Etiketler

, , , ,

Rahşan Hanım’ın Bülent Ecevit’in başbakanken yaşadığı hastalıkla ilgili son dönemdeki çıkışları, hem kendisinin, hem Bülent Ecevit’in bir dönem sağ kolu olan Recai Birgün’ün anlattıklarına dair birçoğunun hayal ürünü olduğunu söylemesi beni çok şaşırtıyor.
Hayretler içinde izliyorum kendisini. Çünkü o dönem ve sonrası eşinin bir komploya kurban edildiğini söyleyen bizzat kendisi. İnanmayacaksınız belki ama kulaklarımla duydum ondan “İzin verseydim Bülent’i öldüreceklerdi” iddiasını.
2004 yılıydı. Küçükçekmece’de bir binadan yayın yapan Ufuk Güldemir’in Habertürk’ünde çalışıyordum. Tesadüfen duymuştum Ecevitlerin dönemin belediye başkanı Haldun Özbatur’u ziyarete geleceğini… Duyunca da belediyenin yolunu tutmuştum. Haldun Bey çok kibar bir başkandı. Sağolsun özel kalemi Ecevitlerle görüşme yönündeki talebimi kendisine iletince hemen görüşmenin yapıldığı odasına davet etmişti beni. Çok kalabalıktı.
Hem Bülent Bey’in, hem de Rahşan Hanım’ın sürekli gülümseyen, etrafındakilere sevgi göstermeye çalışan tavırları çok sevimliydi. Acayip hoş bir fotoğraftı. Önceden düşünmüş falan değildim. O an aklıma gelmişti, onları kaptığım gibi 150 metre aşağıdaki Habertürk stüdyolarına götürmek ve o en sevimli hallerini bütün memlekete canlı yayında göstermek… Reddedilmeyeceğine emindim çünkü severdik biz bu tür atraksiyonları. Ama yine de odanın dışına çıkıp yayın yönetmeni Melih Meriç’e telefonla durumu bildirmiş ve “Ne soruyorsun? Kap gel hemen!” deyince de operasyonu başlatmıştım. Hem Haldun Başkan’ın hem de hem de Recai Birgün’ün desteğiyle Ecevitler Habertürk’e gelmiş ve Bülent Bey’in Rahşan Hanım’ın yanağına öpücük kondurduğu o meşhur yayın gerçekleşmişti.
İşte, “kulaklarımla duyduğum” dediğim o iddialar o gün çıkmıştı Rahşan Hanım’ın ağzından. Belediye binasında otururken beni yanına çağırdı. Kulağıma eğildi. Belli ki canlı yayın öncesi konuşulmasını istediği konularda tüyo vermek istiyordu. “Çok kötü plan yaptılar. Bülent’i onlar hasta etti. Hükümeti düşürmek içindi her şey. İzin verseydim öldüreceklerdi!” demişti. “Kim efendim? Kim öldürmek istedi beyefendiyi?” diye sorduğumda ise, “Araştır bulursun. Hüsamettin Özkan’ın marifetleri” demişti.
Açıkçası o tarihlerde Rahşan Hanım’ın bu söylediklerine pek itibar etmemiştim. Çünkü o her ne kadar da “Bülent hasta değil” dese de Bülent Bey’in dış görünüşüne bakıldığında sağlığının pek yerinde olmadığına inanıyordum. Öyle olduğuna sadece ben değil, bütün memleket inanıyordu.
Kamuoyuna yansıyan fotoğraf çok farklıydı. Biz o tarihlerde Başbakan Ecevit’in Başkent Hastanesi doktorlarının baskısı ile değil, bilakis Rahşan Hanım’ın tasarrufu gereği evde istirahat ettirildiğini sanıyorduk. 11 gün hastanede kaldıktan sonra evde geçirdiği o günlerde neler yazılıp çizildiğini hepiniz hatırlarsınız. Bir ara, “Öldü! Rahşan Ecevit naaşını evde saklıyor” bile denilmişti.
Dün Recai Birgün’le görüştüm. O da çok şaşkın.”Niye?” dedim. “Rahşan Hanım, ‘kocamı öldürmek istediler’ diye itham ettiği Haberal’a bugün sahip çıkma ihtiyacı hissediyor? Onu yönlendiren biri ya da birileri mi var? Varsa kim bunlar?”
Uzun uzun anlattı Birgün. Hem o günlerdeki Rahşan Ecevit’i hem de bugünlerdeki Rahşan Ecevit’i tahlil etti. Ve şöyle bir tespitte bulundu:
“O tarihlerde öyle söylüyordu çünkü o senaryoların mimarı olarak Hüsamettin Özkan‘ı görüyordu. Hüsamettin Bey’inBülent Bey‘i devirmek ve yok etmek için çalıştığını düşünüyordu. Bugün böyle söylüyor çünkü Ergenekon Davası’nı AKP iktidarının bir komplosu, Atatürkçülüğe, laikliğe, TSK’ya karşı operasyonlar olarak görüyor! Onu böyle olduğuna inandıran kişi ise CHP Genel Başkan Yardımcısı Emrehan Halıcı! Rahşan Hanım, Halıcı ne diyorsa ona inanıyor. O ne söylüyorsa onu doğru kabul ediyor! Emrehan Halıcı, hanımefendiyi kendi haline bıraksa aslında neyin doğru, neyin yanlış olduğunu çok iyi tespit edecek ama… Bırakmıyor ki!”

Reklamlar