Etiketler

, , ,

Hürriyet gazetesi yazarı Taha Akyol, ülkücü katillerin salıverilmesine isyan eden ve kendi hükümetini sert dille eleştirip hatta suçlayan Kültür ve Turizm Bakanı Ertuğrul Günay’a tatlı-yumuşak bir hatırlatmada bulundu.

12 Eylül’de cezaevi arkadaşlığı yapan, CNN-Türk’te yayınlanan programına Ertuğrul Günay’ı yılda 4-5 kez konuk eden Taha Akyol, dostunun 3. Yargı Paketi’ne gösterdiği tepki karşısında dost hatırlatmalarında bulundu.

Hükümet kanadından ülkücü katillerin salıverilmesiyle adaletin sağlandığı çünkü ülkücülere bugün yapılanın yıllar önce solcu katillere yapıldığı yönünde açıklamalar gelirken, Kabine mensubu Ertuğrul Günay Hükümetini eleştiren hatta daha ileri giderek suçlamalarda bulunan tek isim olmuştu.

Ülkücü katillerin salıverilmesini hazmedemediğini söyleyen Günay’a, yakın dostu Hürriyet gazetesi yazarı Taha Akyol’dan dostane hatırlatma geldi.

İşte Taha Akyol’un Ertuğrul Günay’a verdiği cevap…

Hukuk zor siyaset kolay!
Taha Akyol son yaşanan gelişmelerin siyaset ve medya dünyasındaki yansımalarıyla ilgili çarpıcı bir yazı kaleme aldı. Akyol, “siyasi görüşleri hukuktan üstün tutma”nın hukuku nasıl katlettiğini gözler önüne serdi.
Ülkücüler hakkındaki cezanın eşitsiz olduğunu mu yazdın, sen zaten faşistsin! Büşra Ersanlı’nın tahliyesine sevindiğini mi yazdın, sen de bölücüsün!
Ergenekon, Balyoz, 28 Şubat gibi davalarda da bazı tahliyeler olması gerektiğini mi yazdın, demokratlığın sıfırlanmıştır!
Bu tavırlarda bir zihniyet ortaklığı var: Siyasi görüşleri hukuktan üstün tutmak!
Toplumumuzda bu yaygındır, zaten siyasetten başka değerlere pek önem vermediğimizden bu kadar kutuplaşıyoruz öteden beri.
Hukuki düşünmek, en azından hukukun temel ilkeleri hakkında genel bir bilgi gerektirir. Siyasi düşünmek ise çok kolaydır; aidiyet hissettiğiniz görüş ve tavırların lehine, ötekilerin aleyhine düşünürüz, coşarız…
Hukuki kavramlar? 
Mesela şu önermeye ne dersiniz: Bunların hepsi darbeci, kalsınlar içeride!
‘Darbeci’leri ve destekçilerini, onların dünya görüşlerini elbette siyaseten ve etik olarak şiddetle eleştirebiliriz. Ama hukuki bir görüş beyan etmek için, en azından “darbe, teşebbüs, örgüt, hazırlık eylemleri” ve bilhassa “delil” kavramlarına hukukta ne anlam verildiğini bilmek gerekir.
Bu kavramlara günlük dilimizdeki anlamları vermek hukuk sahasında çok yanlış olabilir.
Siyasi yorum, hatta siyasi bağlantı, kesinlikle hukuktaki “delil” kavramının yerine geçemez mesela.
Yine mesela, kışlada, karargâhta, partide, dernekte “beraber çalışma”yı hemen hukuktaki anlamıyla “örgüt” sayamazsınız, “örgüt” saymak için başka şeyler lazımdır.
İddianamelerde buna ne kadar özen gösteriliyor, emin değilim.
Genelkurmay başkanının, görev süresi içinde terör örgütü başkanlığı yaptığını, görevi bitince terör örgütü başkanlığının da sona erdiğini söyleyen bir iddianame, hukuken çok vahimdir mesela!
Eşit suça eşit ceza 
Ertuğrul Günay öteden beri fevkalade değer verdiğim, saygı duyduğum bir dostumdur. 12 Eylül’de o ‘komünist’, ben ‘faşist’ nitelikte “örgüt” suçundan tutuklandık, hapishanede beraber yattık. Birileriyle siyasi çalışmalar yapmıştık ya, buna “yasadışı örgüt” demişlerdi!
Sonunda beraat ettik ama iki yıla yakın yattık.
Aynen katılıyorum bu sözlere… Ama bir ilavem var: Katillere verilen ceza da ayrımsız olmalı…
Sol ve bölücülerin cinayetlerini “anayasal düzene karşı” tek suç sayıp tek ceza vermek, Ülkücülerin cinayetlerini adi suç sayıp sayısınca ceza vermek, yasama tekniğinin yol açtığı bir eşitsizliktir. Siyasi görüşler farklı olabilir ama hukuki fotoğraf budur.
Şiddet ve siyaset 
Büşra Ersanlı tahliye olduğunda Kürtçe eğitim istedi; eskiden beri bu görüştedir. Ülkenin gündemindeki bir konudur. Bunun için tutuklu kalmasının gerektiğini kim söyleyebilir?!
Benim Ersanlı’nın asıl önemsediğim sözü şudur:
“İddianamede Kürtlerin sesini siyaseten keselim de sadece şiddet göze çarpsın amacı var sanki…”
Madem öyle, yapılacak belli: Kürt hareketinde şiddete karşı çıkmak, şiddeti geri itmeye, siyaseti öne çıkarmaya çalışmak…
Prof. Büşra Ersanlı’ya de elbette şiddeti eleştiren, çözüm alanının sadece siyaset olduğunu vurgulayan bir tavır yakışır. Hele de tutuklanmasıyla Kürt hareketi üzerinde etkili bir karizma kazanmıştır. Bu karizmasını şiddete karşı siyaseti öne çıkarmak için kullanırsa hem çözümü kolaylaştırmış, hem evrensel hukukun gereğini de yapmış olur.
Bunu yapan, şiddetin karşısında dik duran Kürt aydını az değildir.
Kaynak: HÜRRİYET
Reklamlar