Etiketler

, ,

Yazmayayım diyorsun…

Bırak bu işler sana göre değil…

Herkes her şeyi biliyor, duyuyor, görüyor…

Hiçbir şey yapmadan üç maymunu oynuyor.

Diye “ben” “ben” ile iç dünyamda sohbete dalmışken,

Bir anda aklıma o muhteşem “kelamı kibar” geliyor.

“Haksızlık karşısında susan dilsiz şeytandır.”

Susmamalıyım diyorsun.

Haksızlık karşısında susmak şeytandandır diyorsun.

Bu düşüncelere dalıp giderken,

Vücut kimyamı bozan bir başka ayet geliyor aklıma

“Allah, müminlerden mallarını ve canlarını cennet karşılığında satın almıştır…” (Tevbe-111)

Dehşet verici bir ayet değil mi?

İrkilip kendine geliyorum ve gelde yazma diyorum.

Ağrı dağının tepesinde “kör-topal” karıncanın rızkını veren…

Servet denizinde yüzerken,

bir hastalık sebebiyle hiç bir şey yedirmeyen..

Diyet adı altında aç gezdiren,

Zaman içerisinde zaman yaratan,

Tıpkı bir trenin iki raya mahkûmiyeti gibi,

“Zaman” ve “mekan” rayları olmadan “hiç” yapan Allah…

Madem “hiç” im. “Hep”olma gayretin niye?

1 damla “nudfe”den gelip 1metre yere konulacağım.

“Nudfenin hesabı yapılırken bana soruldu mu ki?

2 metre yerin hesabı sorulsun?

Öyleyse “Hak” bildiğimiz yolda “Hak” ile beraber olmak varken..

“Canlarımızı ve Mallarımızı” vermeden  Cennet hayal iken..

“Ölü toprağı serpilmiş” gibi durmak niye?

Güç karşısında “dut yemiş bülbül gibi susan” Zavallılar olduk.

Allah’ a secdeyi unuttuk kula “olur efendim”, tamam efendim”

Diyerek ruküya gider olduk.

“Arap öpmekle dudak kararmaz” dan hareketle,

Yalamadığımız kıç, yemediğimiz bk kalmadı.

Bedenimizi “melekleştirirken” ruhumuzu “şeytanlaştırdık.”

Biz şeytanlıkta şeytandan ileri gittik.

Şeytan tatile çıktı.

“Boynuz kulağı geçti” bana iş kalmadı düşüncesiyle

Şeytan tatile çıktı…

Bir gönül erbabının diliyle:

“Yüzü dost, özü düşmandan usandım.
Dili mümin kalbi şeytandan usandım.
Dostum, herkesin kahrı çekilir de ;
Ben “davasız Müslüman’dan” usandım.”

Sevgiyle kalın…

Şerif MIRIK

28 Kasım 2012

Reklamlar