Etiketler

,

YazarlarMalum, bugün ‘Kıyamet’ kopuyor. Hakkınızı helal edin, her şey buraya kadarmış. Peki sonrası? ‘Mor ve Ötesi’nden mülhem daha da ötesi var mı? Var elbette. İşte ‘güvenilir kaynaklar’dan aldığımız duyumlara göre 22 Aralık 2012’nin ahval ve şeraiti. Önce gazeteler ve başlıklarında geziniyoruz.

Sabah: Demiştik, bu Esed gidecek… Gitti de… Hem de hepimizden önce…
Star: Kıyamette Ergenekon parmağı…
Hürriyet: O kehanet tuttu… Son Mayalı Hürriyet’e konuştu: “İnanmalıydınız.”
Zaman: Kıyamet, ‘Kozmik oda’da planlanmış.
Cumhuriyet: Yeni bir ‘Dünya’ kurulur ve…
Milliyet: Bu noktaya adım adım geldik… Can Dündar’ın kaleminden.
Birgün: Nihayet sınıfsız imtiyazsız bir yerdeyiz…
Radikal: Cennet’te ‘siluet’ rezaleti… Gider gitmez nelerle karşılaştık… Ömer Erbil’in ‘Özel’ haberi…
Vatan: Sözün bittiği yerdeyiz.
Habertürk: Beklentiler çok büyük…
Fanatik: Bütün takımlara müjde, artık transfer sınırlaması yok…
Sözcü: Göktürk 2’yi boşu boşuna uzaya gönderen hükümet önce bunun hesabını versin…
Posta: Tutmaz dediler ama işte bu ‘Maya’ tuttu.
Akit: Ateistler buna da cevap versin…
CNN Türk: İlk giden siz olun…

Yazarların kaleminden ‘Kıyamet’…

Ertuğrul Özkök: Önceki gün öğlenden sonra cep telefonum ısrarla çaldı. Açtım, ‘Yukarı’dan arıyorlardı. Telefonun ucundaki ses, “Gelirken yanına sakın Petrus alma, burada daha iyileri var” diyordu. Bir an tereddüt ettim ama karşımdaki ses o kadar etkileyiciydi ki, hemen ikna oldum. Sonuç? Haklıymış. Burada çok daha iyileri var. İlk günden tattım, muhteşemdi.
Yılmaz Özdil: Kuvvetler ayrılığı derken büsbütün ayrıldık. Artık ne Hürrem, ne de bütçe görüşmeleri var bizi ilgilendiren. Sevindim tabii… Ama üzüldüm de, Güzel İzmirim, boyozum, çiğdemim, onlar nerede kim bilir?
Haşmet Babaoğlu: Sevdim burayı. Arındım her şeyden. Arındık. Kimliklerimizden, maskelerimizden, ruhlarımızı saran her türlü kabuktan… Bir de şuna sevindim: Meğerse Alaçatı’dan güzel bir yer varmış. Zeytinyağına, geçmişin kehribar kokusunda gezinmeye, ‘Altyazı’ya, ‘Not Defteri’ne bir müddet ‘mola’ derim.
Akif Beki: Hoş Sayın Başbakan sürekli bu konuya dikkat çekmişti ama herkes bir ‘Ahmet Altan sendromu’na kapılıp gitmişti, fark edememişti. İyi oldu bu, Başbakan’a gerek kalmadan bütün yazı çizi erbabı bir araya dizildi, sıralandı. Artık kimin ne yazacağı da beni ilgilendirmiyor, rahatladım.
Çetin Altan: İnsanlığın kendi yalnızlığından imbik imbik akan o gelişim, nihayetinde son buldu. Artık ne kadın jürilerinden geçmemiş erkek dünyaları, ne tenis oynamaya hasret köyler, ne de bir türlü küçük burjuva olamayan halk yığınları. Artık hiçbirine ihtiyaç yok. Şairin dediği gibi, “Bütün renkler hızla kirleniyordu, birinciliği insanlığa verdiler…” Yıllarca Babıâli’nin değişik pencerelerinden ‘Şeytanın Gör Dediği’ diyen ben de göreceğimi gördüm.
Selahattin Duman: Ya işte böyle, ‘Muhteşem Süleyman’a yâr olmayan dünya ‘Seyrek bıyıklı şahsiyet’e de yâr olmadı. O mahur dizeleri hatırladık hep yol boyunca: “Bindik bir alamete, gidiyoruz kıyamete…” Buraya kadar dediler, indik. Yazı işleri hâlâ durumun ciddiyetinde değildi, manşet bağlanmış tavlaya oturmuşlardı. “Beyler, buraya kadarmış” dedim ve helalleşerek yola koyuldum…
Haydar Dümen: Artık bana ihtiyacınız kalmadı. Malum etraf ‘Huri’ kaynıyor. Bunalımlar dertler biter inşallah… Yoksa ben biterim…

