Etiketler

, , , ,

Balyoz davası tutuklu sanıklarından Tümamiral Cem Aziz Çakmak‘a ait olduğu ileri sürülen ses kaydı gündemi sarstı. dailymotion.com adlı internet sitesinde yayınlanan ses kaydında, intikam yeminleri ediliyor.Kayıttaki ses, sağlam kaynaklardan istihbarat aldıklarını, bir sene içinde çıkacaklarını anlatıyor. Kanlı bir rövanştan bahsediyor. Çoluk çocuk demeden intikamın alınacağını söylüyor. 

“ALLAH RÖVANŞINI GÖSTERMESİN ONLAR(!) İÇİN… Çünkü biz bir daha böyle bir rövanşta böyle bir hata yapmayız yani. Atatürk isyan olduğu zaman “ÇOLUĞU ÇOCUĞU KALMASIN, GÖTÜRÜN; ŞEHRİ GÖTÜRÜN..!” diyormuş. Adam görüyor yani. Çocuğuna kadar. Bu iş böyle. Kendilerine en güvendikleri zaman, en zayıf oldukları andır….Bu ülkeden kaçacaklar çoğu. Çok kişinin canı yanacak. YANİ BUNUN RÖVANŞI DA ÇOK CAN YAKACAK. BİR SÜRÜ HESAPLAŞMA OLACAK..! ÇOLUĞUNA-ÇOCUĞUNA KADAR..! İlk şeyimiz ne biliyor musun? Aç kalacaklar. Öyle başlayacak zaten. Bu kadar da boş değiliz yaa.”

Bu sözler, geçen haftaki ses kaydını akıllara getirdi. Aynı davanın tutuklu sanıklarından Tuğamiral Fatih ILGAR’a ait olduğu ileri sürülen ses kaydında da benzer tehditler savruluyor, “BU ÜLKE İÇ SAVAŞLA KENDİNE GELECEK..!” diyordu.
Bir başka Balyoz Paşası Koramiral Kadir Sağdıç‘da içeriden ailesiyle görüşürken oğlunu teselli babında “Bizim buralarda da enteresan değişiklikler var. Askeri camiada da. ANALARINI BELLEYECEĞİZ..!” diyordu! Ceza evindeki (Hasdal) konforu ve ellerinin ne kadar rahat olduğunu da izah ediyor;” Buradaki bütün çocuklar… Enteresan oluyor. Daha iyi erişiyoruz her yere. Daha iyi duyuruyoruz. Valla, yani diyet, spor, okuma, yazma. Kitaplar yazılıyor. Yazanlar var. (Bizi buraya) Attıklarına, atacaklarına pişman olacak PEZEVENKLER..!” diye devam ediyordu…

************************************************************************

Tümamiral Cem Aziz Çakmak  devam ediyor: “Bizde şöyle bir sıkıntı var. 80’den sonra çok değişik bir subay tipi yetiştirdik biz. Menfaatlerine düşkün. Yurt dışı ve görevlere, efendim paşa olmaya, memleket meselelerinden uzaklaşmaya, öğrenmek yerine ne bileyim eşine, komutanın eşine reçel yapıp götürtmeye. O tip insan yetiştirdik. Çok ciddi söylüyorum bunu da. Ve onlar seçildi. Bugünkü sıkıntının sebebi odur. Bizde, Deniz Kuvvetleri’nde biraz daha farklı ama Karacılar’da tamamen böyle. Tamamen böyle. Yani yürekli adam sayısı çok az.”

“Ben yalvardım onlara; ne olur bunlara boynunuzu eğmeyin. Yani savunmalarınızda eğmeyin. Ben çünkü ‘sayın başkan’ falan demiyorum artık. ’10. ağır ceza mahkemesi üyeleri’ diye bağırıyorum. Ne sayın başkan, ne sayın üyeler. Hiç öyle şey yok bende. Bizim hiçbirimizde yok. Muvazzaf denizcilerin bir tanesi söylemedi. Hepsi 10. Ağır Ceza Mahkemesi. Ve hepsi siyasi konuşma yaptı.”

