Etiketler

, , ,

Gazetemiz BUGÜN’ün elde ettiği bilgilere göre, Adli Tıp Kurumu’nun ön raporunda, Cumhurbaşkanı Özal’ın zehirlenerek öldürüldüğüne dair bulgulara rastlandığı belirtiliyormuş.

Doğrusu bu haber başta Özal’ın ailesi için bir sürpriz değil. Onlar tam 18 yıldır zaten bunu iddia ediyorlardı. Ama Türkiye için çok önemli bir haber.

Bu haber kesin rapor haline gelip açıklandığında, Türkiye tarihinin en büyük siyasi cinayetiyle yüz yüze gelecek.

Bir başbakan ve iki bakanını Yassıada’da işlenen bir hukuk cinayetine kurban veren Türkiye halkı, çok sevdiği bir cumhurbaşkanının da faili meçhul kurbanı olduğunu öğrenip bir kez daha ürperecek.

Zehirlenmenin ortaya çıkmasından sonra işleyecek hukuki süreç ne olur, yargı bu cinayetin planlayıcılarına ve uygulayıcılarına ulaşabilir mi, bilemem. Ama bildiğim, bu olayın olağan şüphelilerinin gün gibi açıkta olduğu…

O kara yıl

Bu cinayetin faillerini teşhis edebilmek için, Özal’ın öldürüldüğü 1993 yılında neler olup bittiğine şöyle bir bakmak yeter.

O yıl, PKK’yla derin devletin ilişkileri, Bulgaristan’dan PKK’ya gelen silahlar, PKK’nın uyuşturucu ticareti konusunda önemli bulgulara ulaştığı söylenen Uğur Mumcu’nun öldürüldüğü yıldır.

Uğur Mumcu’nun o günlerde üzerinde çalıştığı konu, PKK’yla derin devletin ilişkisi, Bulgaristan’dan PKK’ya gelen silahlar, PKK’nın uyuşturucu ticaretiyle finansmanı gibi konular…

O yıl, Maliye eski Bakanı Adnan Kahveci’nin ailesiyle birlikte şaibeli bir trafik kazasında can verdiği yıldır.

Kahveci kimdir?

Özal’ın ele avuca gelmeyen, statüko nedir bilmeyen genç prensi. Son aklına taktığı meselenin Kürt meselesinin çözümü olduğunu, Fransa ve Bask örneklerini yakından incelediğini bildiğimiz Kahveci!

1993, Jandarma Genel Komutanı Org. Eşref Bitlis’in yine şaibeli bir helikopter kazasında hayatını kaybettiği yıldır. Eşref Bitlis Kürt meselesinin sadece şiddetle çözülmeyeceğini düşünen bir komutan olarak bilinir.

1993 Diyarbakır Jandarma Bölge Komutanı Tuğgeneral Bahtiyar Aydın’ın suikast silahıyla infaz edildiği yıldır aynı zamanda. Yüksekova Çetesi’ni ortaya çıkaran Astsubay Hüseyin Oğuz’un Susurluk Komisyonu’na verdiği ifadeye göre bir PKK itirafçısı tarafından, devletin inkarcı politikasını sorguladığı, terörle mücadele ederken halkı da kazanmak gerektiğini savunduğu için öldürülmüştür.

1993 aynı zamanda DEP Milletvekili Mehmet Sincar’ın Batman’da sokak ortasında öldürüldüğü yıldır. Mehmet Sincar Batman’a 1993 yılında büyük bir artış gösteren faili meçhul cinayetleri araştırmak üzere gelmiştir.

Sincar ayrıca 1993 içinde işkence, köy boşaltma ve benzeri insan hakları ihlalleri üzerinde çalışmaktadır.

1993, terörü sona erdirmek üzere yürütülen temasları provoke etmek üzere, teskere almış 33 askerin şehit edildiği ve bu katliam üzerine büyük emeklerle inşa edilmeye çalışılan barış sürecinin çöktüğü yıldır.

Ve nihayet 1993, son döneminde bütün enerjisini Kürt sorununun nasıl çözüleceği konusuna hasrettiğini bildiğimiz; bütün yakınlarına “Köşk’ten inip yeniden siyasete dönerek bu sorunu bitirmek istediğini” söyleyen Özal’ın öldüğü yıldır.

Ortak nokta Kürt meselesi

Listeden de görüldüğü gibi, o yıl yoğunlaşan bütün bu siyasi cinayetlerin ortak noktası Kürt sorunudur. Bu tespit bize faillerin kimlikleri hakkında da sağlam bir ipucu verir: Gücünü, hakimiyet alanını terörün devam etmesi üzerine kuran ancak savaş şartlarında, olağanüstü hal şartlarında, yani hukukun tatil edildiği şartlarda iktidarını sürdürebileceğinin çok iyi farkında olan; bunun olabilmesi için de devletin Kürt varlığını inkar eden resmi politikasının asla değişmemesi gerektiğini düşünen derin devlet, nam-ı diğer Kontrgerilla, nam-ı diğer Ergenekon…

Evet…

Eğer Özal’ın zehirlendiği kesinlik kazanırsa, Ergenekon denen dev ahtapot bir kez daha bütün boyutlarıyla gelecek gündemimize.

Ve biz hep birlikte bu cinayetin izini sürerek, o ahtapotun henüz açığa çıkmamış kollarını devletin karanlık labirentlerinden bulup çıkarmak için kolları sıvayacağız.

Reklamlar