Ayrıca…
Hürriyet Hafta Sonu’ndan büyük hizmet: ‘Kıyamet eki… Konu başlıkları: * Cennet’te görülmesi gereken beş yer. * Kevser şarabı’nı uzmanlarına tattırdık: Vedat Milor, Ahmet Örs, Ali Esat Göksel ve Mehmet Yalçın’ın görüşleri. * Cennet’in ünlüleri bize konuştu. * Ateş düştüğü yeri yakar:Günahkârlar için ‘Cehennem rehberi’. *Mehmet Yaşin’den ‘Cehennem ateşi’yle pişirilmiş tandır tarifi…
Adem ilk kez Radikal Hayat’a konuştu: Havva’yı hiç aldatmadım…
Sartre, Radikal Kitap’a içini döktü: “Cehennem başkalarıdır’ diyerek herkesi kastetmiştim.” Ayrıca Zizek’ten ilk izlenimler The Guardian’la birlikte Radikal’de: “Post apokaliptik kurgu diye bir şey varmış, ‘The Matrix’i yeniden izlemenin tam zamanıdır.”
Radikal Spor’da bayram havası: Asıl ‘Kıyamet’ ligde kopacak. Artık ‘Dört büyükler’ yok, burada herkes büyük… Nihayet ‘İstanbul-Anadolu ayrımı’na son.

HINCAL ULUÇ Bayıldım bayıldım… Manzara enfes, seyirci enfes, ortam enfes… Herkes burada; spor, sanat, eğlence dünyası, herkes ama herkes burada. Bir ara Haşo’yu bile gördüm, o da daha ilk günden memnun kalmış. Sunay desen başka bir mutlu; “Oyuncaklarımı yeniden bulmuş gibiyim” dedi. Daha ne olsun?..
AHMET HAKAN Daha ötesi yok… Kıyamet denince yakın zamana kadar akla gelenler neydi? 1. İslamcı için ‘Mahşer öncesi son durak’. 2. Kemalist için, ‘Evet olabilir ama bir de bilime sormalı’. 3. Ateist için, ‘Ay inanmıyorum.’ Herkes kendi açısından haklıydı ya da haksız… Bugünden sonra da fikirlerini değiştireceklerini sanmıyorum. Ama Türkiye bu yapısıyla güzeldi, güzel kalacak… Şapka çıkarıyorum bütün bu gelişmelere…