“Şunu söyledim, en sonunda dedim ki: Bu şerefsizlere (mahkeme heyetini kastediyor) sesleniyorum. Onlara bakıyorum ama. ‘Dış mihraklara uşaklık eden şerefsizlere sesleniyorum’ derken onlara böyle bakıyorum tabii. Kafalarını eğiyorlar böyle. ‘Bu koltuklara oturacaksınız, vatana ihanetten yargılanacaksınız’ dedim. Hemen salonda başladı şey. ‘Atarım matarım’ yine hâkim. Bunlar bizi esir aldılar. Kendi vatanımızda esir aldılar onlar bizi.”
“Umut, özgürlük savaşçılarının can simidiymiş. Mandela öyle diyor. 29 yıl yatıyor Mandela hücrede. Onun için umudu hiç bırakmayacağız. Bırakmayacağız umudumuz hep olacak. Tabii bu süreç alacak. Daha ne kadar çekeriz bilmiyorum. Ama çok uzun süreceğini sanmıyorum ben de artık. Bakalım kaç kişiyi bırakırlar, bırakırlar mı? Yani olmazsa da iş uzun sürmeyecek artık. Yani aldığımız haberler o yönde bizim. Sağlam kaynaklar. Bunun hesabı sorulacak.”
“Ama diyorum işte. Hep de onu söylüyorum. Allah rövanşını göstermesin onlar için. Çünkü biz bir daha böyle bir rövanşta böyle bir hata yapmayız yani. Atatürk isyan olduğu zaman ‘çoluğu çocuğu kalmasın götürün, şehri götürün’ diyormuş. Adam görüyor yani. Çocuğuna kadar. Bu iş böyle. Kendilerine en güvendikleri zaman, en zayıf oldukları andır.”
BU ÜLKEDEN KAÇACAKLAR, AÇ KALACAKLAR
“Bir iki sene içerisinde bu manzara tam tersine dönecek. Bak söylüyorum bunu. Dersin ki bunu bir paşam söylemişti dersin. Adamlar kaçacaklar. Bu ülkeden kaçacaklar çoğu. Ve rövanşı çok farklı olacak. Çok kişinin canı yanacak. Yani bunun rövanşında çok can yanacak. Neler var, neler var. Şu anda bizim bildiğimiz neler var. Yani Almanya başka bir şey söylüyor, Amerika başka bir şey. Alman istihbaratı var, CIA var, Mossad var. Onun için onlar şimdi çok büyük çalkantı içindeler. Çoook. Ciddi tıkandılar.”
“Bir sürü hesaplaşma olacak. İki sene çok, bir sene içinde. Eğer biz buradan bir çıkarsak bu dışardakilerle çok ciddi bir hesaplaşma olacak. Çok ciddi hem de. İlk şeyimiz ne biliyor musun? Aç kalacaklar. Öyle başlayacak zaten. Bu kadar da boş değiliz yaa.”
“Bu ülke ancak iç savaşla kendine gelir.”
Geçtiğimiz günlerde internete, bir başka Balyoz sanığı Tuğamiral Fatih Ilgar’a ait olduğu iddia edilen bir ses kaydı düşmüştü. Ilgar olduğu ileri sürülen kişi, Cem Aziz Çakmak’ın ifadelerine çok benzer sözler söylüyordu. O da tıpkı Çakmak gibi sağlam kaynaklardan duyum aldıklarını ve bir sene içinde çıkacaklarını anlatıyordu. Söz konusu kayıtta, “Bu bir savaşsa savaş yapacağız. Bir yasa tasarısı gündemde. O yasayla bizi çıkaracaklar. BU ÜLKE YA EKONOMİK KRİZLE VEYA BİR “İÇ SAVAŞLA” KENDİNE GELECEK..! Bu iki seçenekten bir tanesi kapımızı çalacak. Ondan sonra dönüş yolu orada başlayacak. Dönecek bu rüzgâr.” ifadeleri kullanılıyordu.
Aylar önce, 28 Ocak 2012′de İstanbul Garnizon Komutanı Tuğgeneral Muhittin Yenikeçeci“açık” konuşuyor ve internete düşen ses kaydında şunları ifade ediyordu: “Kardeşim biz İttihat ve Terakki’den geliyoruz. Bu kavga Doğulu İslami kesimle bizim kavgamız. Bunlar 50 yılda bir kafalarını kaldırır biz de ezeriz. AKP istediği kadar yapısal reformlar yapsın, ekonomiyi düzeltsin fark etmez. Bunlar Türkiye’yi normalleştirmez. Biz çökmedik hala ayaktayız..! Yapsınlar da görelim” diyordu.

