Etiketler

,

Abdullah_Turan_OGUZHAN

Abdullah Turan Oğuzhan / Eyûp Gazetesi / 11.12.12

Haset, kıskançlık, kendinde olmasını çok istediği bir şeyin başkasında da olmasını istememektir. Eğer başkasında varsa, aynısı veya daha iyisi kendisinde yoksa veya olabileceği yönünde ümitsiz ise, onun da elinden gitmesini istemektir. Ayrıca sahip olduğu, sevdiği birini veya bir şeyi kaybetme korkusuyla yaşanan gereksiz kıskançlıklardır haset.

İlk haset günahı İblis’in Hz. Âdem’e (as) haset edip, mel’un olarak kovulmasıyla başlar. Yeryüzünde ilk işlenen günah, haset (kıskançlık, çekememezlik) yüzündendir. Kabil, Hâbil’e hasedinden dolayı onu öldürdü. Böylece ebediyyen merdûd (reddedilmiş, ilahi rahmetten mahrum) oldu. Bunu Rabb’imiz “Onlara Âdem’in iki oğlunun gerçek olan haberini oku.” diye başlayan Mâide Suresi 37. âyeti ve devamındaki âyetlerle bildirir bize.

Hz. Yusuf’un (as) kardeşleriyle devam eder haset. Kardeşleri, babalarının (Hz. Yakub as) Hz. Yusuf’u kendilerinden çok sevdiğini düşünüp haset ederler. “Yûsuf’lar çirkinlerin hasetlerinden, kıskançlıklarından gizlenirler. Güzeller de düşman şerrinden âdetâ ateş içinde yaşarlar. Yusûf’lar kardeşlerinin hilesi yüzünden kuyu içindedirler. Çünkü o kardeşler haset yüzünden Yûsuf’u (a.s.) kurtlara verirler. Haset yüzünden Mısır Yûsuf’unun başına neler geldi? Haset insanların kalbinde pusuya yatmış iri bir kurt gibidir. Çok yumuşak huylu olan Yâkup (a.s.) bu haset kurdundan ötürü Yûsuf’un üstüne titrerdi. Zâhirî, gözle görülen kurt, Yûsuf’un etrafında dönüp dolaşmadı, fakat kardeşlerinin hasedi, yaptıkları kötülükler ve vicdansızlıklarla kurtları da geçti. Bu haset kurdu Yûsuf’u parçaladı da; ‘Biz onu elbiselerimizin yanına bırakmış gitmiştik. Onu kurt kapmış.’ diye kardeşleri tatlı sözlerle özür dilediler. Yüz binlerce kurtta bu hile, bu düzen yoktur. Bu haset kurdu, sonunda rüsvâ olacaktır. Sen sabret. Herkesin kötülüğünün cezâsını göreceği kıyâmet gününde, hasetçiler şüphe yok ki kurt şeklinde haşredileceklerdir.” diye anlatılır haset ve kıskançlık, Hz. Mevlânâ’nın Mesnevi’sinde.

Bunlarla bitmedi elbet bu illet hastalık. Firavun, Hazreti Musa’yı, Yahudiler, Hazreti İsa’yı çekemeyip, haset ettiler. Sonra, İnsanlığın İftihar Tablosu Efendimiz’i çekemedi, zamanın nasipsiz, basiretsiz bedbahtları. Bugün de maalesef çekemiyor bazıları; iyiliklere, güzelliklere set olup; yapılan güzel işleri, hayırları durdurmaya çalışmaktan geri durmuyorlar…

Alemlere Rahmet Efendimiz (sas) buyururlar: “Geçmiş milletlerin hastalığı size sirâyet etti. O, çekememezlik ve düşmanlıktır. Bu çekememezlik tıraş eder, kökünden kazıtır. Ben size saçı sakalı tıraş eder, demiyorum dinî kazıtır, dînin kemalini giderir.” (Tirmizi.)

Bediüzzaman Hazretleri şu tavsiyede bulunur: “Hasid adam (hasetçi) haset ettiği şeylerin sonucunu düşünsün. Tâ anlasın ki, rakibinde olan dünyevî hüsün ve kuvvet ve mertebe ve servet, fânidir, vakti belli ve sınırlıdır. Faydası az, zahmeti çoktur. Eğer, uhrevî meziyetler ise, zâten onlarda haset olmaz. Eğer onlarda dahi haset yapsa, ya kendisi riyâkârdır; ahiret malını dünyada mahvetmek ister. Veyahut haset ettiği kimseyi riyâkâr zanneder, haksızlık eder, zulmeder.”

Hasan Basri (k.s) şöyle der: “Ey insanoğlu, niçin kardeşini çekemiyorsun? Ona verilen onun hakkı ise, Allahû Teâlâ’nın ikrâm ettiği kimseye kızmaya ne hakkın var? Şâyet hakkı değilse, cehenneme girecek adamın nesine çekememezlik edersin?” İmam Gazali’nin Kimya-yı Saadet’inde şöyle denir: “Bir kimse Hasan-ı Basri’ye “Mü’min haset eder mi?” diye sordu. “Yakup  Peygamber’in oğullarının Yusuf’a neler yaptıklarını unuttun mu? Fakat mü’minin kalbinde meydana gelen haset hastalığını, güzel muamele ile çıkarıp atarsan zarar etmez.”

Büyükler der ki: “Haset öyle bir iç rahatsızlığıdır ki, ona hiçbir doktor çare bulamaz. Yeter ki nusret-i ilâhiye tahakkuk ede.”

Abdülkadir Geylâni Hazretleri’nin uyarısı ise şöyledir: “İman sahibi, seni komşuna hasetli bir halde görüyorum. O’nun yemesini, içmesini, zenginliğini çekemiyorsun! Hoşlanmıyorsun. Onun evi, aile hayatı senin için bir dert oluyor. Bilmiş ol ki, bu hal senin zafiyetinden ileri geliyor. Bu hal seni Cenab-ı Allah’ın rahmetinden uzaklaştırır. Gadabına yaklaştırır.”

Yine Efendiler Efendisi (sas) uyarırlar: “Şüphesiz, ateşin odunu yakıp kül ettiği gibi haset de iyilikleri yer bitirir.” (Ebu Davud, İbni Mace)

Bir başka Hadis-i Şerifte: “Sizden biri, mal ve yaratılışça kendisinden üstün olana bakınca, bakışını bir de kendisinden aşağıda olana çevirsin. Böyle yapmak, Allah’ın üzerinizdeki nimetini küçük görmemeniz için gereklidir.” (Buhâri, Müslim, Tirmizi) buyururlar.
Son olarak, Rabbimiz hasetten kurtulma yolunu gösteriyordu bize:

“Kıskandığı vakit, kıskanç kişinin (hasetçinin) şerrinden sabahın Rabbine sığınırım (De!)” (Felâk 5)

Evet, her türlü hasetten, hasetçilikten, hasetçilerden Rabb’imize sığınırız…

Selam ve dua ile…

Reklamlar