O bir gün…

Ahmet Ayİşte bir yılı daha bitti. Bir yılı bitirip yeni bir yıla başlıyoruz. Ya da ömrümüzden bir yıl daha eksilttik. Veya geçen yıllarımız yeniden başlayamayacağından, biz dönülmesi muhal (namümkün/imkânsız) olan ömrümüzün -adına yıl dedikleri- önemli bir kesitini daha bitirdik…

Yani ölüme bir yıl daha yaklaştık. Yani sen, ben, o…yani biz -ortalama birkaç on yıldan müteşekkil- adına ömür dediğimiz dünyada kalış süremizden bir yılıdaha geçirdik. Bazen acı, bazen tatlı…

Evet, bizler şöyle veya böyle bir yılı daha geçirdik. Yani adam olacak bir ömürden bir yıl daha (ve son yani) 365 gün bitti, 366. günü yaşıyoruz…

Ama gelin yıl, mevsim, ay, hafta, gün matematiğinde dört işlemi kullanarak duygularımıza “zulm!”edelim. Gelin bu geçirdiğimiz bir yılın tümünü değil, bir mevsimini değil, bir ayını değil, bir haftasını, beş gününü, üç gününü iki gününü değil…İsterseniz sizinle yaşayıp bitirdiğimiz bu bir yılın yalnızca bir gününe; evet evet tek bir gününe, sadece ve sadece bir tek gününe farklıbir pencereden bakalım; insanca, müslümanca, adam gibi.

Farklı pencereden bakacağımız o bir gün, dün, bu gün, yarın olmuş, bizim için hiçama hiç fark etmez.

O bir gün, geçirdiğimiz bu yılın 366. gününün (2012 yılı 366 gündür) herhangi bir günü olsun…

Peki, ne oldu dersiniz “o (herhangi) bir günde”?

Kim nasıl geçirdi o bir günü?

Kimler ‘hangi şartlarda yaşadı’ o bir günü merak ediyor musunuz? O zaman “o bir güne”beraberce gidelim ve bakalım ne olmuş“o tek bir günde”.

O bir günde;

Yeraltı ve yer üstü zenginlik kaynakları“Gelişmiş Ülkeler”tarafından talan edildiği için:

Gelişmemiş ülkelerde önlenebilir hastalıklardan 28800* çocuk yeterli ilaç ve aşı bulamadığı için hayatını kaybetti o bir günde.

O bir günde;

Yıllardır içecek su bulamayan ve hala temiz su bulamadığı için 140 milyon çocuk ya hastalandı, ya da salgın hastalıklarla –yalnız başına çırpınarak, kıvranarak- mücadele veriyor o bir günde…

O bir günde;

800 milyon çocuk ve bebeğin anneleri çocuklarına yokluk ve yoksunluktan dolayı tek bir kerecik olsun bir tabak sıcak yemek yediremedi, mama veremedi ve ne yazık ki temiz, soğuk bir bardak su da içiremedi.

O bir günde;

Eğer AB ülkelerinde ineklere verilen sübvansiyon (destekleme yardımı) bu ülkelerin çocuklarına verilmişolsaydıo para ile Afrika’da o gün aç çocuk ve insan kalmayacaktı.

İneklere verilen gıda harcamas ile de bir ay boyunca hiçbir çocuk aç kalmayacaktı.

O bir günde;

356 milyon çocuk ve anne-baba açakşamladıve tabi ki yine açsabahlamak zorunda kaldıo bir günde.

O bir günde;

Binlerce anne daha “sütsüz anneler” kervanına katıldı. Bu dünyanın en mutlu olayını yaşamaktan mahrum kalan bu anneler dünyalar tatlısı bebeklerine bir daha göğüslerinden süt veremeyecekler.

O bir günde;

Milyonlarca çocuğun gelecek yıllarda geçim kaynağıolabilecek binlerce dönümlük toprak daha kuruyup çöl olmaya doğru yol tuttu.

O bir günde;

Bütün kıtada ilaçsızlıktan ölen çocukların tümünün ilaç ve aşılarına yetecek kadar Afrika halkına ait servet, o çok çok “hümanist”olan “medeni batı”nın devletlerine ait bankalarına aktı.

O bir günde;

Gelişmiş çağdaş dünyanın! gelişmemiş ülkelerinde “o en büyük devletlerin”tasarımı ile 400 milyon suçsuz-günahsız çocuk ve ebeveyni savaşta kurban olmanın sırasını bekliyor.

O bir günde;

Hala 27 milyon köle insan; evet yanlış okumadınız  27 milyon insan olan köle (ifadesi bile ne acıdeğil mi?) kardeşi olan insanlar tarafından köle olarak çalıştırılmakta.**

O bir günde;

Bütün annelerin bebeklerine ve çocuklarına ömür boyu verecek mama ve muhtelif gıda parasına denk olan yerlilerin öz malı altınlar, elmaslar, mücevherler o “uygar Batı”tarafından talan edildi.

O bir günde;

Fakir ülkelerden 2200 gençkız, hatta 1800’üçocuk denecek kadar küçük kız Batı pazarlarında erotik fanteziler için satıldı o bir günde.

O bir günde;

Bir buçuk milyar Müslüman sadece zekâtını, fitresini, infakını kendileri için bugüne kadar hiçbir şey yapmadıkları bu ülke çocuklarına verebilseydiler hiçbir çocuk saydığımız sebeplerden dolayı ölmeyecekti.

O bir günde;

İslam dünyası yediklerinin yarısını onlara ulaştırmayı başarabilseydi beşyıl açkalan çocuk olmayacaktı.

O bir günde;

Ben inananlardanım diyenler içtikleri sigara ve nescafe vs. parasını o halkın ihtiyaçlarını karşılamak üzere kullanacak bilinçte olmuş olsaydı en azından mazlum ve mağdur olan o halkın çocukları10 yıl boyunca su sorununu yaşamayacaklardı.

O bir günde;

Müslümanlar, katil ve korsan devlet İsrail’e silah yardımı olarak dönen cocacolayı içmeyecek bilinçte olsaydı bu katil devletler Gazzeli çocuklara, Suriye’de aç ve donmak üzere olan çocuklara bugün bu zulümleri işlemeye cesaret edemezlerdi.

O bir günde;

“Ben insanım, Allah’ın yeryüzündeki halkını seviyorum”diyebilen sorumluluk sahibi müslümanlar sadece o gün ve sadece “ey batı Allah’ın mazlum ve mağdur halkından ve çocuklarından ne istiyorsunuz? Bilin i bu kabul edilemez”diye seslenebilselerdi o halk ve o halkın zavallı çocukları, bebekleri için çoook şey değişirdi çok, O bir günde…

Yeni yılınız tüm dünya için selamete vesile ve başlangıç olsun.

* İstatistiki bilgiler, rakamlar BM AÇLIKLA MUCADELE RAPORU, FAO, İLO, BBC, MAZLUMDER-KONYA ŞUBESİ gibi kaynaklardan yararlanılmıştır.

** (sizden istirhamım köleden kastımın açık, berrak, yalın ve net anlamıyla köle olarak anlaşılmasıdır)

Ahmet AY

Reklamlar