Korgeneral Tevfik ÖZKILIÇ

“DELİLE İHTİYAÇ YOK”
Biz adamı usulüne uygun yargılar asarız. Delile ihtiyaç yok. Talat Aydemir iki kere isyana teşebbüs etmiş. Bu okulda. Birincide İnönü affetmiş bunları. İkincide de yapınca Kıbrıs olayları var. 64 aralığı, İngiltere’den dönmüş. iki günlüğüne. Demişler ki Talat Aydemir yeniden isyana teşebbüs etti. O da demişti usulüne uygun yargılayın ve asın demiş İsmet İnönü. Biz adamı usulüne uygun yargılarız asarız. Delile ihtiyaç yok. Böyle bir delile ihtiyaç yok. Harp Okulu’nda istediğimiz öğrenciyi atarız. Bizim başka yetkilerimiz var. Siz deyin ki bu adam bundan yeter. 5-6 ay içinde atarız onu. Yeter ki emin olalım biz. Biz burada bir öğrenci için emin olalım. Siz deyin ki bu adam bundan. Delil yok. Hiç gerek yok. Biz onu atarız. Nasıl atarız onu? Yani bize bazen 5-6 aylık bir süreç gerekir sadece. Adamı atarız. Bir ben böyle oturup diğer adamlar bu tür siyasi delil kullanılmasına zaten fikren karşıyım.
“SUBAYI ATMAK DAHA KOLAY”
Bizim başka yetkilerimiz var. Subayları atmak için delile ihtiyaç yok. Hatta subayı atmak daha kolay. Subaylar için Yüksek Askeri Şura’ya girip atılacaklar için de gerek yok. YARGI YOLU KAPALI(!). Kuvvet (Kara Kuvvetleri Komutanlığı) inandıktan sonra subayı atmak daha kolay. Öğrenciyi atmak daha zor. Subayı atmak çok kolay. Siz karar verin. Şura’ya sokun. YARGI YOLU KAPALI(!). Tık diye ilk Şura’da. Aralık’ta şura var. Çıkartır, atarlar hepsini. Ben Sincan olayları sırasında 3 sene Genelkurmay’da özel bir grupla çalıştım. O dönemde yılda iki şura yapılırdı. Bir yükselme şurası bir kanun, kararname, terfi şurası. Her birinde 100 küsur olmak üzere 600 kişi attık okuldan. Hepsi de çalışma komisyonundan. Kurmay albaylar vardı, hâkim albaylar vardı, teğmen vardı, başçavuş vardı, sivil memurlar vardı hepsi gittiler. Hepsi. Daha önce attığımız adamları tam araştırmadan attık. Ama olsun kurunun yanında yaş da yanar değil mi? Ha atılan o adamlar da acaba çok emin miydiniz (?) derseniz, çok değildik arkadaşlar. Neden? Tanımıyoruz ki adamı. Komutanı demiş bu böyle. Ama bazen kurunun yanında yaş da yanar arkadaşlar…” 

************************************************************************

Balyoz davasının tutuklu sanığı Koramiral Kadir Sağdıç‘a ait olduğu iddia edilen Türkiye’yi sarsacak şok ses kaydı ortaya çıktı. Dailymation isimli internet sitesinde yayınlanan ses kaydında Balyoz sanıklarının içeriden faaliyetlerine nasıl devam ettikleri ve gazetecilerle ilgili şok sözleri yer alıyor.

