Etiketler

, , , ,

Ertuğrul Özkök’ün Hrant Dink Cinayetindeki Rolü!

21 Ocak 2012 / 09:48

Bu manşetler ortamı zehirlemeseydi, belki de o gençler adam öldürürken değil, çift okeye dönerken yakalanacaktı…

Ertuğrul Özkök, “Yine aynı şeyi söyleyeceğim” diyor.

Söylüyor da…

Biraz değişiklik yapıyor, önceki söylediklerinin “tehlikesiz” olduğunu tanıtlamak için (“kanıtlamak”değil) başka insanları “tanıklığa” çağırıyor ama aynı şeyleri söylemeyi başarıyor.

Daha doğrusu, bizi ikna etmeye çalışıyor.

İnat bu ya… İkna olmuyoruz biz de.

Niyetinin sahih olduğuna bir türlü inanamıyoruz.

Peşin fikirlerle ve “önyargılarla” kuşatılmış haldeyiz.

Bunda bizim kabahatimiz yok… Önyargılı olmamızın müsebbibi yine kendisi ve “şanlı tarihi…”Daha doğrusu, şanlı tarihinde yazdığı birtakım sorumsuz yazılar, attığı yahut attırdığı birtakım tehlikeli manşetler…

Hani, Hrant Dink’i, okey masasından kalkan birkaç sokak serserisinin öldürdüğünü yazmıştı ya…

İşin içinde örgüt arayacağımıza, okey masasından kalkan o gençleri tanımaya çalışmalıydık. Onları bu cinayete kışkırtan nedir, bunu görmeliydik. Bu gençlerin ruh halini anlamalıydık. Falan filan…

Böylesine laubali ve sorumsuz bir yazı…

Bu yazısı çok tepki topladı.

Hatta, “okey masasındaki çocuklar” ifadesi, Hrant davasının sembol cümlelerinden biri haline geldi.

İhtimal ki, kendisi de, yıllarca, bu yazının pişmanlığını yaşadı…

Belki utandı.

Belki üzüldü.

Eh, gün bu gündür… Hazır mahkeme kararını vermiş ve işin içinde bir örgüt bulamamışken, cinayet“okey masasından kalkan gençlere” fatura edilmişken, o gençleri bu cinayete kışkırtan gazete manşetleri unutulmuşken ya da kimse tarafından hatırlanmıyorken, bir küçük tavzihle (“Yine aynı şeyi söyleyeceğim”) durumu düzeltebilir, bu pişmanlıktan kurtulabilirdi

Kurtulmak için adeta çırpınmış…

Birazdan canını sıkacağım için, yazısından ilgili bölümü “aynen” iktibas etmeyi ödev biliyorum…

Kurtulabilmiş mi? Bir de siz de bakın…

Buyrun: “Okey maslarındaki genç insanların nasıl olup da faşizmin sıradanlaşmış SS’leri, katilleri, militanları haline geldiğini sormaz, araştırmazsak, karanlıkta oturan birtakım insanlar daha çok Samast’lar bulur. Malatya’da Hıristiyan gırtlağı kesecek daha çok cani bulabilir. Ben hafifletici neden aramıyorum. Nedenini arıyorum. Okey masasındaki adam nasıl Hrant Dink gibi bir insanı katleden caniye dönüşüyor?”

Nasıl mı dönüşüyor?

Birtakım gazeteleri izliyor, iki cümlesinden biri “vatan haini” olan ve sürekli “nefret suçu” işleyen birtakım köşe yazarlarını okuyor.

Daha açık konuşamıyorum, yıllardır üzdüğüm Ertuğrul Özkök’ü tekrar tekrar üzmek istemiyorum.

Diyorum ki, “okey masasından kalkan o militan ve cani gençlerin ruh halini” anlayacağına, önce yazdığın yazılara, attığın ya da attırdığın manşetlere, “büyük yazar, esprili yazar” dolduruşuyla gazete köşelerine konuşlandırdığın yazarlara bak…

Kabahati başka yerlerde arayacağına, önce evinin önünü süpür.

Hrant Dink’i “nefret objesi” haline getiren haberler, “Türkiye Türklerindir” lejandının altında yayımlanmıştı.

Üstelik, hafızamız Ahmet Kaya’ya,

Orhan Pamuk’a, Atilla Yayla’ya, birtakım “gerici” eşhasa yapılanlarla dopdolu ve zihnimizde“Vay şerefsiz” manşetleri geçit resmi yapıyor…

Bu manşetler ortamı zehirlemeseydi, belki de o gençler adam öldürürken değil, çift okeye dönerken yakalanacaktı…

Ahmet Kekeç – Star

Reklamlar