilikler’ bununla sınırlı değil; darbecilere karşı AK Parti’yi koruyup kollamış, MİT’in ‘gayri-milli’ ellere düşmesini engellemiş, Başbakan’ın tutuklanmasını önlemiş! ‘Nasıl yani?’ diye sormamak elde değil. Sırrı Süreyya Önder’in hitabıyla ‘başkan’ epeyce uçmuş!

Görüşme notlarında barış süreci için olumlu olan nokta Öcalan’ın sürece ilişkin umudu; ‘Ne ev hapsi ne de af, bunlara gerek kalmayacak. Herkes, hepimiz özgür olacağız… Başarılı olursam, ne KCK tutuklusu kalır ne başkası’. Bu umut ve iyimserlik bir kararlılık göstergesi olarak iyi; ancak Öcalan’ın beklentilerinin karşılanmaması durumunda tepkisi çok sert olabilir. Bunu zaten söylüyor; ‘Bu olmazsa 50 bin kişiyle halk savaşı olacak. Ölen ölecek… Ne eskisi gibi yaşayacağız ne de eskisi gibi savaşacağız… Şimdiye kadar yaşadıklarımız devede kulak kalır.’ Bu girişimden sonuç çıkmaması durumunda ortaya çıkabilecek riskli tablo tasviri doğru. Ancak dikkat çekici olan, görüşmelere ve kendine biçtiği misyon; ‘Başarılı olursak, yepyeni bir Cumhuriyet’e… Radikal demokrasi, tam demokrasi, Anadolu ve Mezopotamya’nın tam demokratikleşmesi, hazırlığım bu yönde’. Yeni bir düzen-rejim kurucu misyonu üstlenmiş kendine. Bu ne gerçekçi, ne sağlıklı; şişirilmiş bir ‘öz yüceltme’.

Öcalan’ın kafasında bir plan var. Çatışmasızlık kararını vermiş. ‘Newroz’da bunu ilan etmek istiyorum… Karar verip ilan edeceğim. Kandil karamsar, aşarlarsa iyi olur’… (Kandil’e şu günlerde yapılan hava operasyonu bu karamsarlığı giderecek, onları ‘barış’a ikna edebilecek mi acaba?) Bir sonraki aşama olan PKK’nın çekilmesi için ‘Komisyonlar kurulacak… Akil adamlar denetiminde olacak. Çekilme o zaman olacak. Köylere geri dönüş olacak. Bunları yapmazlarsa geri çekilme olmaz. Çekildiğimiz alanda gerillayı daha da büyüteceğiz. Çekilirsek gerilla biter görüşüne katılmıyorum. Suriye var, İran var.’ Öcalan’dan, adamlarını devlete teslim etmesini kimse beklemesin. Zaten bunu yaptığı düşünülen bir Öcalan’ın örgüt ve tabanı nezdinde itibarı kalmaz. Öcalan’ın belki de en çok tartışılacak ifadesi başkanlık sistemiyle ilgili; 
‘Başkanlık sistemi düşünülebilir. Biz Tayyip Bey’in başkanlığını destekleriz. Biz AKP ile bu temelde bir başkanlık ittifakına girebiliriz. Yalnız başkanlık ABD’deki gibi olmalı.’ Öcalan’la ‘başkanlık’ anlaşması! Bu iş zor dostlar…

Süreç ilerlemeli, ama görüşme zabıtları bir ‘iletişim kazası’. Anlaşılan o ki Öcalan, öyle kamuoyunda allanıp pullanacak bir adam değil. Bu Öcalan’dan bir ‘makul bir lider’ imajı yaratmak için çok çalışması gerekecek devletin. Konuşma zabıtları hem Türklerin hem de Kürtlerin ortasına düşen pimi çekilmiş el bombası… Bu işi yürütenlere benim tavsiyem şu; barış için elinizdeki malzeme buysa onu kamuoyu önüne çıkarmak yerine köşe bucak saklayın.

İhsan DAĞI/Zaman Gazetesi

Reklamlar