işte Türkiye’yi sarsacak o konuşmalar…
ANALARINI BELLEYECEĞİZ!
Eşi : Cuma günü değil mi açık görüş?  Heee…
Eşi : Dur bak hep beraber konuşalım.
Eşi : Yoo dur, dur, bi şu çocuklarla bi konuşalım da. (Telefonun sesini dışarı veriyor (Handsfree!)
Kızı : Babacım şu an duyuyoruz hepimiz seni…
Kadir Sağdıç : Nasıl canım?
Oğlu SARP: Duyuyoruz babacım, selam…
Kadir Sağdıç : Hehehehe…. İyi… Milletin kafasına balyoz mu çarpıyor yaaa? Aklı başına gelmeye başlıyor bir kısmının böyle…
Kızı : Enteresan yani…
Oğlu SARP: Evet evet…
Kadir Sağdıç : Jöleli saçlıya (Yiğit Bulut) falan okyanus ötesinden mi geliyor, buradan mı geliyor? 2 yıl önceki şeylerini mi hatırladı?  Kanına mı dokundu bu hıyarların?
Oğlu : Olabilir baba…
Kadir Sağdıç : Bizim buralarda da enteresan değişiklikler var. Askeri camiada da. Analarını belleyeceğiz!
Oğlu : Ben de yarın saygılarınızı, sevgilerinizi(!) iletcem…
Kadir Sağdıç : Tabi tabi biliyorum. Çok teşekkür ediyorum o şeyler (!) için…
Oğlu : Babacım durmak yok, yola devam..
CAN DÜNDAR BİRAZ YANLIŞLIK YAPMIŞTI, KUŞ UÇURDUK!
Kadir Sağdıç : Hehehehehe
Kızı : Yollar yürümekle aşınmaz!
Kadir Sağdıç : Aşınmaz! Size müteşekkirim. Hepinize…
Oğlu : Biz de müteşekkiriz babacım. Aşk olsun… Bunlar ne ki…
Kadir Sağdıç : Valla yaa. Can Dündar’da da bir şeyler var, ufak tefek de olsa…
Oğlu : Evet, evet. O, yani biraz yanlışlık yapmıştı. Kuş… Kuş uçurduk! Hahahaha..
Kadir Sağdıç : İyi, iyi yapmışsınız. Yapanların eline sağlık, kimler yaptıysa…
Oğlu : Valla hiç bilmiyorum (!). Hehehe..
Kadir Sağdıç : Eee, ama burası böyle. Herhalde bunlar, bu şey grubu falan, Ciner grubu istatistikleri ve anketleri kendileri yapıyorlar herhalde veya bir yerlerden mesaj alıyorlar… Bu işlerin böyle gitmeyeceğini,  bir yola varılmayacağını anlıyorlar yani…
Kızı: Evet…
Kadir Sağdıç : Hayatta vermeyeceğiz, haklarımızı söke söke alacağız bunlardan.
Oğlu : Valla aynen baba, hep beraber…
Kızı : Evelallah, öyle babacığım.
Kadir Sağdıç : Bu hainlikleri yapanların  dişini sökerek, hakkımızı çatır çatır alacağız.
Oğlu : Her taraflarını sökeceğiz baba, sadece dişlerini söksek iyi.
Kadir Sağdıç : Valla biz bunların…
Oğlu : Her yerlerini sökeceğiz.
Kadir Sağdıç : Aynen… Hainliklerini… Söke söke alacağız ya bunların.  Hainliklerini yanlarına bırakmayacağız. 
DIŞARIDAYKEN İLGİLENEMEM. CANLARINA OKUYORUM! İÇERİDE KALDIĞIM SÜRECE FATURALARINI DAHA İYİ KESİYORUM.
Eşi : Valla, işallah, işallah da dışarıdayken söke söke alsak daha bi memnun olacağız.
Kadir Sağdıç : Yok yavrum, biz buradayken daha iyi söküyoruz. Hiç merak etme, diş operasyonları çok güçlü  gidiyor.
Eşi : Hehehe
Kadir Sağdıç : Dışarıdayken ilgilenemem. Canlarına okuyorum! İçeride kaldığım sürece faturalarını daha iyi kesiyorum.
Hiç merak etme!
Eşi : Anladım, işallah..
DAHA İYİ ERİŞİYORUZ HER YERE.
Kadir Sağdıç : Hep birlikte öyleyiz. Buradaki bütün çocuklar… Enteresan oluyor. Daha iyi erişiyoruz her yere.
Daha iyi duyuruyoruz.
Eşi : İyi maşallah.
Oğlu : Aynen babacığım…
Kadir Sağdıç : Eee.yani Hasdal Entellektüel Center.
Kızı: Evet, aynen. He-Man gibi çıkacaksınız maşallah.
Kadir Sağdıç : Aynen. Hasdal center for ekselans.
Ailecek: Hahahah
Kadir Sağdıç : Mükemmeliyet merkezi.
Kızı: Eğitim merkezi.
ATTIKLARINA, ATACAKLARINA PİŞMAN OLACAK PEZEVENKLER
Kadir Sağdıç : Valla, yani diyet, spor, okuma, yazma. Kitaplar yazılıyor. Yazanlar var. Attıklarına, atacaklarına pişman olacak pezevenkler.
Oğlu: Baba!
Kadir Sağdıç : Efendim canım.
BURAK (ÖRNEK)’LA BERABER DİYORUZ Kİ Bİ DOĞALGAZ SONDAJI YAPALIM AKDENİZ’DE
Oğlu: Burak (ÖRNEK)’la beraber diyoruz ki bi doğalgaz sondajı yapalım Akdeniz’de. Ne kadar …?
Kadir Sağdıç : Yaa hiç merak etme,  onları başlattık, şeyleri bağladık, tavsiyelerde bulunduk.
Oğlu: Baba meydan boş nasıl olsa… Biz rahat rahat gider çıkartırız.
HERŞEYİ BURADAN İDARE EDİYORUZ. BU COĞRAFYA BİZİM COĞRAFYAMIZ.
Kadir Sağdıç : Nereye boş, nereye boş. Bırakır mıyız lan oraları boş. Hayatta! Herşeyi buradan idare ediyoruz.
Kadir Sağdıç : Hiç merak etmeyin. Sizin torunlara kadar garanti ederiz. Ondan sonrasını bilmem yani. Öyle haybeye yok. Kimseye birşey koklatılmaz. Bu coğrafya bizim coğrafyamız. Bak sana bir şey söyleyeyim mi? Hakikaten moralman çok iyiyim. Burada daha iyi mücadele ediyoruz. Anlatıyoruz derdimizi. Sağolsun komutanlar dinliyorlar. Tamam mı? Biz avukatlarımız  falan daha iyiyiz yani.
************************************************************************