EYÜP CAN SAĞLIK Bu günler de geçecek demiştim. Müslümanı, Musevisi, Ermenisi Ateisti, Türkü, Kürdü, Lazı, Çerkesi, artık kucaklaşma vakti. Artık ‘Öteki’si berikisi yok, herkes maskelerinden arınsın, el ele tutuşup yeni bir uygarlığa yelken açsın, açalım… Bu arada yaşananlara ‘Marduk cephesi’ ne diyor? Bu sorunun cevabını da Ayça Örer’in söyleşisinde bulabilirsiniz…
AYŞE ARMAN
‘Şeytan’a pabucunu ters giydirdim… İlk günden, değil böyle bir söyleşi kapmak, telefonunu bulmak, bir şekilde ulaşmak bile zordu. Ama başardım. Öğle suları için sözleştik. Biraz geç geldi. Anlaşılan karşı tarafı bekleten bir yapısı var. Önce kendisine yönelik önyargıları konuştuk, ardından kendisine atılan iftiraları. Açılmaya ihtiyacı vardı, başta mesa
fesini korudu, sonra kanatlarını bir tarafa bıraktı ve bütün içindekileri döktü. Devamı mı, Pazar’a kadar sabredin.
Hamiş: Haftaya ‘Melekler’ ne diyor?
FEHİM TAŞTEKİN Ne Tahrir, ne Şam’ın arka sokakları, ne de mayınlı tarlada dış politika… Yok böyle bir başka yer. Yok artık ‘Sıfır sorun’lu zor denklemler… Esad’la igilenmek de yok, Mursi’yle ilgilenmek de… Obama ya da Putin ne demiş, ne dememiş, artık bizi ilgilendirmiyor. Ezenle ezilen ayrımına artık (ya da şimdilik) son, (umarım) herkes bundan böyle aynı safta yürüyecek.
HASAN CEMAL Doğruyu söylemek gerekirse ‘Tank sesiyle uyanmak’tan bıkmıştım, iyi oldu. Önce Sur’a üflenen sese kulak verdim, sonra gelen gürültüleri ‘Cim Bom Bom’un Avrupa’daki ayak sesleri’ sandım. Gerçi memlekete demokrasi gelmeden önce Kıyamet geldi ama netice itibariyle hayırlısı neyse o oldu.

Kulüpler nasıl karşıladı?
Fenerbahçe: Kıyamet’te olsa bile son sözümüz Fenerbahçe. Bütün bu yaşananlar Fenerbahçe’yi ele geçirmek için yapılmıştır ama başaramayacaklar.
Galatasaray : Çilek derken bunu kastetmemiştik. Ayrıca ‘Bu ateş hepimizi yakar’.
Beşiktaş : Herkes bizim noktamıza geldi, Dünya da insanlık da kendisini ‘Feda’ etti.
Trabzonspor: ‘Kolbastı’ out, ‘Ateşbastı’ in. Fark eden bir şey yok, ‘Bize her yer Trabzon’ nasıl olsa…

Yaşananlara ilk tepkiler…
Arı Maya
: Olanların benimle ilgisi yok.
İspanya hükümeti: Mayalar’ı zamanında biz yok etmedik, kendi kendilerini yok ettiler.
Yukarısı: Messi için hep “Bu dünyadan değil” diyorlardı, biz de onu sorgulamadan direkt içeri aldık.
Yunus Emre: Sevgili Talim Terbiyeciler, demek bana da sansürü reva gördünüz. Şimdi kendi gözlerinizle görün, haklı mıyım değil miyim.
Ali Ağaoğlu: Bu değil, bu değil, bu hiç değil demekle burayı kastetmemiştim.
Kenan Evren: Sevgili Öte Dünyalılar, netekim burada da bize hesap sormazsınız herhalde.
Nihat Doğan: Ne, burada da mı takım çalıştıramayacağım.
Kadir Topbaş: Vay be ne siluet varmış buralarda, adamlar korumuş.
Tayyip Erdoğan : Burada da dizi mizi çekmeyin de ne yaparsanız yapın…
ÖSYM Başkanı Ali Demir: Biz kimseye cevapları vermedik, herkes hak ettiği yeri kendi emeğiyle kazandı.
Aykut Kocaman: Anlaşılan burada sorulmayacak soru yok.
Fatih Terim: Nereyi çekerseniz çekin, burada fark etmiyor.
Samet Aybaba: Ne yani, burada menemen yapacak kimse yok mu?

Kaynak: Post MEDYA

Reklamlar