BİR DAHA DARBE OLMAZ DİYENLER…

Son dönemde; demokrasinin artık yerleştiğini, normalleşme için tutukluların serbest bırakılması gerektiğini, özel yetkili mahkemelerin miadının dolduğunu ve lağvedilmesi gerektiğini, Türkiye’de artık bir anti demokratik süreç olamayacağını savunanlar var.

İşte aşırı güven budur. Üzülerek söyleyeyim ki Türkiye hala muhalif bir rüzgar estiğinde bütün kazanımların kaybedilebileceği bir iklimde.

Bunun hem iç hem de dış dinamikleri var.

Pusuda bekleyen dış dinamikleri Çakmak paşa ses kaydında anlatıyor:

“Farklı yabancı istihbaratlar bunları tıkadı. Çalkantı içindeler, biz de boş değiliz. Neler var, neler var. Şu anda bizim bildiğimiz. Almanya başka bir şey söylüyor, Amerika başka bir şey söylüyor, Alman istihbaratı var, CIA var, MOSSAD var. Onun için onlar şimdi çok büyük çalkantı içindeler. Çok ciddi tıkandılar. Bir sürü hesaplaşma olacak…”

Paşa doğru tespitlerde bulunmuş.

Türkiye’nin son yıllardaki atılımlarından bu ülkeler ve istihbarat örgütlerinin memnun olmaları mümkün mü?

Türkiye’nin eski uysal ve söz dinleyen konumuna gerilemesinin içerdekilerin dışarı çıkmasıyla, Ergenekon zihniyetinin yeniden kökleşmesiyle mümkün olabileceğinin iç mihraklar da farkında dış mihraklar da…

Kendine aşırı güven ve rehavet anında hepsi birlikte harekete geçeceklerdir.

Ve gerçekten de bu sefer rövanş 28 Şubat’a filan benzemez.

Paşanın ifadesiyle çoluk çocuk demeyeceklerdir.

Bu zihniyetin içerden çıkması demek, terörle mücadelenin durması, şehitlerin artması, yeniden içe dönmemiz, demokrasinin gerilemesi, tasfiyeler ve toplumun her hücresine kadar zulüm demek.

Düne kadar yargılamanın uzun sürdüğünden, tutukluluğun infaza dönüştüğünden yakınan İstanbul Barosu, şimdi mahkeme nihai sürece giremesin diye hukuku ayaklar altına alarak, Hitler’in hukukçuları gibi davranıyor.

Cuntacıların emir ve görüşlerine amade bu Baro’ya da; çoluk çocuk demeden intikam planları kuran Balyozculara da aman verilmemeli.

Başka bir balyoz tutuklusu Tuğamiral Fatih Ilgar’ın geçen hafta düşen ses kaydında içerden çıkınca iç savaş çıkaracaklarını söyledikten sonra bir kanun değişikliğiyle serbest kalacaklarını ifade ediyordu.

“Şimdi yedi düvel duysun; darbe tertip etmekten tutuklu bulunan subaylara, Genelkurmay’dan devletin parası, otobüsü ve uçağıyla ve “emirle” toplu ziyaretler yapılıyor.
Yedi düvel duysun…
Darbe tertip etmekten tutuklu bulunan subayların hukuksal masrafları, TSK mensuplarından zorla toplanan paralarla finanse ediliyor…
Yedi düvel duysun…
Darbe tertip etmekten tutuklu bulunan subaylar, askeri cezaevlerinden TSK’yı yönetiyor, evlerinde olmadığı kadar rahat ettiriliyorlar.
Şimdi yedi düvel cevap versin…
Normalleşme dediğiniz bu mudur?”diyor ve soruyordu 28 Ocak 2012tarihli yazısında Yener Dönmez...Bizlerden çok daha önce bu gerçeği görüp feryat ediyordu o yazısında…

Her iki paşada aynı şeyi söylediğine göre önemli bir yerden yasal değişiklik sözü almışlar.

Detaylara bakınca CMK 250’den bahsettikleri anlaşılıyor.

Bunlara böyle bir fırsat, tarihi hata olur.

Reklamlar